Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Brexit ile artan belirsizlik Türkiye’nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir”

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ülkeleri büyükelçileri ile toplantıda yaptığı konuşmada, “Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse Avrupa Birliği’nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de Birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır. Brexit ile artan belirsizlik ancak Türkiye’nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Büyükelçilere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının ülkeler ve insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

“YAŞADIĞIMIZ SÜREÇ BİZE TÜM İNSANLIĞIN AYNI GEMİDE OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA HATIRLATMIŞTIR”

Konuşmasının başında tüm Avrupa halklarının yeni yılını kutlayarak, 2021’in sağlık, barış ve huzur getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020’de koronavirüs salgını başta olmak üzere birçok zorlukla mücadele edildiğini anımsattı.

Koronavirüsün son asrın en ciddi sağlık krizlerinden birisi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın daha şimdiden dünyanın hemen her ülkesinde izleri yıllarca silinmeyecek derin acılar bıraktı. Bugüne kadar salgında hayatını kaybeden yaklaşık 2 milyon kişinin her biri istatistikten öte bir candır. Yaşadığımız süreç bize din, dil, ırk, bölge farkı gözetmeden tüm insanlığın aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgınla mücadelede küresel dayanışma ve iş birliğinin önemine dikkati çekerek, Türkiye’nin bu süreçte vatandaşlarına en iyi sağlık hizmetini sunmaya çalışırken, hiçbir ayrım yapmadan, aralarında Avrupa ülkelerinin de yer aldığı 156 ülkeye ve 11 uluslararası kuruluşa tıbbi malzeme desteği sağladığının altını çizdi.

“DAYANIŞMANIN GÜCÜNE İNANAN BİR MİLLET OLARAK YARDIM FAALİYETLERİMİZİ DEVAM ETTİRECEĞİZ”

Acil tahliye uçuşlarıyla 100 bini aşkın vatandaşı Türkiye’ye getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 67 ülkeden 5 bin 500’den fazla yabancının tahliyesini de yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den ana vatanlarına dönmek isteyen 90 ülkeden 38 bin yabancıyı da ülkelerine gönderdiklerini ifade ederek, “Tüm bunları muhataplarımızdan maddi bir karşılık beklediğimiz için değil, insanlık ailesine karşı kendimizi mesul hissettiğimiz için yaptık. Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir millet olarak yardım faaliyetlerimizi bundan sonra da devam ettireceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin farklı kaynaklardan temin ettiği aşıları, vatandaşlarına gönüllülük esasına dayalı olarak uygulamaya başlayacağını ifade ederek, “İnsan deneyi aşamasında olan yerli aşılarımızı gerekli onayların ardından inşallah milletimizle birlikte tüm insanlığın hizmetine sunacağız” açıklamasında bulundu.

“BİZ, DOĞU AKDENİZ’DE HAKKIMIZ OLMAYAN BİR ŞEYİ TALEP ETMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılının Türkiye-AB ilişkileri bakımından da maalesef kolay geçmediğini aktararak şöyle devam etti: “Geride bıraktığımız dönemde çoğu da suni olarak üretilen pek çok tatsız sorunla uğraşmak zorunda kaldık. Bazı üye ülkeler Türkiye ile ikili problemlerini AB koridorlarında çözme çabasına girdi. Birlik dayanışması bahanesinin ardına sığınılarak Türkiye-AB gündemi suiistimal edildi. Bu yaklaşım bir yandan köklü münasebetlerimizi esir alırken, diğer yandan birliğin bölgesel ve küresel güç olma iddiasını da zayıflatıyor. ‘Stratejik körlük’ olarak nitelendirdiğimiz bu tavrın en somut göstergesi Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesidir. Her iki konuda da Türkiye ciddi haksızlıklara maruz kalmıştır. Oysa Türkiye Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şimdiye kadar hayata geçirdiği enerji projeleri ile Avrupa’nın enerji arz güvenliğine önemli katkılarda bulunduğuna vurgu yaparak, “Biz, Doğu Akdeniz’de hakkımız olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Bölgede var olan hidrokarbon kaynakları konusunda ülkemizin ve milletimizin meşru menfaatlerini korumaya çalışıyoruz. Hiçbir geçerliliği olmayan maksimalist haritalar üzerinden ülkemizin sahillerine hapsedilme girişimlerine itiraz ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE AKDENİZ’DE GERİLİMDEN DEĞİL, BARIŞTAN VE ADALETTEN YANADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yaşanan kimi hadiselerde Türkiye’nin haklarını koruma kararlılığını gösterdiğinin altını çizerek, “Türkiye’nin ve KKTC’nin içinde yer almadığı hiçbir denklemden Akdeniz Barışı çıkmayacağı herhalde artık anlaşılmıştır” uyarısında bulundu.

“Türkiye Akdeniz’de gerilimden değil, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyetten ve adaletten yanadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Akdeniz, bizleri ayıran değil, hepimizi birbirimize yakınlaştıran, birleştiren, iş birliğimizi güçlendiren bir denizdir, öyle olmalıdır. Akdeniz, Cezayir’den Mısır’a, Libya’dan Tunus’a, Filistin’den İsrail’e, Türkiye’den Yunanistan’a, İtalya’dan İspanya’ya kadar tüm ülkeleri ve halklarıyla büyük ailemizin çatısı, ortak yuvasıdır. Doğu Akdeniz’i bir rekabet alanı olmaktan çıkartıp uzun vadeli çıkarlarımıza hizmet edecek bir iş birliği havzası hâline getirmeliyiz. Gündeme getirdiğimiz Doğu Akdeniz Konferansı’nın da bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkleri dâhil tüm tarafları bir araya getirecek bir enerji iş birliği forumu kurulmasının faydalı olacağı kanaatinde olduklarını dile getirdi.

“KIBRIS’TA YENİ VE GERÇEKÇİ ALTERNATİFLERİ TARTIŞMAMIZ GEREKİYOR”

Yunanistan’ın Navtex ilanıyla ve sahaların sadece yüzde 10’unu kullanarak yeni bir gerginlik sebebi oluşturduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son yıllarda hava sahası ihlallerini ve gayri askerî statüdeki adalarda özellikle hukuka aykırı faaliyetlerini artıran Yunanistan’ı gerginliği tırmandırıcı faaliyetlerinden vazgeçmeye davet ediyoruz. Komşumuz Yunanistan ile 25 Ocak’ta başlayacak istikşafi görüşmelerin inşallah yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum” dedi.

AB’nin hem bu konularda hem de Kıbrıs meselesinde samimi bir özeleştiri yapması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin, Kıbrıs’ta 2004 yılında çözüme “hayır” diyen Rum tarafını tam üyelikle ödüllendirirken, referanduma “evet” diyen Kıbrıs Türkü’ne verdiği taahhütleri unuttuğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları da yerine getirmesini bekliyoruz. Son dönemde AB’nin Kıbrıs Türk tarafıyla üst düzey hiçbir teması olmamıştır. Hâl böyle iken AB, Kıbrıs meselesinin çözümünde nasıl kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir?” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs’ta iki devletli model dışındaki alternatiflerin çözüm olmayacağını, yarım asırlık müzakere tarihinden alınan derslerin açıkça gösterdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta başarısız olmuş modelleri tekrar tekrar konuşmak yerine yeni ve gerçekçi alternatifleri tartışmamız gerekiyor” diye konuştu.

“NİHAİ HEDEFİMİZ OLAN TAM ÜYELİKTEN HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa ile ilişkileri vizyoner bir yaklaşımla yeniden ele alarak, gerilim hattından kurtarmak istediklerini, son dönemde bu çerçevede iki tarafça atılan adımları memnuniyetle takip ettiklerini söyledi.

Portekiz’in AB dönem başkanlığında tüm başlıklarda müspet gelişmeler sağlanmasını ümit ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bin yıldır aynı coğrafyayı paylaşıyor, aynı medeniyet havzasından besleniyoruz. Türk tarihini nasıl Avrupasız okumak mümkün değilse, Avrupa tarihini de Türkiyesiz anlamak mümkün değildir. Millet olarak geleceğimizi Avrupa ile birlikte tasavvur ediyoruz. Bu anlayışla 60 yıldır Birliğe tam üyelik mücadelesi veriyoruz. Bu süreçte karşılaştığımız onca çifte standarda ve haksızlığa rağmen, nihai hedefimiz olan tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik. Göreve geldiğimiz 2002’de ‘Kopenhag Kriterlerine gerekirse Ankara Kriterleri der yolumuza devam ederiz’ demiştim. Nitekim son 18 senede bu sözümüze sadık olarak vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini genişletme noktasında tarihî nitelikte adımlar attık. Mevcut anayasamızın üçte ikisini değiştirerek darbe dönemlerinin izlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Darbe, cunta ve siyasete anti demokratik müdahalelerle maruf bir ülkeyi ileri demokrasi rayına oturttuk. Sivil siyasetin önündeki engelleri kaldırıp ülkemizde sessiz bir devrime imza attık. Avrupa Birliği üyesi ülkeler bunu ‘Türkiye’nin sessiz devrimi’ olarak nitelemişlerdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 yıl boyunca sokak olaylarından teröre, vesayetten 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kadar demokrasiye yönelik saldırıların püskürtmelerinde söz konusu sessiz devrimin çok büyük payının olduğunun altını çizdi.

“Bugün elini vicdanına koyan herkes 18 sene öncesine göre Türkiye’nin demokrasiden hukuka kadar her alanda hayal dahi edilemeyecek derecede ileri bir konumda olduğunu görebiliyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananları yakından takip edenlerin Türkiye’nin bu süreçte Avrupalı dostları tarafından yalnız bırakıldığını da kabul ettiklerini kaydetti.

“ÜLKE OLARAK UZUN VADELİ BİR BAKIŞ AÇISIYLA İLİŞKİLERİMİZİ YENİDEN RAYINA OTURTMAK İÇİN HAZIRIZ”

Türkiye’nin özellikle 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terörle mücadelesinde Avrupa’dan beklediği destek ve dayanışmayı göremediğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha vahimi 15 Temmuz gecesi kimi Avrupalı siyasetçiler adeta darbeye çanak tutan bir tavır sergilemişlerdir. Darbe gecesi 251 vatandaşımızı şehit eden FETÖ’cü teröristler, birçok Avrupa ülkesinde hiçbir tahkikata uğramadan hayatlarını devam ettiriyor. Aynı şekilde bölücü terör örgütü mensupları Avrupa’nın göbeğinde şahsımı, milletimizi ve ülkemizi en aşağılık şekilde hedef alan sözde protesto eylemleri düzenleyebiliyor. Strazburg’da, Brüksel’de çadırlar kurmak suretiyle hatta hatta oralarda konferans verebilecek seviyede bunlara kapılar açılabiliyor. Hukuk, demokrasi, özgürlük ve müttefiklikle asla bağdaşmayan bu tablonun milletimizde oluşturduğu infialin Avrupalı dostlarımız tarafından yeterince kavranamadığı anlaşılıyor.”

Büyükelçilere, “Nasıl oluyor da bu tür teröristlere Avrupa Konseyi’nde, Avrupa Birliği’nde kapılar açılıp, bunlar oralarda rahat rahat cirit atabiliyor?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk insanın Avrupa Birliğine ve Avrupa değerlerine olan inancının zayıflamasının temel nedeni işte bu tablodur. Son yıllarda yükselen İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılık ise bu olumsuz algıyı daha da körüklüyor” değerlendirmesinde bulundu.

İslam karşıtlığının Avrupa değerleri açısında da büyük bir kara deliğe dönüştüğü uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’de herhangi bir kiliseye karşı böyle bir bomba atma, herhangi bir eylem girişimi söz konusu olmuş mudur? Olamaz. Böyle bir şeye asla müsaade etmeyiz. Tam aksine kilise, manastır, sinagog bunların kendi cebimizden restorasyonlarını yapmak suretiyle ibadete açıyoruz. Bütün bunlar açık, net ortadayken acaba şu anda Fransa’da, Almanya’da, Avrupa’nın birçok yerinde Müslümanların ibadet yerlerine yapılan bombalama ve saldırıları neyle izah edeceğiz? Oralardaki din adamlarımıza karşı saldırıları neyle izah edeceğiz?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin kültürel ırkçılıkla mücadelede de Birliğin elini güçlendireceğini belirterek, “Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse Avrupa Birliği’nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de Birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır. Brexit ile artan belirsizlik ancak Türkiye’nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir. Biz ülke olarak uzun vadeli bir bakış açısıyla olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız. Avrupalı dostlarımızın da aynı iradeyi sergilemesini bekliyoruz” diye konuştu.

“TÜRKİYE, DÜNYADA EN FAZLA SIĞINMACIYA EV SAHİPLİĞİ YAPAN ÜLKE”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile AB arasındaki 18 Mart Mutabakatı’nın güncellenmesinin ilişkilere güven ve ivme kazandıracak şekilde yapılması gerektiğini vurguladı.

Geçen yıl martta AB konsey ve komisyon başkanları ile Brüksel’de yapılan görüşmede mutabakatın güncellenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak bu anlaşma doğrultusunda üzerimize düşeni yaptık, güncellenmiş önerimizi ilettik. Ama henüz Avrupa makamlarından tekliflerimize cevap alamadım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenli Türkiye-AB zirvelerini ve üst düzey diyalog toplantılarını yeniden başlatmakta fayda gördüklerini aktararak, “Kısa bir süre önce gerek Charles Michel gerekse Ursula von der Leyen ile yaptığım görüşmelerde bu adımları atma ve bu ay sonu kendileriyle beraber ülkemizde bir araya gelme teklifini yaptım. Onlardan da kabul gördü” diye konuştu.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e Suriye’nin kuzeyinde yapılan briket evleri ziyaret etme teklifinde bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Ursula von der Leyen’e dedim ki, sadece gelmek değil, hatta şu anda Suriye’nin kuzeyinde yapmakta olduğumuz briket evleri sizinle beraber gezmek isterim. Göçten sorumlusunuz, göç konusuyla ilgileniyorsunuz, buraları beraber bir görelim ve bu konuda nasıl bir hassasiyet içerisinde olduğumuzu görün. Çünkü biz kendilerinden söz aldık ve bu briket evler konusunda, ciddi bir sayıyı onların da yapmak istediklerinin sözünü bana verdiler ama bize bu konuda en ufak bir destek gelmedi. Şimdi ise 50 bin briket konut yapma planımızın şu anda hemen hemen yarısından fazlasını gerçekleştirmiş durumdayız. Bir taraftan şu anda altyapısını yapıyoruz ama sizinle oraya gidene kadar büyük oranda bunları da bitirmiş oluruz. Türkiye’nin bu konuda da neler yaptığını ve şimdi İdlib’teki, o gerçekten muhacir insanların, ölümle her an karşı karşıya olan insanların, buraları nasıl heyecanla beklediklerini orada göreceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yük olan değil yük alan bir ülke olduğuna dikkati çekerek, özellikle Avrupa’nın sığınmacı akınına uğramasının önüne geçmede gösterdikleri fedakârlığın asla unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin son altı yıldır dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunu Ursula von der Leyen ifade etti. Yani 6 milyar avroluk bunun için bir para ayrıldığını ve bundan da 3 milyar 200 milyon avronun Türkiye’ye gönderildiğini veya gönderileceğini, buna benzer ifadeler kullandılar. Şu ana kadar bizim için uygulamaya giren ciddi manada bir rakam dersem yalan olmaz. Çünkü proje bazlı çalıştık, çalışıyoruz. Her şey ortada. Bunları görmek mümkün. Böyle bir şey yapılmış olsa da bizim şu anda göçmenlere yaptığımız harcamanın bu rakamlarla zaten hâlledilmesi mümkün değil. Bunlar öyle ufak tefek rakamlar değil. Yapılan harcama çok çok büyük ve şu anda ülkemizin sadece bir bölgesinde değil, birçok bölgelerde bu tür göçmen kamplarımız var.”

“TÜRKİYE GÖÇÜN ORTAK YÖNETİMİ KONUSUNDA AYNI İRADEYİ TEKRAR SERGİLEMEYE HAZIRDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kamplarının, dünyanın değişik yerlerindeki gibi ilkel çadırlardan oluşmadığını ifade ederek, “Hepsinde adeta insani bir yaşam tarzını göçmenlere hazırladık ve bundan iftihar duyuyoruz. İstiyorum ki, bu da özellikle Avrupa Birliği’nin dünyaya örnek bir sergilemesi olsun. Bu işleri Sayın Guterres de çok iyi bilir. Onunla beraber de ülkemizdeki göçmen kamplarını bu görevde iken gezmiş dolaşmıştık. Şimdi de aynısını yine beraber yapalım diyorum ve kendileri de olumlu yaklaştılar. Temenni ederim ki Türkiye ziyaretinde bunu beraber gerçekleştiririz” şeklinde konuştu.

Sadece Suriye kökenli 4 milyona yakın insanın Türkiye’de misafir edildiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Sınırlarımız ötesindeki 5 milyon ihtiyaç sahibine düzenli yardım ulaştırıyoruz. Avrupa Birliği bir ülkeye 100 bin sığınmacı için 3 milyar avro destek verirken, Türkiye’deki 4 milyon sığınmacı için 3 artı 3 milyar avroluk taahhüdünü bile tam olarak yerine getirmemiştir. Buna rağmen Türkiye göçün ortak yönetimi konusunda aynı iradeyi tekrar sergilemeye hazırdır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Türk vatandaşlarına vize serbestisi sağlanması ve üyelik müzakerelerimizde mesafe kat edilmesi de 18 Mart Mutabakatı’nın parçasıdır. Vize serbestisi, aslında 2020’nin değil 2014’ün sonuna kadar çözülmesi gereken bir sözdü ama yapılmadı. Şimdi 2020 bitti, 2021’deyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik ve terörle mücadele alanında iş birliğinin ilerletilmesi gerektiğinin belirterek, şöyle konuştu: “DEAŞ ile mücadele deniyor. Soruyorum, Türkiye’den başka DEAŞ ile mücadelede onurlu, şahsiyetli bir mücadele veren ülke var mı Avrupa Birliği ülkeleri içinde? Bu mücadeleyi de en onurlu şekilde veren Türkiye, biziz. Hiç gözlerinin yaşına bakmayız. Nerede bulursak orada gereğini yaparız. PKK/YPG ile aynı şekilde mücadelemiz sürerken, maalesef batılı dostlarımız PKK/YPG bunlarla ilgili, onları kendi ülkelerinde barındırıyor, onlara gerekli destekleri veriyor. Kusura bakmayın açık ve net konuşuyorum. Dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben gerçeği söylemek mecburiyetindeyim. Çünkü şu anda müzakereci bir ülke olarak Türkiye bunları sizinle paylaşmazsa, bilesiniz ki yarın aynı bela sizin de başınıza gelecektir. Avrupa’nın ve NATO’nun güneydoğu sınırlarının, dolayısıyla da güvenliğinin Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundan başladığını hatırlatmak isterim. Hepinizle NATO’da beraberiz. NATO’da birlikte olduğumuza göre bu mücadeleyi de beraber sürdürmemiz gerekmez mi? Bunu da beraber sürdürmemiz gerekir. Terörle mücadelede biz hiçbir NATO ülkesini yalnız bırakmadığımıza göre, acaba neden NATO’nun diğer ülkeleri bizi terörle mücadelede yalnız bırakıyor?”

“İDLİB’TEKİ MEVCUDİYETİMİZLE YENİ BİR İNSANİ TRAJEDİNİN VE BÜYÜK BİR GÖÇ DALGASININ ÖNÜNE GEÇTİK”

Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin bulunduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki koalisyon ülkeleri olarak Almanya, Fransa, İngiltere ve hatta Amerika’nın bu mücadelede Türkiye’nin yanında yer almadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, binlerce tır silah, mühimmat ve araç gerecin terör örgütlerine gönderildiğini ve terör örgütlerinin bunlarla Türkiye’ye savaş açtığını vurgulayarak, “Biz bir NATO ülkesi olarak bunlarla bu şekilde savaştık, savaşıyoruz ve savaşacağız. Geri durmak yok” diye konuştu.

Libya ve Dağlık Karabağ gibi bazı kesimlerce sorunlu addedilen alanlardan hiçbirinin Avrupa Birliği ve üye ülkelerle olan ilişkilerin özüne müteallik olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’nın doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter’e karşı yapılan Berlin Konferansı’nda alınan kararlara uyulmadığına dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hafter’in bölgede kendi kendini koruma durumunda olduğunu hatırlatarak, “Biz eğer o darbeci Hafter’e karşı mücadelemizi vermemiş olsaydık çok açık net söylüyorum uluslararası camianın kabul ettiği şu andaki Millî Mutabakat Hükûmeti yok olurdu. Bizim oradaki varoluşumuz oradaki Millî Mutabakat Hükûmeti’nin ömrünü uzatmıştır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu bölgelerde aldığı inisiyatiflerle Avrupa’nın güvenliğine katkıda bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve hepsini de geri gönderdik. Çatışma bölgeleri ile bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bin kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Türkiye’nin sınır dışı ettiği DEAŞ mensuplarıyla ilgili gereken tedbirleri almadıkları için eyleme maruz kalan ülkelerin içine düştükleri acı durumu sizler de gördünüz. Suriye’de bir dönem terörün kol gezdiği bölgeleri güvenli hâle getirerek 420 bini aşkın mazlumun memleketlerine geri dönmesini sağladık. İdlib’teki mevcudiyetimizle yeni bir insani trajedinin ve büyük bir göç dalgasının önüne geçtik. Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği ülkenin kanlı bir iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Ortaya koyduğumuz inisiyatif Libya’da Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi sürecin önünü açtı.”

“2021 SENESİNİ AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ BAKIMINDAN BAŞARIYA TAHVİL ETMEK BİZİM ELİMİZDEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Dağlık Karabağ’da 30 yıllık bir gecikmeyle de olsa adaletin tecelli etmesini ve bölgenin hasret çektiği istikrara kavuşmasını sağladığını anımsatarak, 30 yılda MİNSK Üçlüsü’nün başaramadığının Türkiye’nin verdiği destekle 44 günde gerçekleştirildiğini ifade etti.

Tüm bu konuların objektif ve stratejik bir bakış açısıyla ele alınması durumunda Avrupa Birliği ile Türkiye’nin çıkarlarının örtüştüğünün görüleceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2021 senesini Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri bakımından başarıya tahvil etmek bizim elimizdedir. Önyargılar veya korkular yerine uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ettiğimizde bunu başarabileceğimize inanıyorum. Sayın Michel ve Sayın von der Leyen’ı ay sonunda Türkiye’de misafir edeceğiz. Kendileriyle bu konuları etraflıca ele alacağız. Dışişleri Bakanım da bu ziyaret öncesinde 21 Ocak’ta Brüksel’de temaslarda bulunacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk ve ekonomi alanında yeni reformların hazırlıkları içinde olduklarını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: “Son aşamasına gelen çalışmaları inşallah yakında kamuoyumuzla paylaşacağız. Bu çerçevede Reform Eylem Grubu’nu da toplayarak, kapsamlı bir değerlendirme yapacağız. Temennim odur ki altı ay gibi bir aralıkla sizlerle de bir araya gelmeyi, ama Dışişleri Bakanım ama ben şahsım, önemli görüyorum. Bu toplantıları yapmak suretiyle istiyorum ki bu buluşmalarla çok daha bu münasebetleri güçlendirelim, Bu adımları atalım ve bu adımları atarak, sizler de adeta ülkelerinizi enforme edin. Tüm kurumlarımızın katkılarıyla 2021-2023 arası Avrupa Birliği Ulusal Eylem Planımızı güncelledik. Bu süreçte sizden gerek Brüksel’e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz. Bu vesileyle bir önceki Dönem Başkanı Almanya’ya ilişkilerimizin geliştirilmesi yönünde harcadığı çabalar için teşekkür ediyorum. Yeni dönem başkanı Portekiz’e ve müteakip dönem başkanı Slovenya’ya şimdiden başarılar diliyorum.”

Dünya

“Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil, tüm bölge ülkeleri kazançlı çıkacaktır”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Millî Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Karabağ’ın azat edilmesi, Azerbaycan’ın bağımsız geçen son 30 yılının en önemli hadisesidir. Bu zaferle, Kafkaslarda kanayan bir yara kapanmış, bölgede kalıcı barış ve huzur için büyük bir fırsat doğmuştur. Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil, Ermenistan da dâhil olmak üzere, tüm bölge ülkeleri, hatta tüm dünya kazançlı çıkacaktır” dedi.
Resmî ziyaret için Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Millî Meclisi’ne hitap etti.
Konuşmasına, Karabağ’ı azat etmiş kardeş Azerbaycan’ın Millî Meclisi’nde olduğu için mutlu olduğunu belirterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karabağ’ın azat edilmesi, Azerbaycan’ın bağımsız geçen son 30 yılının en önemli hadisesidir. Bu zaferle, Kafkaslarda kanayan bir yara kapanmış, bölgede kalıcı barış ve huzur için büyük bir fırsat doğmuştur” dedi.

“Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil, Ermenistan da dâhil olmak üzere, tüm bölge ülkeleri, hatta tüm dünya kazançlı çıkacaktır” diye sözlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de Azerbaycanlı kardeşlerinin ve bölgenin topyekûn kalkınması, refahın artması, huzurun kökleşmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya hazır olduklarını vurguladı.

“KALICI BARIŞA GİDEN YOLUN, BÖLGEDEKİ TÜM DEVLETLERİN KARŞILIKLI GÜVEN TEMELİNDE GELİŞTİRECEKLERİ İŞ BİRLİKLERİNDEN GEÇTİĞİNE İNANIYORUZ”

Son 30 yılda Karabağ’da yaşanan kriz döneminde kimlerin eline ne geçtiği, kimlerin bu işten kazançlı çıktığı, kimlerin de kaybettiğinin gayet iyi bilindiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, canı yananların, kanı dökülenlerin, acı çekenler, maddi ve manevi olarak kaybedenlerin sadece Karabağ’da yaşayan insanlar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karabağ’da 30 yıldır süren ihtilafın çözümsüz kalmasına seyirci olanlar, daha doğrusu krizin sürmesi yönünde gayret gösterenler ise hep kazanan tarafta olmuşlardır. Kalıcı barışa giden yolun, bölgedeki tüm halkların ve devletlerin karşılıklı güven temelinde geliştirecekleri iş birliklerinden geçtiğine inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük liderlik göstererek, Karabağ zaferi ve barışını Azerbaycan’a kazandıran Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, liderlerinin yanında tek yumruk ve tek yürek olan Azerbaycan halkını ile Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’ni de yeniden tebrik etti. Şehitlere Allah’tan dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakınlarına başsağlığı diledi.

“Bu kutlu vatan savaşı döneminde Türkiye, hem devlet, hem de millet olarak, tüm kalbiyle Azerbaycan’ın yanında yer almıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de bütün imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanındayız, bütün dünya bilsin ki, inşallah yarın da yanında yer alacağız” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl ki Balkan Savaşı sırasında Azerbaycan Millî Marşı’nın yazarı Ahmet Cevat, beraberindeki Azerbaycanlı gençlerle Osmanlı ordusunda savaşmışsa, nasıl ki Çanakkale’de Azerbaycan’dan gelen yiğitlerle, Anadolu’nun delikanlıları birlikte mücadele edip hep birlikte şehadete yürüyüp zafer kazanmışlarsa, nasıl ki Kafkas İslam Ordusu’nun aslanları, Nuri Paşa’nın askerleri, o gün Azerbaycanlı kardeşlerimizin yardımına koşmuşlarsa biz de bugün ve gelecekte bir ve beraber olacağız. Azerbaycan’ın aydınlığı aydınlığımız, sevinci sevincimiz, azatlığı azatlığımız, kaderi kaderimiz, kederi kederimizdir.”

“TÜRK MİLLETİ’NE OLMADIK İFTİRALARLA ÇAMUR ATANLARIN KAFKASLARA, AZERBAYCAN’A BAKMALARI GEREKİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Paşa’nın Kafkaslara geldiği dönemde Ermenilerin 12 binden fazla Türk’ü, Müslümanı katlettiğini, Kafkaslarda tarihin kara sayfalarına yazılacak bir kıyımın yaşandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türk Milleti’ne olmadık iftiralarla çamur atanların önce buralara, Kafkaslara, Azerbaycan’a bakmaları gerekir. Hem de yalnız 100 yıl öncesine değil daha 30 yıl evvel Karabağ’da yaşananlara, Hocalı’da yaşananlara bakmalıdır. Sonra vicdanları el verirse bize yönelttikleri ithamları oturur kendileriyle ayrıca konuşuruz. Ama bunların gözleri var görmez, kulakları var duymaz, kalpleri zaten nasır tutmuştur. Karabağ’ı ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarını 30 yıl boyunca yakıp yıkanları, giderken de geride kalan her şeyi ateşe verenleri görmeyenler, azatlık mücadelesini engellemek için seferber oldular. Şimdi gelsinler Fuzuli’yi görsünler, buraların sağı solu nasıl yakılmış, yıkılmış, tarumar edilmiştir. Gelsinler Karabağ’ı görsünler. İşte dün, yol boyunca buraların hâlini gördük, Kelbecer’i gördük. Buraları ne hâle getirmişler, nasıl bombalayıp, yakıp yıkmışlar. Bunlar gelirken işgalci, giderken ise tarumar ediciydi. Sadece bu davranış bile Karabağ’ın kimin vatanı olduğunu göstermeye yeter.”

Şuşa’nın Karabağ Hanlığı’nın kurucusu Penahali Han devrinden beri adeta tabii bir sanat akademisi gibi müziğin, edebiyatın, sanatın en yüksek seviyede yaşadığı ve yaşatıldığı bir şehir olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiirleri bugün de sevilerek okunan Molla Penah Vagıf’tan başlayarak Şuşa’nın edebiyatın merkezi olma vasfını koruduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kartal yuvası gibi kayalıkların üstünde semaya yakın kurulmasından olacak, Şuşa’ya kültürün, sanatın, edebiyatın ilhamları hep bolca gelmiştir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şuşa’nın, bestekâr Üzeyir Hacıbeyli’nin, Bülbül’ün, Hurşidbanu Natevan’ın, Reşit Behbudov’un ve daha nice sanatçıların, şairlerin yurdu olduğunu dile getirerek şöyle devam etti: “Ahmet Ağaoğlu gibi yalnız Azerbaycan’da değil, Türkiye ve Türk dünyasında da fikirleriyle etkili olmuş aydınların yuvası Şuşa, bugün tekrar kültürle, medeniyetle, hiç endişe etmeyin ayağa kalkıyor. Şuşa’nın ‘Azerbaycan Kültür Başkenti’ ilan edilmesi ve geçtiğimiz günlerde Cıdır Düzü’nde düzenlenen Har-ı Bülbül Musiki Festivali, bu doğrultuda dünyaya verilen açık bir mesajdır. Vagıf Şiir Festivali’nin hazırlıklarının devam ettiğini memnuniyetle duyuyorum. Bu yıl Azerbaycan’ın kültür başkenti olan Şuşa’yı gelecek yıl da ‘Türk Dünyası Kültür Başkenti’ olarak görmekten memnuniyet duyarız. Türk dünyasının dört bir yanından gelecek kültür ve sanat ehlinin, bu güzel şehirde buluşması Şuşa’nın kadim tarihine verilen en güzel selam olacaktır.”

“DEĞERLERİMİZİ HEM YENİ NESİLLERİMİZE HEM DE BÜTÜN DÜNYAYA ANLATMALIYIZ”

Sadece Şuşa veya Karabağ’ın değil, Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının her köşesinin büyük şairler ve sanatçılar yetiştirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl Nizami Gencevi’nin doğumunun 880. yıl dönümüdür. Asırlar boyunca şairler onunla yarışmayı ve ona ulaşmayı bir meziyet saymışlardır. ‘Avni’ mahlasıyla şiirler yazan Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu eserinde de aynı hissiyata rastlanır, ‘Bu kelam ile Nizami işidürse sözüni, ilteler sana hased Sa’di ve Selman bu gice’. Bu yıl ayrıca Ahi Evran’ın doğumunun 850., Ali Şir Nevai’nin doğumunun 580., Hacı Bektaşi Veli’nin vefatının 750., Yunus Emre’nin vefatının 700. yıl dönümüdür. Geçen yıl Farabi’nin doğumunun 1300. yılıydı. Dünyada bu kadar zengin ve yüksek kültürel değerleri olan milletlerin sayısı çok azdır. Biz bu değerlerimizi hem yeni nesillerimize hem de bütün dünyaya anlatmalıyız.”

Rahmetle yâd ederek saydığı ve sayamadığı tüm isimlerin medeniyetlerinin direkleri olduğu gibi, dünya kültürünün de değerleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlık onların eserlerindeki hikmetlerin sırrına vakıf oldukça, dünyamızdaki meseleleri çözmek kolaylaşacaktır. Maziden atiye kuracağımız köprüyle medeniyetimizi yeniden yükseltmek, hak ettiği yere çıkarmak bizlerin elindedir. Birliğimizi, beraberliğimizi, dostluğumuzu, kardeşliğimizi ne kadar sıkı tutarsak, birbirimize ne kadar sıkı sarılırsak bu hedefe o kadar çabuk ulaşırız” dedi.

“KARABAĞ ZAFERİ, SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN, KANIN DEĞİL KALBİN ZAFERİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ Zaferi’nin Azerbaycan’a, Kafkaslara ve dünyaya getireceği yararların kıymetinin zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacağını belirterek “Bu zaferden kimse rahatsız olmasın çünkü bu, yıkımın değil inşanın, zulmün değil adaletin, nobranlığın değil zarafetin, savaşın değil barışın, kanın değil kalbin zaferidir. Nitekim bu zaferin ardından yapılanlara ve yapılacaklara baktığımızda, çizdiğimiz tablonun nasıl ete kemiğe büründüğü görülecektir.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ’ın her köşesine huzur, sükûn ve umudun hâkim olduğunu ifade ederek “Evlerinden, yurtlarından 30 yıldır ayrı olan Azerbaycanlı kardeşlerimize yuvalarına dönme yolu açılmıştır. İnşallah, bir sonraki gelişimizde bu toprakların insanlarının evlerine yerleştiğini görmenin de bahtiyarlığını yaşayacağız. Onlara da şimdiden bu çağrıyı Azerbaycan Parlamentosu’ndan ben de yapıyorum, bir an önce inşallah evleriniz yapılıyor, yapılacak ve oralara yerleşmenizi bizler de hasretle bekliyoruz” dedi.

İşgalin sebep olduğu sürekli çatışma hâlinden kaynaklanan yorucu gerginliğin ortadan kalktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şu anda yollar süratle yapılıyor, viyadükler yapılıyor, elektrik santralleri bir taraftan kuruluyor bir taraftan açılıyor. Bunları gözlerimle gördüm, onun için söylüyorum. Bir taraftan inşallah yine altyapı tesisleri yapılıyor ve bizler de İnşallah TOKİ’mizle bölgede okul, hastane ve buna benzer birçok eserleri inşa etmenin gayreti içerisinde olacağız. Nahçıvan’la Bakü’yü birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nun bölgemize getireceği rahatlamanın ve zenginliğin tarifi mümkün değildir. Bölgemizde ve tüm dünyada zalimin zulmünün ebedi olmadığı, bir gün mutlaka hakkın, hakkaniyetin, adaletin tecelli edeceği herkes tarafından görülmüştür.”

“DÜŞMANLIKLAR ORTADAN KALKSIN”

“Karabağ aynı zamanda, dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının arenası olarak görenlerin hesaplarının bozulduğu yerdir” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstelik tüm bu gelişmelerin, Azerbaycan ile birlikte Ermenistan için de yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Mesela Zengezur Koridoru’nda çalışmaya başlayacak demiryoluyla Ermeniler de kolayca Moskova’ya ve tüm dünyaya ulaşabilecekler. Böylece kendi kendilerine uyguladıkları ablukadan kurtulabileceklerdir. Kardeşimle birlikte teklifimizi yaptık. Neydi teklifimiz? Gelin altı ülke bir platform oluşturalım, Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan. Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar ortadan kalksın. Burada Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar bunu kendisiyle Sayın Başbakan’la da konuştum. Dedim, ‘Bu, Gürcistan’ın da lehine olacaktır. Bu adımı atalım. Bak Ermenistan ile aramızdaki sıkıntıları biliyorsun, ama biz bütün bunlara rağmen Azerbaycanlı kardeşlerimin sıkıntılarının da giderilmesini istiyoruz. Aynı şekilde sizin de Rusya ile olan sıkıntıları aşmanıza bu platform vesile olacaktır.’ ‘Çalışayım.’ dedi. ‘İyi olur’ dedik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgenin barışa ihtiyacı olduğunu belirterek “Bunu başarmamız lazım ve Ermenistan, Azerbaycan ile problemlerini çözdükçe Türkiye olarak biz de gereken adımları atacağız. Türkiye sınırlarının açılmasının Ermenistan’a sağlayacağı faydalar saymakla bitmez. Velhasıl bu zaferi herkesin ortak zaferi hâline getirmek bizlerin elindedir. Bir daha Kafkasya’nın boynuna kimsenin esaret zinciri vuramaması için önümüze çıkan fırsatları hep birlikte en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Biz bu mücadeleyi kendimiz ve dostlarımızla birlikte ‘Dünya beşten büyüktür.’ diyerek küresel düzeyde de veriyoruz” diye konuştu.

“BARIŞI VE ADALETİ BÖLGEMİZDE VE DÜNYADA HÂKİM KILACAĞIMIZ GÜNLER YAKINDIR”

NATO Zirvesi’nde de bunları konuştuklarını ve bunların değerlendirmesini yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun olumlu görüşmelerle buraya döndük. Ama dünyanın sorunları bitmiyor, dünyada çözülecek daha çok sorunlarımız var. Ama dik durursak, sağlam durursak bir olur, beraber olursak Allah’ın izniyle bunları çözeriz. Medeniyet güneşimizi yeniden en tepeye çıkartarak, barışı ve adaleti bölgemizde ve dünyada hâkim kılacağımız günler yakındır” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, Şair Bahtiyar Vahapzade’nin “Azerbaycan-Türkiye” şiirinin “Bir ananın iki oğlu, Bir emelin iki kolu, O da ulu bu da ulu, Azerbaycan-Türkiye. Dinimiz bir, dilimiz bir, ayımız bir, yılımız bir, aşkımız bir, yolumuz bir, Azerbaycan-Türkiye” mısralarını okudu.

Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk ve Azerbaycan şehitliğine geçerek, şehit mezarlarına karanfil bıraktı, dua etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü’deki temasları kapsamında Azerbaycan Görev Grubunda yer alan Türk askerlerini de kabul etti.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

“Bölge üzerinde etkisi olan herkesi, hakikatleri görmeye, Azerbaycan halkının zaferini kabullenmeye ve geleceğe bakmaya davet ediyoruz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bir yandan yıkımları telafi ederken, diğer yandan da Karabağ’ın ve Azerbaycan topraklarının bir daha böyle bir felaket yaşamaması için gereken tedbirleri birlikte alacağız. Bölge üzerinde etkisi olan herkesi, hakikatleri görmeye, Azerbaycan halkının zaferini kabullenmeye ve geleceğe bakmaya davet ediyoruz” dedi.

Resmî ziyaret için Azerbaycan’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, baş başa görüşmelerin ardından Şuşa Valiliği bahçesinde ortak basın toplantısı düzenledi ve Şuşa Beyannamesi’ni imzaladı.

Konuşmasına, bugün farklı bir heyecanın, duygunun içerisinde olduğunu ifade ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce verdiği sözü bugün yerine getirdiğini söyledi.

44 günlük bir savaşın ardından Karabağ’ın, sahiplerinin eline geçtiğini, Ermeni mezalimi ve işgalinden kurtulduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arkadaki fonda görülen bina aslında Ermeni mezaliminin ne yazık ki bu şaheserleri ne hâle getirdiğinin bir ifadesi. Kardeşim de fon olarak basın toplantısında gayet anlamlı bir yeri seçmiş bulunuyor. Bir tarafta valilik binası, diğer tarafta da ne yazık ki Ermenilerin adeta yerle yeksan etmek üzere oldukları bir bina” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Haziran Azerbaycan Millî Günü vesilesiyle “umummillî lider” Haydar Aliyev’i rahmetle andı, Aliyev’in ruhuna Fatiha okudu.

KARABAĞ’IN İNŞASI

Kahraman Azerbaycan ordusunun Karabağ Zaferi’nin sevincini Aliyev ile 10 Aralık 2020’de beraber paylaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “O gün yine bambaşka bir heyecan, coşku vardı. 6 ay sonra bu defa kadim şehir Şuşa’da kendisiyle olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Verdiğimiz sözü hamdolsun yerine gelmiş bulunuyoruz. Azerbaycan halkının Karabağ Zaferi’ni bir kez daha tebrik ediyorum. Tarihte birçok sanatçı yetiştirmiş Azerbaycan’ın kültür başkenti Şuşa’dan bölgemize ve dünyaya vereceğimiz mesajların çok önemli olduğuna inanıyorum. Kardeşim Aliyev’in vizyoner liderliğinde ve muzaffer başkumandanlığında azatlığına kavuşan Karabağ’ı yeniden ayağa kaldıracak çalışmaları yakından takip ediyoruz. Şuşa’ya gelirken çalışmaları gördük. Altyapıda yoğun çalışmalar var. Bir taraftan yollar yapılıyor, bir taraftan enerji santralleri açılıyor, bir taraftan yüksek gerilim hatları inşa ediliyor. Bütün bunlarla beraber tabii susuz olan bu bölge suya kavuşuyor. Bütün bu çalışmalar şu anda sürekli olarak devam ediyor ve inşallah en kısa zamanda bölge havalimanlarına da kavuşacak. İkili görüşmede bunları değerli kardeşim özellikle anlattı. Havalimanlarına da kavuştuktan sonra buralara geliş ve gidişler daha da artacak, turizmde bölge ciddi bir sıçramayı inanıyorum ki o dönemde yaşayacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ’ın tekrar eski ihtişamına ve öz kimliğine kavuşacağını, bundan hiç şüphelerinin olmadığını dile getirdi.

Karabağ’ın kadim yerleşim yerlerinin tekrar inkişaf ettiği günleri, yakında hep birlikte göreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak azatlık mücadelesinde olduğu gibi yeniden inşa faaliyetlerinde Azerbaycan’a her türlü katkıyı verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini kaydetti.

“KARABAĞ VE AZERBAYCAN TOPRAKLARININ BİR DAHA BÖYLE BİR FELAKET YAŞAMAMASI İÇİN GEREKEN TEDBİRLERİ BİRLİKTE ALACAĞIZ”

En kısa sürede evlerine dönmelerini bekledikleri Azerbaycanlılar için de her türlü çabayı göstereceklerini vurgulayan Erdoğan, “Bu konuda değerli kardeşimin özel çalışmaları var. Yeter ki buranın gerçek sahipleri tekrar evlerine dönsün. Onlara gerek mali destek gerek iş imkânı noktasında her türlü desteği vermek suretiyle Azeri kardeşlerimizin kendi evlerine, mekânlarına geri dönmeleri buraları ciddi manada zenginleştirecektir. Tabii bir yandan yıkımları telafi ederken diğer yandan da Karabağ ve Azerbaycan topraklarının bir daha böyle bir felaket yaşamaması için gereken tedbirleri birlikte alacağız. Bizim de bu konuda TOKİ ile birlikte burada bölgenin tamamında atmayı planladığımız adımlar var. TOKİ’nin buradaki karşıt kurumuyla çalışarak bu adımları atacağız. Bölge üzerinde etkisi olan herkesi hakikatleri görmeye, Azerbaycan halkının zaferini kabullenmeye ve geleceğe bakmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ateşkes Antlaşması’nın ardından artık bölgede tüm taraflar için yeni iş birliği imkânlarının doğduğunu anımsattı.

Azerbaycanlı kardeşlerinin bu konudaki engin gönüllülüklerinin yakın şahidi olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye olarak, biz de coğrafi komşuluk ilişkilerimizi daha derin iş birliklerine yöneltmek istiyoruz. Ermenistan’ın kendisine uzatılan bu iyi niyet ve dayanışma elini tutmasını, ortak geleceği birlikte şekillendirme fırsatını iyi kullanmasını temenni ediyoruz. ‘Altılı bir platform’ dedik. İşte bu Altılı Platform’da bildiğiniz gibi Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve İran var. Platform ile artık istiyoruz ki bölge suhuletle barış içerisinde yaşanan bir bölge olsun. Bu adamı atmak için biz kardeşim ile her türlü fedakârlığa varız, Sayın Putin aynı şekilde bu tür fedakârlıklara var. Bu konuda atılacak adımlarla bölge bir barış bölgesi hâline gelmiş olur. Tabii bu tarihî fırsatın gerçekçi olmayan hevesler, söylemler ve eylemlerle kaçırılmaması en büyük dileğimizdir. Bölgedeki yeni statüye katkıda bulunmak isteyen herkesin nefret ve tahrik siyasetinden vazgeçerek barış ve iş birliğini teşvike yönelmesi şarttır. Böyle bir ihtimal oluştuğunda Ermenistan ile normalleşme için biz de üzerimize düşeni yapacağımızı her fırsatta söylüyoruz. Bu ümit verici sürecin Azerbaycan ile Ermenistan’ın imzaladıkları Ateşkes Antlaşması’nı kapsamlı ve vizyoner bir barış anlaşması ile taçlandırmaları hâlinde çok daha sağlıklı yürüyeceğine inanıyoruz.”

Mevkidaşı Aliyev ile yaptıkları görüşmede, ilişkileri etraflıca değerlendirme fırsatı bulduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısını Türkiye’de yapacaklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlaşmayla birlikte iki ülke arasında kimlikle seyahati 1 Nisan 2021 tarihi itibarıyla bildiğiniz gibi başlatmış bulunuyoruz. Bu adım karşılıklı ilişkilerimizi kolaylaştırarak bizleri birbirimize daha da yakınlaştıracaktır” diye konuştu.

“TİCARET HACMİMİZİ 2023 YILINDA 15 MİLYAR DOLARA ÇIKARMA HEDEFİMİZE DOĞRU İLERLİYORUZ”

İkili ticarette son dönemde önemli adımlar attıklarını, Tercihli Ticaret Anlaşması’nın 1 Mart 2021’de yürürlüğe girdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret hacmimizi 2023 yılında 15 milyar dolara çıkarma hedefimize doğru adım adım ilerliyoruz. Türkiye Petrolleri başta olmak üzere pek çok şirketimizin Azerbaycan’da önemli yatırımları bulunuyor. Aynı şekilde SOCAR başta olmak üzere Azerbaycanlı şirketlerin Türkiye’deki yatırımları bizleri memnun ediyor. Sadece Türkiye’de değil, gerekirse SOCAR’la Türkiye Petrollerinin üçüncü ülkelerde de yatırım yapma görüşmesini kardeşimle beraber ele aldık ve inşallah bunun üzerinde de ayrıca çalışıyoruz, çalışacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Ticari ve ekonomik iş birliğinin kapsamını daha da genişleteceklerini ifade eden Erdoğan, “Azerbaycan’la Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Kars ve TANAP gibi dev projeleri beraberce tamamladık. Bu projeler ülkelerimizle birlikte tüm bölgenin refahına ve istikrarına katkı sağlıyor. Trans Adriyatik Boru Hattı Projesi TAP’ın bitmesiyle ülkemiz üzerinden geçen Azerbaycan doğalgazı Avrupa piyasasındaki yerini almıştır.” dedi.

“YENİ BİR TARİHÎ ADIM ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün değerli kardeşimin de ifade ettiği gibi özellikle tek millet, iki devlet temelinde yükselttiğimiz ilişkilerimizi daha da ileriye taşıyacak yeni bir tarihî adımı attık. Bu adım önemli ve bunu bundan sonraki süreçte daha da güçlendireceğiz, güçlendirerek yolumuza da devam edeceğiz. Biraz önce kardeşimin ifade ettiği Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerimizin yeni dönemdeki yol haritasını belirledik” dedi.

Beyannamenin bugün Şuşa’da hayatiyet kazandığını ve bunun çok önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-Azerbaycan arasındaki bu beyannamenin içeriği birçok şeyleri kapsadığı gibi bundan sonra geleceğe yönelik adımları atarken artık sadece iki ülke değil, bölgeyi kapsayan bir kararlılığın burada yattığını görüyoruz. Türkiye olarak kadim şehir Şuşa’da en kısa sürede inşallah bir başkonsolosluk açmayı planlıyoruz. Böylece bölgede gerçekleştireceğimiz faaliyetlerin daha hızlı ve etkin şekilde yürütülmesini de sağlayacağız” diye konuştu.

Azerbaycan’ın Güney Zengezur Koridoru Projesi’ni önemli gördüklerini ve desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu projenin hayata geçirilmesiyle doğudan batıya herkesin istifade edebileceği yeni bir orta koridor açılacaktır; bu, çok büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

“BİZİM GÜCÜMÜZ AZERBAYCAN’IN GÜCÜ, AZERBAYCAN’IN GÜCÜ DE BİZİM GÜCÜMÜZDÜR”

Yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen tarımdan enerjiye, ulaştırmadan turizme, savunmadan eğitim ve kültüre her alanda iş birliğini ileriye taşımak için ortak gayretlerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bütün bunların ötesinde savunma sanayi alanındaki ilişkilerimizi teknoloji transferi ve ortak üretim projeleriyle daha da tahkim ediyoruz. Az önce kardeşim, BAYKAR’ın yönetiminden Haluk Bey’e bir onur madalyası verdiler ve ben de aile adına kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum. Tabii burada İHA’lar, SİHA’lar ciddi işler gördüler ve bu savunma sanayindeki ilişkilerimiz bundan sonra çok daha farklı bir şekilde gelişecektir. Bu farklı gelişmeyle birlikte de sürekli olarak bir pazar değil, aynı zamanda Azerbaycan bu işlerde bir üretim merkezi olma imkânını da yakalayacaktır. Bizim gücümüz Azerbaycan’ın gücü, Azerbaycan’ın gücü de bizim gücümüzdür.”

Cumhurbaşkanı Aliyev’e, misafirperverliği için şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda alınan kararların hayırlara vesile olmasını diledi.

İki lider daha sonra, eşleriyle beraber basın toplantısının arka fonunu oluşturan, Ermenistan işgalinde harap edilen Karabağ Hanlık Sarayı’na geçti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.

Liderler, burada yerel sanatçılar tarafından icra edilen yöreye ait “Karabağ Sikeştesi” eserini dinledi.

Şuşa Beyannamesi

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

“NATO Zirvesi’nde müttefiklerimizle birlikte ittifaka verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizeceğiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Belçika’ya hareketinden önce yaptığı açıklamada, “İttifakın önümüzdeki 10 yıllık yol haritasını belirleyecek NATO 2030 sürecine ilişkin kararların alınacağı önemli bir zirveye iştirak edeceğiz. Müttefiklerimizle birlikte ittifaka verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenledi.

İttifakın 10 yıllık yol haritasının belirleneceği NATO 2030 sürecine ilişkin kararların alınacağı önemli bir zirveye katılacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müttefiklerimizle birlikte ittifaka verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizeceğiz” dedi.

“AYNI ANDA BİRÇOK TERÖR ÖRGÜTÜYLE MÜCADELE YÜRÜTÜYORUZ”

Bugün küresel istikrarı riske atan krizlerin çoğunun Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak DEAŞ’tan PKK, YPG’sine, FETÖ’den DHKP/C’sine kadar aynı anda birçok terör örgütüyle mücadele yürütüyoruz. Bu mücadeleyi de sadece sınırlarımız içinde değil Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda veriyoruz. Dün Afrin’deki Şifa Hastanesi’ne yapılan terör saldırısı, PKK-YPG’nin nasıl kalleş ve vahşi bir örgüt olduğunu göstermiştir. Aralarında bebeklerin, doktorların, hastaların da olduğu 14 sivil saldırıda şehit olmuş, 32 kardeşimiz de yararlanmıştır. Ülkemizde masumları, Suriye’de sivilleri, Irak’ta Kürt kardeşlerimizi katleden bu alçaklardan döktükleri her damla kanın hesabını soracağız.”

Türkiye olarak sadece terörle mücadele etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin aynı zamanda doğu-batı yönünde yoğun bir düzensiz göç baskısına da maruz kaldığını aktardı.

“KENDİ SINIRLARIMIZI KORURKEN, NATO’NUN SINIRLARINI DA KORUYORUZ”

Türkiye’nin sınırlarının, NATO’nun da sınırlarını oluşturduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kendi sınırlarımızı korurken, NATO’nun sınırlarını da koruyoruz. Farklı cephelerden verdiğimiz mücadelelerde haklı olarak ittifak ruhuna uygun şekilde hareket edilmesini bekliyoruz. Zirve sırasındaki müttefiklerimize başta terörizm olmak üzere ülkemize yönelik tehditler karşısında dayanışma göstermelerini beklediğimizi de ifade edeceğiz. 1952’den bu yana ihtiyaç duyulan her dönemde ittifaka sağladığımız katkılar, Türkiye’nin NATO’daki yeri ve önemi konusunda birer mihenk taşıdır. Günümüzde de NATO’nun yüzleştiği sınamalar karşısında güvenilir bir müttefik olarak kritik sorumluluklar üstlendik, üstleniyoruz. 2030’a giden süreçte Türkiye’nin ittifak içindeki rolünün daha da önem kazanacağına inanıyoruz.”

Zirve marjında, bazı müttefik ülke, devlet ve hükûmet başkanları ile de görüşmeler yapacaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görüşmelerde hem gündemdeki ikili meseleleri hem de NATO bünyesindeki iş birliğini değerlendireceklerini söyledi.

“TÜRKİYE-AZERBAYCAN KARDEŞLİĞİ, BÖLGEMİZİN BARIŞ, REFAH VE İSTİKRARININ TEMİNATIDIR”

NATO Zirvesi sonrasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile davetine icabetle Azerbaycan’a resmî bir ziyaret gerçekleştireceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, bölgemizin barış, refah ve istikrarının teminatıdır. Bu süreç içinde özellikle de Azerbaycan Karabağ’da tarihî bir zafere imza atarak 30 yıllık işgale malum son vermiştir. Bu zafer aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın da kapısını aralamıştır. Bu fırsatın iç siyasi hesaplarla heba edilmemesi en büyük temennimizdir. 10 Aralık 2020 tarihinde Bakü’de düzenlenen zafer geçit törenini izlemiş, Azerbaycan’ın haklı gururunu paylaşmıştık. Bu seferki ziyaretimde ise Bakü’nün yanı sıra zaferin kazanıldığı topraklara gideceğiz. Türk dünyası için tarihî değeri olan birçok sanatçı yetiştiren ve Azerbaycan’ın kültür başkenti olarak ilan edilen Şuşa’yı inşallah ziyaret edeceğiz. 16 Haziran Çarşamba günü A Millî Futbol Takımımızın, Galler ile oynayacağı maçı da değerli kardeşim Sayın Aliyev ile birlikte izleyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışı ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye dönerek önemli uluslararası toplantılara katılacağını da söyledi.

“77 NOKTADA 1700 METREKÜP MÜSİLAJ TEMİZLENMİŞ VAZİYETTE”

Basın toplantısının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmara Denizi’nde son dönemde yaşanan müsilaj sorununun ardından balıkçılara yönelik ne gibi tedbirler alınacağı ve toplanan müsilajın tarımda kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin soru üzerine şunları söyledi: “Dün akşam Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ni yayımladık. Bu genelgeyle birlikte de Marmara Denizi Eylem Koordinasyon Kurulu’nu kurduk. İki gün önce de Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde YÖK’ün organizesiyle üniversitelerimizden tüm hocalarımızla bu konuyla ilgisi olan, bir araya geldik. Biz mesajlarımızı verdik, YÖK Başkanımız mesajlarını verdi, bunun yanında hocalarımızı da dinleme fırsatımız oldu. Bundan sonraki süreçte de birlikte neler yapabiliriz bunları konuştuk. Şu anda 77 noktada 1700 metreküp müsilaj temizlenmiş vaziyette. Yoğun bir çalışma devam ediyor. 7/24 esasına göre bu çalışmalar devam edecek. Şimdi buradan toplanan müsilajın incelemeler neticesindeki durumuna göre, bunlar eğer gübre olmaya müsaitse gübre olarak kullanılabilir ama bunun kararını kim verecek? İşte bu kurulan ekipler, bunların kararını verecek ve ona göre de bunların adımı atılmış olacak. Fakat bütün mesele buradaki bizim oluşturmuş olduğumuz bu kurulun yapacağı hassas çalışmalar neticesinde verilecektir. Biraz zaman alacak ama bu işi inşallah kısa zamanda başaracağız.”

“TEMENNİ EDERİM Kİ 24 NİSAN’I UNUTTURACAK ADIMLARI ATMIŞ OLURUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin “ABD yönetiminin 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımalarının Türkiye’ye karşı bir tutum olduğunu kabul edersek, bu zirveyle açıkladığınız hedeflerinize ulaşmanız ne kadar mümkün olabilir?” sorusuna şu karşılığı verdi: “Amerika ile Amerika’nın liderleriyle yeni tanışan birisi değilim. Yani Bush döneminden itibaren, bu süreç içerisinde gerek Sayın Obama ile olan bir sürecimiz var, yine bu arada işte malum Trump ile olan bir sürecimiz var. Şimdi de Biden ile olan bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç içerisinde de hepsiyle kötü günlerimiz oldu diyemem. Genelde çok çok başarılı çalışmalar yaptık. ‘Bu başarılı çalışmalar esnasında Amerika gibi bir ülkeden Türkiye’nin beklentileri acaba tam manasıyla karşılığını buldu mu?’ derseniz ona da ‘Buldu’ diyemem. Temenni ederim ki bundan sonraki süreçte bunu bulalım. Çünkü şu anda NATO ülkeleri içerisinde üzerine düşen görevleri yerine tam manasıyla getiren ülkelerden bir tanesi, ilk beşin içerisinde olmak suretiyle Türkiye’dir. Bu tabii önemli bir durum. Bunu kendileri de takdir ediyorlar, kabul ediyorlar. Şu anda da benim Sayın Biden ile geçmişe yönelik görüşmelerimde ilk defa bir araya gelmeyeceğiz. Geçmişte kendileriyle gerek evimde ziyaret etmek suretiyle gerek Amerika’da bulunduğumuz yerde bir araya gelmek suretiyle birçok görüşmelerimiz oldu. Yani kendisi Obama’nın yardımcısı olduğu dönemde de yine sık sık görüştüğümüz bir dostumuz. Şu anda da temenni ederim ki bu görüşmelerimizi aynı hassasiyet içerisinde yaparak 24 Nisan’ı unutturacak adımları da atmış oluruz. NATO ile ilgili de aynı kararlılık içerisinde oluruz. NATO’da da biz yapılan ödemeleri de yerine getiren ülkelerden, müstesnalardan bir tanesiyiz.”

“TÜRKİYE-AMERİKA İLİŞKİLERİNİ ŞÖYLE MASAYA BİR YATIRMAMIZ GEREKİYOR”

NATO Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Joe Biden’ın ile yapacağı görüşmede hangi konuların ele alınacağının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden’la göreve geldikten sonra gerçekleştirecekleri ilk yüz yüze görüşme olacağını belirterek, şöyle konuştu: “Birinci derecede Türkiye-Amerika ilişkilerini şöyle masaya bir yatırmamız gerekiyor. Birçok tabii dedikodular vesaire içeride, dışarıda oldu. Bunları geride bırakıp ‘Neler yapabilir, neler yapacağız’ bunları konuşmamız lazım. Görüşme alanımız çok geniş. Zira 24 Nisan, bizler için maalesef çok çok olumsuz bir süreç oldu. Böyle bir yaklaşımı tabii ki beklemezdik ama bu yaklaşım bizleri ciddi manada üzmüştür ve bunu gündeme getirmeden geçmeyi tabii doğru bulmamız mümkün değil. Zira Türkiye rastgele bir ülke değil. Türkiye, Amerika ile NATO’da müttefik bir ülke. İki müttefik ve bu iki müttefikin kalkıp da bu konuda NATO’yla yakından uzaktan alakası olmayan Ermeniler konusunda böyle bir yaklaşımın içerisine girilmesi bizi rahatsız etmiştir, üzmüştür. Tabii bunu hatırlatmadan geçmek mümkün değildir.”

Şu anda savunma sanayine yönelik masaüstünde kalan birçok konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların da en önemlisi, F-35 konusudur. Bu konuda Türkiye, maalesef ahdini yerine getirdiği hâlde ahdini yerine getirmeyen, sözleşmeye uymayan bir Amerika vardır. Ödemelerini yapmış bir Türkiye var. Bunun yanında ciddi manada parça alma işlemini Türkiye’den yaptıkları hâlde, yani sadece parça noktasında 700-750 civarında parçayı veren bir Türkiye var ama bütün bunlarla da beraber çok ciddi bir ödemeyi de yapmış Türkiye var. 5 tane F-35 verilmiştir ve daha sonra da bu F-35’lere el koymak suretiyle bunlar gönderilmemiştir” dedi.

“BEKLENTİMİZ, AMASIZ VE FAKATSIZ BİR YAKLAŞIMI AMERİKA’DAN GÖRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanında patriotlar konusu olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Bu konuda da yine Amerika sözünde durmamış, bunları geri almış. Geri alınca tabii bizler de bu arada Rusya’yla bir anlaşmaya gitmek suretiyle malum S400’ler konusunda adım attık ve S400’leri aldık. Bütün bunların yanında tabii daha başka birçok savunma sanayiinde başlayıp da devam edemediğimiz konular var. Gönül tabii bunların hiçbirini arzu etmiyor. Bundan sonraki sürece yönelik ‘Neleri yaparız veya yapamayız’ bunları da yine ikili görüşmede masaya yatırmamızda fayda var. Bunları da ayrıca görüşeceğiz. Bizim bütün derdimiz, beklentimiz, NATO’nun birlik ve beraberliğine, dayanışmasına güç katacak yani amasız ve fakatsız bir yaklaşımı Amerika’dan görmektir. Bir diğer adım da tabii biz NATO’dan ve ittifak üyelerinden, ülkemizin güvenlik hassasiyetlerini dikkate alınmasını, söylem ve eylemde müttefiklik ruhuna uygun hareket edilmesini bekliyoruz. Kaldı ki şu anda Amerika malum yakın bir zamanda Afganistan’ı terk etmenin şu anda hazırlığı içerisinde ve burayı terk ettiği andan itibaren de orada süreci devam ettirecek güvenilir tek ülke malum Türkiye ve bu konuda da zaten arkadaşlarımız muhataplarına gereken cevapları da verdiler. Şu anda onlar da bundan memnunlar, mutlular. Bunları da ayrıca Afganistan sürecini falan da kendileriyle görüşeceğiz.”

NATO, Türkiye’nin terörle mücadelesine yeterli desteği sağlamadı. Zirvede bu konu gündeme getirilecek mi, Türkiye’nin yaklaşımı nasıl olacak?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO Genel Sekreteri Sayın Stoltenberg’le de orada muhakkak bir görüşmemiz olacak, konuşacağız. Bu süreç içerisinde gerçekten NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, olumlu yaklaşımlar içerisinde olmuş bir dostumuzdur. Bu süreç içerisinde de bu olumlu yaklaşımından hiçbir zaman taviz vermedi ve aynı şekilde bu süreci devam ettiren bir dost, bir arkadaştır. Tabii burada da yine ‘Ne gibi adımlar atacağız, neler yaparız, neler yapabiliriz’, bunları da görüşme imkânımız olacak” cevabını verdi.

“MERKEZ BANKASININ DÖVİZ REZERVİ 100 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankasının rezervlerinin durumu ve yerel paralarla ticaret konusundaki gelişmelerin sorulması üzerine, Merkez Bankasının döviz rezervinin 100 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi.

Ülkelerin kendi yerel paralarıyla ticaretlerinin, Merkez Bankaları arasında yapılan ve “swap” adı verilen para takası anlaşmalarıyla gerçekleştiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu çerçevede yakın zamanda en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelen Çin’le çok önemli bir anlaşmayı yaptık. Daha önce Çin’le 2,4 milyar dolarlık bir swap anlaşmamız zaten vardı. Şimdi bu rakamı 3,6 milyar dolarlık yeni bir swap anlaşmasıyla toplamda 6 milyar dolara çıkarmış olduk. Tabii bu, 46 milyar Türk lirası, Çin olarak da 35 milyar yuana karşılık gelen 6 milyar dolarlık bir anlaşmayı böylece gerçekleştirmiş olduk. Tabii bu Türkiye’nin son zamanlardaki çok ciddi bir sıçraması oldu. Bazı, malum kendilerine göre Merkez Bankasının döviz rezervi düşüyor. Bundan dolayı zil takıp oynayanlar var. Onların bu oyunlarını da bozmuş oldu. Zira 100 milyar dolarla inşallah şimdi Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar çıkmıştık. İnşallah bu tırmanış şimdi yeniden başlıyor ve bu tırmanışı da devam ettireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde düzenlediği basın toplantısının ardından Brüksel’e hareket etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Belçika ve Azerbaycan ziyaretlerinde eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar da eşlik ediyor.

OKUMAYA DEVAM ET

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 8. Türkiye İnovasyon Haftası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’da

SETMARİNE YACHTS

Falcon 900LX

Haber Burada