Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Brexit ile artan belirsizlik Türkiye’nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir”

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ülkeleri büyükelçileri ile toplantıda yaptığı konuşmada, “Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse Avrupa Birliği’nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de Birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır. Brexit ile artan belirsizlik ancak Türkiye’nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Büyükelçilere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının ülkeler ve insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

“YAŞADIĞIMIZ SÜREÇ BİZE TÜM İNSANLIĞIN AYNI GEMİDE OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA HATIRLATMIŞTIR”

Konuşmasının başında tüm Avrupa halklarının yeni yılını kutlayarak, 2021’in sağlık, barış ve huzur getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020’de koronavirüs salgını başta olmak üzere birçok zorlukla mücadele edildiğini anımsattı.

Koronavirüsün son asrın en ciddi sağlık krizlerinden birisi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın daha şimdiden dünyanın hemen her ülkesinde izleri yıllarca silinmeyecek derin acılar bıraktı. Bugüne kadar salgında hayatını kaybeden yaklaşık 2 milyon kişinin her biri istatistikten öte bir candır. Yaşadığımız süreç bize din, dil, ırk, bölge farkı gözetmeden tüm insanlığın aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgınla mücadelede küresel dayanışma ve iş birliğinin önemine dikkati çekerek, Türkiye’nin bu süreçte vatandaşlarına en iyi sağlık hizmetini sunmaya çalışırken, hiçbir ayrım yapmadan, aralarında Avrupa ülkelerinin de yer aldığı 156 ülkeye ve 11 uluslararası kuruluşa tıbbi malzeme desteği sağladığının altını çizdi.

“DAYANIŞMANIN GÜCÜNE İNANAN BİR MİLLET OLARAK YARDIM FAALİYETLERİMİZİ DEVAM ETTİRECEĞİZ”

Acil tahliye uçuşlarıyla 100 bini aşkın vatandaşı Türkiye’ye getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 67 ülkeden 5 bin 500’den fazla yabancının tahliyesini de yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den ana vatanlarına dönmek isteyen 90 ülkeden 38 bin yabancıyı da ülkelerine gönderdiklerini ifade ederek, “Tüm bunları muhataplarımızdan maddi bir karşılık beklediğimiz için değil, insanlık ailesine karşı kendimizi mesul hissettiğimiz için yaptık. Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir millet olarak yardım faaliyetlerimizi bundan sonra da devam ettireceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin farklı kaynaklardan temin ettiği aşıları, vatandaşlarına gönüllülük esasına dayalı olarak uygulamaya başlayacağını ifade ederek, “İnsan deneyi aşamasında olan yerli aşılarımızı gerekli onayların ardından inşallah milletimizle birlikte tüm insanlığın hizmetine sunacağız” açıklamasında bulundu.

“BİZ, DOĞU AKDENİZ’DE HAKKIMIZ OLMAYAN BİR ŞEYİ TALEP ETMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılının Türkiye-AB ilişkileri bakımından da maalesef kolay geçmediğini aktararak şöyle devam etti: “Geride bıraktığımız dönemde çoğu da suni olarak üretilen pek çok tatsız sorunla uğraşmak zorunda kaldık. Bazı üye ülkeler Türkiye ile ikili problemlerini AB koridorlarında çözme çabasına girdi. Birlik dayanışması bahanesinin ardına sığınılarak Türkiye-AB gündemi suiistimal edildi. Bu yaklaşım bir yandan köklü münasebetlerimizi esir alırken, diğer yandan birliğin bölgesel ve küresel güç olma iddiasını da zayıflatıyor. ‘Stratejik körlük’ olarak nitelendirdiğimiz bu tavrın en somut göstergesi Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesidir. Her iki konuda da Türkiye ciddi haksızlıklara maruz kalmıştır. Oysa Türkiye Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şimdiye kadar hayata geçirdiği enerji projeleri ile Avrupa’nın enerji arz güvenliğine önemli katkılarda bulunduğuna vurgu yaparak, “Biz, Doğu Akdeniz’de hakkımız olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Bölgede var olan hidrokarbon kaynakları konusunda ülkemizin ve milletimizin meşru menfaatlerini korumaya çalışıyoruz. Hiçbir geçerliliği olmayan maksimalist haritalar üzerinden ülkemizin sahillerine hapsedilme girişimlerine itiraz ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE AKDENİZ’DE GERİLİMDEN DEĞİL, BARIŞTAN VE ADALETTEN YANADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yaşanan kimi hadiselerde Türkiye’nin haklarını koruma kararlılığını gösterdiğinin altını çizerek, “Türkiye’nin ve KKTC’nin içinde yer almadığı hiçbir denklemden Akdeniz Barışı çıkmayacağı herhalde artık anlaşılmıştır” uyarısında bulundu.

“Türkiye Akdeniz’de gerilimden değil, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyetten ve adaletten yanadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Akdeniz, bizleri ayıran değil, hepimizi birbirimize yakınlaştıran, birleştiren, iş birliğimizi güçlendiren bir denizdir, öyle olmalıdır. Akdeniz, Cezayir’den Mısır’a, Libya’dan Tunus’a, Filistin’den İsrail’e, Türkiye’den Yunanistan’a, İtalya’dan İspanya’ya kadar tüm ülkeleri ve halklarıyla büyük ailemizin çatısı, ortak yuvasıdır. Doğu Akdeniz’i bir rekabet alanı olmaktan çıkartıp uzun vadeli çıkarlarımıza hizmet edecek bir iş birliği havzası hâline getirmeliyiz. Gündeme getirdiğimiz Doğu Akdeniz Konferansı’nın da bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkleri dâhil tüm tarafları bir araya getirecek bir enerji iş birliği forumu kurulmasının faydalı olacağı kanaatinde olduklarını dile getirdi.

“KIBRIS’TA YENİ VE GERÇEKÇİ ALTERNATİFLERİ TARTIŞMAMIZ GEREKİYOR”

Yunanistan’ın Navtex ilanıyla ve sahaların sadece yüzde 10’unu kullanarak yeni bir gerginlik sebebi oluşturduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son yıllarda hava sahası ihlallerini ve gayri askerî statüdeki adalarda özellikle hukuka aykırı faaliyetlerini artıran Yunanistan’ı gerginliği tırmandırıcı faaliyetlerinden vazgeçmeye davet ediyoruz. Komşumuz Yunanistan ile 25 Ocak’ta başlayacak istikşafi görüşmelerin inşallah yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum” dedi.

AB’nin hem bu konularda hem de Kıbrıs meselesinde samimi bir özeleştiri yapması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin, Kıbrıs’ta 2004 yılında çözüme “hayır” diyen Rum tarafını tam üyelikle ödüllendirirken, referanduma “evet” diyen Kıbrıs Türkü’ne verdiği taahhütleri unuttuğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları da yerine getirmesini bekliyoruz. Son dönemde AB’nin Kıbrıs Türk tarafıyla üst düzey hiçbir teması olmamıştır. Hâl böyle iken AB, Kıbrıs meselesinin çözümünde nasıl kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir?” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs’ta iki devletli model dışındaki alternatiflerin çözüm olmayacağını, yarım asırlık müzakere tarihinden alınan derslerin açıkça gösterdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta başarısız olmuş modelleri tekrar tekrar konuşmak yerine yeni ve gerçekçi alternatifleri tartışmamız gerekiyor” diye konuştu.

“NİHAİ HEDEFİMİZ OLAN TAM ÜYELİKTEN HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa ile ilişkileri vizyoner bir yaklaşımla yeniden ele alarak, gerilim hattından kurtarmak istediklerini, son dönemde bu çerçevede iki tarafça atılan adımları memnuniyetle takip ettiklerini söyledi.

Portekiz’in AB dönem başkanlığında tüm başlıklarda müspet gelişmeler sağlanmasını ümit ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bin yıldır aynı coğrafyayı paylaşıyor, aynı medeniyet havzasından besleniyoruz. Türk tarihini nasıl Avrupasız okumak mümkün değilse, Avrupa tarihini de Türkiyesiz anlamak mümkün değildir. Millet olarak geleceğimizi Avrupa ile birlikte tasavvur ediyoruz. Bu anlayışla 60 yıldır Birliğe tam üyelik mücadelesi veriyoruz. Bu süreçte karşılaştığımız onca çifte standarda ve haksızlığa rağmen, nihai hedefimiz olan tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik. Göreve geldiğimiz 2002’de ‘Kopenhag Kriterlerine gerekirse Ankara Kriterleri der yolumuza devam ederiz’ demiştim. Nitekim son 18 senede bu sözümüze sadık olarak vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini genişletme noktasında tarihî nitelikte adımlar attık. Mevcut anayasamızın üçte ikisini değiştirerek darbe dönemlerinin izlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Darbe, cunta ve siyasete anti demokratik müdahalelerle maruf bir ülkeyi ileri demokrasi rayına oturttuk. Sivil siyasetin önündeki engelleri kaldırıp ülkemizde sessiz bir devrime imza attık. Avrupa Birliği üyesi ülkeler bunu ‘Türkiye’nin sessiz devrimi’ olarak nitelemişlerdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 yıl boyunca sokak olaylarından teröre, vesayetten 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kadar demokrasiye yönelik saldırıların püskürtmelerinde söz konusu sessiz devrimin çok büyük payının olduğunun altını çizdi.

“Bugün elini vicdanına koyan herkes 18 sene öncesine göre Türkiye’nin demokrasiden hukuka kadar her alanda hayal dahi edilemeyecek derecede ileri bir konumda olduğunu görebiliyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananları yakından takip edenlerin Türkiye’nin bu süreçte Avrupalı dostları tarafından yalnız bırakıldığını da kabul ettiklerini kaydetti.

“ÜLKE OLARAK UZUN VADELİ BİR BAKIŞ AÇISIYLA İLİŞKİLERİMİZİ YENİDEN RAYINA OTURTMAK İÇİN HAZIRIZ”

Türkiye’nin özellikle 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terörle mücadelesinde Avrupa’dan beklediği destek ve dayanışmayı göremediğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha vahimi 15 Temmuz gecesi kimi Avrupalı siyasetçiler adeta darbeye çanak tutan bir tavır sergilemişlerdir. Darbe gecesi 251 vatandaşımızı şehit eden FETÖ’cü teröristler, birçok Avrupa ülkesinde hiçbir tahkikata uğramadan hayatlarını devam ettiriyor. Aynı şekilde bölücü terör örgütü mensupları Avrupa’nın göbeğinde şahsımı, milletimizi ve ülkemizi en aşağılık şekilde hedef alan sözde protesto eylemleri düzenleyebiliyor. Strazburg’da, Brüksel’de çadırlar kurmak suretiyle hatta hatta oralarda konferans verebilecek seviyede bunlara kapılar açılabiliyor. Hukuk, demokrasi, özgürlük ve müttefiklikle asla bağdaşmayan bu tablonun milletimizde oluşturduğu infialin Avrupalı dostlarımız tarafından yeterince kavranamadığı anlaşılıyor.”

Büyükelçilere, “Nasıl oluyor da bu tür teröristlere Avrupa Konseyi’nde, Avrupa Birliği’nde kapılar açılıp, bunlar oralarda rahat rahat cirit atabiliyor?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk insanın Avrupa Birliğine ve Avrupa değerlerine olan inancının zayıflamasının temel nedeni işte bu tablodur. Son yıllarda yükselen İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılık ise bu olumsuz algıyı daha da körüklüyor” değerlendirmesinde bulundu.

İslam karşıtlığının Avrupa değerleri açısında da büyük bir kara deliğe dönüştüğü uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’de herhangi bir kiliseye karşı böyle bir bomba atma, herhangi bir eylem girişimi söz konusu olmuş mudur? Olamaz. Böyle bir şeye asla müsaade etmeyiz. Tam aksine kilise, manastır, sinagog bunların kendi cebimizden restorasyonlarını yapmak suretiyle ibadete açıyoruz. Bütün bunlar açık, net ortadayken acaba şu anda Fransa’da, Almanya’da, Avrupa’nın birçok yerinde Müslümanların ibadet yerlerine yapılan bombalama ve saldırıları neyle izah edeceğiz? Oralardaki din adamlarımıza karşı saldırıları neyle izah edeceğiz?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin kültürel ırkçılıkla mücadelede de Birliğin elini güçlendireceğini belirterek, “Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse Avrupa Birliği’nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de Birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır. Brexit ile artan belirsizlik ancak Türkiye’nin Avrupa ailesinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir. Biz ülke olarak uzun vadeli bir bakış açısıyla olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız. Avrupalı dostlarımızın da aynı iradeyi sergilemesini bekliyoruz” diye konuştu.

“TÜRKİYE, DÜNYADA EN FAZLA SIĞINMACIYA EV SAHİPLİĞİ YAPAN ÜLKE”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile AB arasındaki 18 Mart Mutabakatı’nın güncellenmesinin ilişkilere güven ve ivme kazandıracak şekilde yapılması gerektiğini vurguladı.

Geçen yıl martta AB konsey ve komisyon başkanları ile Brüksel’de yapılan görüşmede mutabakatın güncellenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak bu anlaşma doğrultusunda üzerimize düşeni yaptık, güncellenmiş önerimizi ilettik. Ama henüz Avrupa makamlarından tekliflerimize cevap alamadım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenli Türkiye-AB zirvelerini ve üst düzey diyalog toplantılarını yeniden başlatmakta fayda gördüklerini aktararak, “Kısa bir süre önce gerek Charles Michel gerekse Ursula von der Leyen ile yaptığım görüşmelerde bu adımları atma ve bu ay sonu kendileriyle beraber ülkemizde bir araya gelme teklifini yaptım. Onlardan da kabul gördü” diye konuştu.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e Suriye’nin kuzeyinde yapılan briket evleri ziyaret etme teklifinde bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Ursula von der Leyen’e dedim ki, sadece gelmek değil, hatta şu anda Suriye’nin kuzeyinde yapmakta olduğumuz briket evleri sizinle beraber gezmek isterim. Göçten sorumlusunuz, göç konusuyla ilgileniyorsunuz, buraları beraber bir görelim ve bu konuda nasıl bir hassasiyet içerisinde olduğumuzu görün. Çünkü biz kendilerinden söz aldık ve bu briket evler konusunda, ciddi bir sayıyı onların da yapmak istediklerinin sözünü bana verdiler ama bize bu konuda en ufak bir destek gelmedi. Şimdi ise 50 bin briket konut yapma planımızın şu anda hemen hemen yarısından fazlasını gerçekleştirmiş durumdayız. Bir taraftan şu anda altyapısını yapıyoruz ama sizinle oraya gidene kadar büyük oranda bunları da bitirmiş oluruz. Türkiye’nin bu konuda da neler yaptığını ve şimdi İdlib’teki, o gerçekten muhacir insanların, ölümle her an karşı karşıya olan insanların, buraları nasıl heyecanla beklediklerini orada göreceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yük olan değil yük alan bir ülke olduğuna dikkati çekerek, özellikle Avrupa’nın sığınmacı akınına uğramasının önüne geçmede gösterdikleri fedakârlığın asla unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin son altı yıldır dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunu Ursula von der Leyen ifade etti. Yani 6 milyar avroluk bunun için bir para ayrıldığını ve bundan da 3 milyar 200 milyon avronun Türkiye’ye gönderildiğini veya gönderileceğini, buna benzer ifadeler kullandılar. Şu ana kadar bizim için uygulamaya giren ciddi manada bir rakam dersem yalan olmaz. Çünkü proje bazlı çalıştık, çalışıyoruz. Her şey ortada. Bunları görmek mümkün. Böyle bir şey yapılmış olsa da bizim şu anda göçmenlere yaptığımız harcamanın bu rakamlarla zaten hâlledilmesi mümkün değil. Bunlar öyle ufak tefek rakamlar değil. Yapılan harcama çok çok büyük ve şu anda ülkemizin sadece bir bölgesinde değil, birçok bölgelerde bu tür göçmen kamplarımız var.”

“TÜRKİYE GÖÇÜN ORTAK YÖNETİMİ KONUSUNDA AYNI İRADEYİ TEKRAR SERGİLEMEYE HAZIRDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kamplarının, dünyanın değişik yerlerindeki gibi ilkel çadırlardan oluşmadığını ifade ederek, “Hepsinde adeta insani bir yaşam tarzını göçmenlere hazırladık ve bundan iftihar duyuyoruz. İstiyorum ki, bu da özellikle Avrupa Birliği’nin dünyaya örnek bir sergilemesi olsun. Bu işleri Sayın Guterres de çok iyi bilir. Onunla beraber de ülkemizdeki göçmen kamplarını bu görevde iken gezmiş dolaşmıştık. Şimdi de aynısını yine beraber yapalım diyorum ve kendileri de olumlu yaklaştılar. Temenni ederim ki Türkiye ziyaretinde bunu beraber gerçekleştiririz” şeklinde konuştu.

Sadece Suriye kökenli 4 milyona yakın insanın Türkiye’de misafir edildiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Sınırlarımız ötesindeki 5 milyon ihtiyaç sahibine düzenli yardım ulaştırıyoruz. Avrupa Birliği bir ülkeye 100 bin sığınmacı için 3 milyar avro destek verirken, Türkiye’deki 4 milyon sığınmacı için 3 artı 3 milyar avroluk taahhüdünü bile tam olarak yerine getirmemiştir. Buna rağmen Türkiye göçün ortak yönetimi konusunda aynı iradeyi tekrar sergilemeye hazırdır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Türk vatandaşlarına vize serbestisi sağlanması ve üyelik müzakerelerimizde mesafe kat edilmesi de 18 Mart Mutabakatı’nın parçasıdır. Vize serbestisi, aslında 2020’nin değil 2014’ün sonuna kadar çözülmesi gereken bir sözdü ama yapılmadı. Şimdi 2020 bitti, 2021’deyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik ve terörle mücadele alanında iş birliğinin ilerletilmesi gerektiğinin belirterek, şöyle konuştu: “DEAŞ ile mücadele deniyor. Soruyorum, Türkiye’den başka DEAŞ ile mücadelede onurlu, şahsiyetli bir mücadele veren ülke var mı Avrupa Birliği ülkeleri içinde? Bu mücadeleyi de en onurlu şekilde veren Türkiye, biziz. Hiç gözlerinin yaşına bakmayız. Nerede bulursak orada gereğini yaparız. PKK/YPG ile aynı şekilde mücadelemiz sürerken, maalesef batılı dostlarımız PKK/YPG bunlarla ilgili, onları kendi ülkelerinde barındırıyor, onlara gerekli destekleri veriyor. Kusura bakmayın açık ve net konuşuyorum. Dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben gerçeği söylemek mecburiyetindeyim. Çünkü şu anda müzakereci bir ülke olarak Türkiye bunları sizinle paylaşmazsa, bilesiniz ki yarın aynı bela sizin de başınıza gelecektir. Avrupa’nın ve NATO’nun güneydoğu sınırlarının, dolayısıyla da güvenliğinin Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundan başladığını hatırlatmak isterim. Hepinizle NATO’da beraberiz. NATO’da birlikte olduğumuza göre bu mücadeleyi de beraber sürdürmemiz gerekmez mi? Bunu da beraber sürdürmemiz gerekir. Terörle mücadelede biz hiçbir NATO ülkesini yalnız bırakmadığımıza göre, acaba neden NATO’nun diğer ülkeleri bizi terörle mücadelede yalnız bırakıyor?”

“İDLİB’TEKİ MEVCUDİYETİMİZLE YENİ BİR İNSANİ TRAJEDİNİN VE BÜYÜK BİR GÖÇ DALGASININ ÖNÜNE GEÇTİK”

Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin bulunduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki koalisyon ülkeleri olarak Almanya, Fransa, İngiltere ve hatta Amerika’nın bu mücadelede Türkiye’nin yanında yer almadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, binlerce tır silah, mühimmat ve araç gerecin terör örgütlerine gönderildiğini ve terör örgütlerinin bunlarla Türkiye’ye savaş açtığını vurgulayarak, “Biz bir NATO ülkesi olarak bunlarla bu şekilde savaştık, savaşıyoruz ve savaşacağız. Geri durmak yok” diye konuştu.

Libya ve Dağlık Karabağ gibi bazı kesimlerce sorunlu addedilen alanlardan hiçbirinin Avrupa Birliği ve üye ülkelerle olan ilişkilerin özüne müteallik olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’nın doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter’e karşı yapılan Berlin Konferansı’nda alınan kararlara uyulmadığına dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hafter’in bölgede kendi kendini koruma durumunda olduğunu hatırlatarak, “Biz eğer o darbeci Hafter’e karşı mücadelemizi vermemiş olsaydık çok açık net söylüyorum uluslararası camianın kabul ettiği şu andaki Millî Mutabakat Hükûmeti yok olurdu. Bizim oradaki varoluşumuz oradaki Millî Mutabakat Hükûmeti’nin ömrünü uzatmıştır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu bölgelerde aldığı inisiyatiflerle Avrupa’nın güvenliğine katkıda bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve hepsini de geri gönderdik. Çatışma bölgeleri ile bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bin kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Türkiye’nin sınır dışı ettiği DEAŞ mensuplarıyla ilgili gereken tedbirleri almadıkları için eyleme maruz kalan ülkelerin içine düştükleri acı durumu sizler de gördünüz. Suriye’de bir dönem terörün kol gezdiği bölgeleri güvenli hâle getirerek 420 bini aşkın mazlumun memleketlerine geri dönmesini sağladık. İdlib’teki mevcudiyetimizle yeni bir insani trajedinin ve büyük bir göç dalgasının önüne geçtik. Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği ülkenin kanlı bir iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Ortaya koyduğumuz inisiyatif Libya’da Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi sürecin önünü açtı.”

“2021 SENESİNİ AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ BAKIMINDAN BAŞARIYA TAHVİL ETMEK BİZİM ELİMİZDEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Dağlık Karabağ’da 30 yıllık bir gecikmeyle de olsa adaletin tecelli etmesini ve bölgenin hasret çektiği istikrara kavuşmasını sağladığını anımsatarak, 30 yılda MİNSK Üçlüsü’nün başaramadığının Türkiye’nin verdiği destekle 44 günde gerçekleştirildiğini ifade etti.

Tüm bu konuların objektif ve stratejik bir bakış açısıyla ele alınması durumunda Avrupa Birliği ile Türkiye’nin çıkarlarının örtüştüğünün görüleceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2021 senesini Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri bakımından başarıya tahvil etmek bizim elimizdedir. Önyargılar veya korkular yerine uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ettiğimizde bunu başarabileceğimize inanıyorum. Sayın Michel ve Sayın von der Leyen’ı ay sonunda Türkiye’de misafir edeceğiz. Kendileriyle bu konuları etraflıca ele alacağız. Dışişleri Bakanım da bu ziyaret öncesinde 21 Ocak’ta Brüksel’de temaslarda bulunacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk ve ekonomi alanında yeni reformların hazırlıkları içinde olduklarını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: “Son aşamasına gelen çalışmaları inşallah yakında kamuoyumuzla paylaşacağız. Bu çerçevede Reform Eylem Grubu’nu da toplayarak, kapsamlı bir değerlendirme yapacağız. Temennim odur ki altı ay gibi bir aralıkla sizlerle de bir araya gelmeyi, ama Dışişleri Bakanım ama ben şahsım, önemli görüyorum. Bu toplantıları yapmak suretiyle istiyorum ki bu buluşmalarla çok daha bu münasebetleri güçlendirelim, Bu adımları atalım ve bu adımları atarak, sizler de adeta ülkelerinizi enforme edin. Tüm kurumlarımızın katkılarıyla 2021-2023 arası Avrupa Birliği Ulusal Eylem Planımızı güncelledik. Bu süreçte sizden gerek Brüksel’e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz. Bu vesileyle bir önceki Dönem Başkanı Almanya’ya ilişkilerimizin geliştirilmesi yönünde harcadığı çabalar için teşekkür ediyorum. Yeni dönem başkanı Portekiz’e ve müteakip dönem başkanı Slovenya’ya şimdiden başarılar diliyorum.”

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlık kayıplarımızı telafi ettiğimiz, aydınlık geleceğimize güvenle baktığımız bir dönemin eşiğindeyiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İşçi Buluşması programında yaptığı konuşmada, “Ülkemizin siyasetten ekonomiye, savunmadan altyapıya her alanda kat ettiği mesafeyi görenlerin panikleri, doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. İnşallah hem asırlık kayıplarımızı telafi ettiğimiz, hem de aydınlık geleceğimize güvenle baktığımız bir dönemin eşiğindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (TÜRK-İŞ) bağlı farklı sektörlerde çalışan işçilerle, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi.

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı sektörlerde alınlarının teriyle ekmeklerini kazanan işçilerle, gazi mekânda, milletin evinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirterek, buluşmaya vesile olan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’e teşekkür etti.

“Hayata İETT’de işçi olarak başlamış, daha sonra kendi işini kurmuş, siyasetin her kademesinde bulunmuş, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı makamlarına gelmiş bir kardeşinizim” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeğiyle, alın teriyle, beden gücüyle çalışmanın hem yorgunluğunu, hem de bu şekilde evine helal rızık götürmenin verdiği manevi hazzı çok iyi biliyoruz” ifadesini kullandı.

“ÇALIŞANLARIN HAKLARININ TESLİMİ İÇİN GAYRET GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çalışmak kadar emeğinin karşılığını hakkıyla almanın ne kadar önemli olduğunun da gayet iyi farkındayız. Belediye Başkanlığı dönemimden itibaren sorumluluğunu üstlendiğimiz her yerde ve her makamda, çalışanların haklarının teslimi için gayret gösterdik. Gerektiğinde bütçe imkânlarını zorlama, gerektiğinde başka kalemlerden fedakârlık yapma pahasına, tercihimizi hep çalışanların emeklerinin karşılığını verme istikametinde kullandık.”

“Tabii sonuçta imkân-mümkün arasında bir denge kurmak mecburiyetinde kalıyoruz” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte ülkemizin potansiyeline, milletimizin çalışkanlığına ve üretkenliğine güvenerek, çıtayı sürekli daha yükseğe çıkartıyoruz. Türkiye’nin, son 19 yılda istihdam sayısını 9,5 milyon artırırken, çalışanların gelir seviyesini de katbekat yükseltmiş bir ülke olduğu gerçeğini asla unutmamalıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Millî gelirimiz Türk Lirası olarak yaklaşık 11 kat yükselirken, asgari ücretin 16 kata yakın artması, bunun en somut örneklerinden biridir. Aynı fevkalade yükselişi emekli maaşlarında da görmek mümkündür. Öyle ki 27 kat artan emekli maaşları vardır. Bugüne kadar yaptığımız tüm toplu sözleşme görüşmelerinde, hep çalışanlarımızın gelirlerini ve refahlarını yükseltecek formüller üzerinde durduk. Kamu işçilerimizin ücretlerindeki artışlar, özel sektörü de benzer yönde hareket etmeye yönelttiği için, burada çıkan rakamlar kısa sürede tüm çalışanlara şamil oluyor.”

“GÖSTERGELER EKONOMİDEKİ POZİTİF YÜKSELİŞİN ARTARAK SÜRECEĞİNE İŞARET EDİYOR”

Türkiye’ye kazandırdıkları eser ve hizmetlerle insanların hayat kalitesini, refah seviyesini artırmak için mücadele ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizle birlikte ilan ettiğimiz 2023 hedeflerimizle, Türkiye’yi her alanda olduğu gibi çalışanlarımızın gelir seviyeleri konusunda da en üst sıralara çıkarmayı planladık” ifadesini kullandı.

Son yıllarda ardı ardına yaşanılan darbe girişimleri, ekonomik saldırılar, salgın ve afetler sebebiyle gecikme yaşanmış olsa da, hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde sanayi üretiminde, ihracatta, istihdamda, büyümede hızlı bir yükselişle, salgın öncesi dönemin bile üzerine çıktıklarına işaret etti. Turizm başta olmak üzere hizmetler sektöründe süratli bir toparlanma yaşandığını, makroekonomide dengelerin tekrar yerine oturmaya başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göstergeler ekonomideki pozitif yükselişin artarak süreceğine işaret ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tüm bu olumlu gelişmeler sayesinde, hem işçilerimizin, hem memurlarımızın toplu sözleşmelerinde oldukça tatminkâr artışlar yapma imkânına kavuştuk. Mesela, geçtiğimiz ay imzalanan kamu işçileri toplu sözleşmesiyle, 700 bin kamu işçimizin ücretlerinde çok ciddi iyileştirmeler yaptık. Bu kapsamda, asgari ücret ile 4 bin lira arasında ücret alan işçilerimize seyyanen 500 lira zam yaptık. Böylece, 4 bin liraya kadar olan işçilerimizin ücretlerinde yüzde 34, tüm işçilerimizin ücretlerinde ortalama yüzde 25 artış gerçekleşti. Sosyal yardımlar, ilave tediye ikramiyeleri gibi ödemelerle aylık giyinik ücret tutarı 9 bin lirayı aşmıştır. Memurlarımızın maaşlarında da, benzer şekilde en düşük ücretlerde yüzde 31’i geçen oranlarda artış yapıldı. Bir süre önce emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de artışa gitmiştik.”

Çalışanların gelirlerini artırırken, esnafından sanayicisine her kesimi de gözeten uygulamalar geliştirdiklerine, kapsamlı sosyal destek programlarıyla her vatandaşı koruyup kolladıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu ülkenin kazancından 84 milyonun tamamının faydalanmasını temin etmeyeceksek, bunca gayrete, bunca mücadeleye, bunca kavgaya ne gerek var?” diye sordu.

“EVLATLARIMIZA HEPİNİZİN HAYALİ OLAN BİR ÜLKE BIRAKACAĞIMIZDAN ŞÜPHENİZ OLMASIN”

Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline getireceklerini söylerken, bu sözü işçisinden memuruna, esnafından emeklisine herkes için söylediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, zenginleştikçe her bir vatandaşımızın da refah seviyesi artacaktır. Allah’ın izniyle büyük ve güçlü Türkiye silüeti ufukta gözükmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti: ”Biz millet olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sahip çıktığımız müddetçe, bu hedefe ulaşmamıza kimse engel olamaz. Ülkemizin siyasetten ekonomiye, savunmadan altyapıya her alanda kat ettiği mesafeyi görenlerin panikleri, doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. İnşallah hem asırlık kayıplarımızı telafi ettiğimiz, hem de aydınlık geleceğimize güvenle baktığımız bir dönemin eşiğindeyiz. Sembolü 2023 hedeflerimiz olan bu süreci, istikrar ve güven iklimini koruyarak devam ettirdiğimizde, evlatlarımıza hepinizin hayali olan bir ülke bırakacağımızdan şüpheniz olmasın.”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki işçi buluşmasını; kararlılığın, azmin, dirayetin tüm dünyaya ilanı olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçilerin her birine kazasız, belasız, verimli, huzurlu çalışmalar temennisiyle konuşmasını tamamladı.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

“Türkiye’nin Potansiyeline Inanan, Ekonomimize Güvenen Yatırımcılarımızın Yanında Durmayı Sürdüreceğiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şişecam Polatlı Yeni Üretim Hattı’nın açılışında yaptığı konuşmada, “Özel sektörü ekonomik büyüme ve kalkınmanın lokomotifi gören bir iktidar olarak, bundan sonra da Türkiye’nin potansiyeline inanan, ekonomimize güvenen yatırımcılarımızın yanında durmayı sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şişecam Polatlı Yeni Üretim Hattı açılışına katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1935 yılında üretim serüvenine başlayan Şişecam’ın cam sektöründe bugün ülkenin en prestijli markalarından biri olduğunu belirtti. Düz cam, cam ev eşyası, cam ambalaj ve cam elyafı gibi alanlarda dört kıtada 14 ülkede üretim yapan Şişecam’ın 150 ülkeyi aşan ihracatıyla küresel bir oyuncu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 12 bin kişiye istihdam sağlayan Şişecam’ın dünyada cam ev eşyasında ilk üçte, cam ambalaj ve düz camda ilk beşte yer aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sişecam’ın 86 yıldır istikrarlı şekilde artan pazar payının, firmanın üretime, ihracata ve sağlıklı büyümeye verdiği önemi de gösterdiğini ifade etti.

Bugün resmî açılışını yapılan Polatlı Üretim Tesisi’nin Şişecam’ın küresel vizyonunun yeni bir halkasını oluşturduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bursa, Kırklareli, Mersin ve Ankara’da üretim yapan firmamız 1 milyar liralık bu ilave yatırımla düz cam üretim kapasitesini 2 milyon tona çıkarmıştır. Bu tesis 540 bin tonluk hacmiyle Avrupa’nın en büyük düz cam üretim üssü olmasının yanında 315 insanımıza da ilave istihdam sağlamaktadır. Cama dayalı ürünlerin inşaattan otomotive, elektronikten savunma sanayisine hemen her alanda kullanımının yaygınlaştığı düşünüldüğünde, bu tesisin ülkemiz ekonomisi için taşıdığı önem çok daha iyi anlaşılacaktır. Kendi otomobilini, kendi uçağını, kendi uçak gemisini geliştiren Türkiye’nin cam ürünlerine yönelik talebi de düzenli olarak artıyor. Özellikle güneş paneli camlarıyla sağlık endüstrisinde kullanılan yüksek nitelikli camlar bunların başında geliyor. Biz her stratejik üründe olduğu gibi nitelikli cam ürünlerinde de talebin kendi iç piyasamızdan karşılanmasını arzu ediyoruz.”

“ÜRETEN, İHRACAT YAPAN, İNSANIMIZA İSTİHDAM SAĞLAYAN HER SANAYİCİNİN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şişecam’ın engin tecrübesi, ileri teknolojisi, kalifiye personeli ve güçlü kapasitesiyle bu eksiği giderebileceğine inandığını dile getirdi. Şişecam’ın bilim, teknoloji ve tasarım merkezinde yürüttüğü AR-GE faaliyetleriyle dinamizmini korumasının takdire şayan olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cam yüzeylerdeki virüs ve bakterilere karşı geliştirdiği teknolojiyle firmamız bu alanda oyun değiştirici bir rol üstleniyor. Geri dönüşüm projeleriyle de yeşil ekonomiye katkı sağlayan Şişecam’ın atılımlarını, zirvede kalma iradesinin güçlü bir işareti olarak görüyorum. Bu süreçte devletimiz de verdiği desteklerle Şişecam’a sahip çıkmıştır. Şişecam’ın yaptığı Ar-Ge çalışmalarına yaklaşık 124 milyon lira kaynak aktardık. Firmamız adına bugüne kadar 3 milyar 856 milyon lira tutarında 20 adet teşvik belgesi düzenledik. Şu an içinde bulunduğumuz bu fabrika için iki adet yatırım teşvik belgesi düzenleyerek 751 milyon liralık yatırımın önünü açtık. Devletimizden aldığını fazlasıyla milletimize geri veren Şişecam dünya çapındaki üretim ağıyla bu destekleri ziyadesiyle hak ettiğini göstermiştir. Bu ülkede taş üstüne taş koyan, üreten, ihracat yapan, insanımıza istihdam sağlayan her sanayicinin başımızın üstünde yeri vardır. Özel sektörü ekonomik büyüme ve kalkınmanın lokomotifi gören bir iktidar olarak bundan sonra da Türkiye’nin potansiyeline inanan, ekonomimize güvenen tüm yatırımcıların yanında durmayı sürdüreceğiz.”

Tesisin ülkeye kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin ülke sanayisine ve sektöre hayırlı olmasını diledi, diğer firmaları da ülkedeki yatırım imkânlarını değerlendirmeye davet etti.

“TÜRK DEMOKRASİSİNİ VESAYET ZİNCİRLERİNDEN KURTARMAK İÇİN TARİHÎ NİTELİKTE BİRÇOK ADIM ATTIK”

Şişecam’ın 86 yıllık mazisiyle Türk ekonomisinin hangi aşamalardan, hangi zorluklardan geçerek bugünkü seviyelere geldiğinin en güzel örneği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerinde Türkiye’nin 2001 yılında baş gösteren ekonomik krizin etkilerini hâlen ağır bir şekilde yaşadığını anlattı. O dönemde milyarlarca dolar millî servetin batan bankalarda buharlaştığını, esnaf, sanayici, tüccar ve çiftçinin adeta iflasın eşiğine geldiğini, krizden nemalanan bir avuç seçkin azınlık dışında halkın çoğunluğunun yoksullaşmaya başladığını, Türk insanının geleceğinden ümidini kesmeye başladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2002 Türkiye’si krizin, çaresizliğin, yeis ve umutsuzluğun tıpkı karabasan gibi milletimizin üzerine çöktüğü bir ülkeydi. 2002 Türkiye’si ihracatın 36 milyar dolara zar zor ulaştığı, kişi başı millî gelirim 3 bin 600 doları ancak bulduğu fakir bir ülkeydi. 2002 Türkiye’si savunma sanayisi başta olmak üzere neredeyse birçok stratejik sektörde neredeyse tamamen dışa bağımlı bir ülkeydi. 2002 Türkiye’si sadece ekonomik belirsizliklerin değil, aynı zamanda terörün, vesayetin, yasakların, baskıların kol gezdiği bir ülkeydi. 3 Kasım 2002’de milletin takdiriyle göreve geldiğimizde karşımızda işte böyle bir Türkiye manzarası vardı. İstikrarsızlıkla boğuşan ülkemizi hak ettiği yere taşımak, yatırımın, üretimin, inovasyonun merkezine dönüştürmek için hemen kolları sıvadık. Türk ekonomisini prangalarından, Türk demokrasisini vesayet zincirlerinden kurtarmak için tarihî nitelikte birçok adım attık. Sivil toplumu işin içine kattık, kamu kurumlarımızı, bürokrasimizi motive ettik. Sektör temsilcilerimizle istişare toplantıları yaptık. Tıkanan yatırım ve üretim kanallarını açmak için çok büyük çaba harcadık. Sorunların üzerine kararlılıkla giderek özgürlükleri genişleterek, hukuk devletini güçlendirerek, millî iradenin önündeki engelleri tek tek kaldırarak Türkiye’yi yatırımcılar için cazip bir ülke hâline getirdik.”

“ŞEFFAF VE ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKALARLA TÜRKİYE’Yİ KALKINDIRDIK”

Şeffaf ve öngörülebilir politikalarla Türkiye’yi kalkındırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, piyasa ekonomisi anlayışıyla, rekabeti esas alan şeffaf ve öngörülebilir politikalarla Türkiye’yi kalkındırdıklarını, güçlendirdiklerini belirterek, “Maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik bir Türkiye idealinden hiçbir zaman vazgeçmedik. Sonuçta bir dönem krizlerle anılan merkezimizi ve ülkemizi, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlesiyle tanıştırdık. Türkiye’nin yıllık ortalama büyüme oranını yüzde 1’in altından aldık, yüzde 5,1 seviyesine getirdik. 36 milyar dolardan devraldığımız yıllık ihracat rakamını geçen ay itibarıyla 207 milyar doların üstüne çıkardık” diye konuştu.

Millî gelirin satın alma gücüne göre, Türkiye’nin 17’nci sıradan 11’inci sıraya yükseldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tabanca mermisi dahi yapamayan bir ülkeyken bugün kendi füzesini, silahını, obüsünü, insansız hava aracını yapan bir konuma gelindiğini anlattı.

Savunma sanayisinde yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığı tam tersine çevirdiklerini, enerjide toplam kurulu gücü 32 bin megavattan 100 bin megavat sınırına getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sanayi ve teknolojide organize sanayi bölgesi sayısını 192’den 325’e çıkardık. 22 endüstri bölgesi, 79 teknopark kurduk. Göreve geldiğimizde 415 bin kişinin istihdam edildiği organize sanayi bölgelerimiz bugün 2 milyon 200 bine yakın emekçimizin ekmek kapısı oldu. Gaziantep’ten Yozgat’a kadar pek çok yerde yeni kurulan veya kurulma aşamasında olan organize sanayi bölgelerimiz üretime geçmek için sırada bekliyor.

“AÇILAN FABRİKALARI, ÜRETİM TESİSLERİNİ, TEMELİ ATILAN ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNİ GÖRMEYENLERE NE DESEK BOŞ”

Sürdürülebilir sanayi üretimi, devletin öncülüğü ve desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirilmek mecburiyetindedir. İşte bu anlayışla son 19 yılda düzenlediğimiz 82 bin 223 teşvik belgesini, yatırımcıların Türk ekonomisine olan güveninin işareti olarak görüyoruz. Sabit yatırım tutarı, 1 trilyon 608 milyar lirayı bulan ve 2 milyon 950 bin kişiye istihdam sağlayan bu yatırımlar, peyderpey gerçekleşiyor. Bu hakikatlere rağmen birileri ısrarla ‘Türkiye’de fabrika yok’ diyerek bizden ziyade sanayicimize hakaret etmeyi sürdürüyor. Oysa ‘yok’ dedikleri yatırımlar, ülkemizin dört bir yanında Türk sanayisinin gurur abideleri olarak birer birer yükseliyor. Ardı ardına açılan fabrikaları, üretim tesislerini, temeli atılan organize sanayi bölgelerini görmeyenlere ne desek boş. Rivayet odur ki Hazreti İsa’ya ‘Ölüyü diriltmekten daha zor ne olabilir?’ diye sormuşlar. Hazreti İsa da ‘İfhamu men la yefhem’, yani ‘Anlamayana anlatmak’ diye cevap vermiş.”

Hayata ve siyasete sadece ideolojilerinin at gözlüğünden bakanları “ademe mahkum” ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar görmese de anlamasa da dile getirmese de tüm bu yatırımlar salgın döneminde meyvelerini vermeye başladı” dedi.

Kovid-19 salgınının zirve yaptığı dönemde Türkiye’nin büyümesini sürdürdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının zirvesi diyebileceğimiz 2020 yılında birçok G-20 ülkesi havlu atarken biz yüzde 1,8 ile en çok büyüyen ikinci ülke olduk. Bunun tesadüf bir büyüme olmadığını, 2021 yılının ilk çeyreğindeki yüzde 7,2 ve ikinci çeyreğindeki yüzde 21,7 büyüme oranlarıyla teyit ettik” diye konuştu.

“TÜRKİYE, ARTIK DOĞRU ZAMANDA DOĞRU TEKNOLOJİLERE YATIRIM YAPAN BİR ÜLKEDİR”

Sanayi üretiminin bu büyümede sürükleyici güç ve lokomotif görevi gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönemde ülkedeki sabit sermaye yatırımlarının yüzde 20,3’lük artış kaydettiğini belirtti.

Üretimin kalbi makine teçhizat yatırımlarının üst üste büyüme performansı sergilediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İç ve dış talebin birlikte pozitif görünüm sergilemesi göz önüne alındığında bu büyüme serisinin devamının geleceği de açıktır. Yine ardı ardına Cumhuriyet tarihî rekorlarının kırıldığı ihracat rakamları, turizmdeki yükselişle beraber cari dengemize de önemli katkılar sağlıyor. Sanayide, üretimde, tarımda yenilikçi teknolojilerde taklit eden yerine takip edilen, örnek alınan, istikamet belirleyen bir ülke olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Millî Teknoloji Hamlesi öncülüğünde ortaya koyduğumuz politikalarla Türkiye, artık doğru zamanda doğru teknolojilere yatırım yapan bir ülkedir. İnsansız hava araçları teknolojilerinde geleceği okuyarak attığımız adımlar sayesinde hamdolsun bugün bu alanda dünyanın en başarılı üç ülkesi arasındayız. Akıncı’nın katılımıyla bir üst lige çıkardığımız İHA filomuzu, muharip insansız uçak sistemimizin de devreye girmesiyle inşallah dünyanın bir numarası hâline getireceğiz.”

Üretim süreci devam eden yerli otomobile de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Otomotiv sektöründe yaşanan yapısal değişimi, üretim süresi devam eden Türkiye’nin otomobili ile yakalayacağımıza inanıyoruz. Kendi tasarımımız olan elektrikli aracımızı, 2022 yılının sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KOBİ’lerin dijitalleşmesi için Türkiye’nin dört bir tarafına dijital dönüşüm merkezleri açacaklarını, teknoloji odaklı sanayi hamlesi programı ile katma değeri yüksek ürünleri fikir aşamasından pazara çıkarana kadar destekleyeceklerini vurguladı.

Kısa süre önce açıklanan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın öncülüğünde oluşturduğumuz bu strateji ile yapay zekâya insan odaklı yaklaşarak önemli bir sıçrama gerçekleştirmek amacındayız. Tüm bu adımları özellikle atarken küresel ekonomi ve üretim paradigmasında yaşanan köklü değişimi de yakından takip ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın iklim değişikliklerinin yıkıcı etkilerini giderek daha fazla hissetmeye başladığını bildirerek, buna bağlı yeşile ve çevreye saygılı bir ekonomik dönüşüme duyulan ihtiyacın da arttığını dile getirdi.

Türk ekonomisinin bu sürecin dışında kalmasının düşünülemeyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeşil ekonomi hedefine ulaşma yolunda göstereceğimiz çabaların bize ileride maddi manevi çok büyük katkıları olacağına inanıyorum. Bu çerçevede siz sanayicilerimizin gerekli hazırlıkları şimdiden yaptığını biliyor, bundan da büyük memnuniyet duyuyorum” şeklinde konuştu.

“TEKNOFEST 21-26 EYLÜL’DE İSTANBUL’DA BAŞLIYOR”

Gençlerin sabırsızlıkla beklediği müjdeyi paylaşacağını da dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en büyük havacılık uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in, 21- 26 Eylül’de İstanbul Atatürk Havalimanı’nda başlayacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilde 100 dene-yap teknoloji atölyesi kurulmasına yönelik başlattıkları eğitim seferberliğinin de tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti: “Öğrencilere girişimcilik, etkili iletişim ve takım çalışması gibi beceriler kazandırmayı amaçlayan bu atölyelerimizin sayısı 57 ilde 66’ya ulaştı. Önümüzdeki dönemde bunları tüm illerimize yaygınlaştıracağız. Bu vesileyle ülkemizin en büyük buğday borsalarından birine sahip olan ilçemizde, mevcut yükseköğrenim altyapısı üzerinde bir Polatlı Tarım Üniversitesi kurulmasıyla ilgili girişimi de desteklediğimi belirtmek istiyorum. Ülkemizin önümüzdeki dönemde genel yükseköğretim kurumlarından ziyade ihtisas üniversitelerine ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Polatlı Tarım Üniversitesi’nin de bunun ilk adımlarından biri olmasını temenni ediyorum. Bu duygularla Şişe Cam Polatlı Düz Cam Üretim Tesisi’nin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda canla başla çalışan yatırımcılarımıza ve emekçi kardeşlerime teşekkür ediyorum.”

Tören öncesinde yangın ve sel felaketlerinden etkilenenlere yönelik yardım kampanyası kapsamında 93 OSB tarafından toplanan yardımlara ilişkin temsili çek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve OSB başkanları tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çekin takdimi esnasında, “OSB’ler olarak bu rakamı gerçekten yeterli bulmuyorum çünkü felaketin yaşandığı bu bölgelerin altyapısı, üstyapısı için çok ciddi rakamlar. Bunları devlet millet el ele yapacağımıza göre, bu sadaka-i cariye noktasında çok önemli. Atmamız gereken adım, yapmamız gereken bu noktada çok hayır var. Bir an önce de diyoruz ki bir yıl içerisinde biz bu işi bitirelim” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, daha sonra kurdele kesti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi sırasında Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kırman’dan Polatlı Tarım Üniversitesi’nin yapımı için destek sözü aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindekilerle birlikte Polatlı Kartaltepe Kurtuluş Müzesi’ni de ziyaret etti.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sakarya Zaferi’nin kazanıldığı 1921 yılı, Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın da dönüm noktalarından biridir”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Zaferi’nin 100. yılı kutlama programında yaptığı konuşmada, “Sakarya Zaferinin kazanıldığı 1921 yılı, herhangi bir savaşın değil, Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın da dönüm noktalarından biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polatlı Duatepe’de düzenlenen Sakarya Zaferi’nin 100’üncü yılı kutlama programına katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Sakarya Zaferi’nin kazanıldığı 1921 yılının, herhangi bir savaşın değil, Anadolu’daki bin yıllık Türk varlığının da dönüm noktalarından biri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Mücadele’nin en kritik safhasında kazanılan bu zaferle, başkenti tehdit eden düşman saldırısının önüne geçildiğini kaydetti.

Temmuz ayında Sakarya’nın doğusuna çekilmek zorunda kalan ordunun, milletin var gücüyle donatılması ve başına da Meclis’in Başkomutan olarak görevlendirdiği Gazi Mustafa Kemal’in geçmesi sayesinde bir ay içerisinde toparlanıp düşmanı yeniden Sakarya’nın batısına attığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Mücadele’nin en kritik sayfasında kazanılan bu zaferle başkenti tehdit eden düşman saldırısının önüne geçildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, top seslerinin Ulus’tan duyulmaya başlandığı bir süreçte kahraman ordunun adeta düşmana “dur” diyerek istiklal ile sonuçlanacak Büyük Taarruz’un müjdesini bu bölgede verdiğini kaydetti.

Çal Dağı’nda, Beştepe’de, Karlıtepe’de, Duatepe’de, Mangal Dağı’nda “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” diye başlayan İstiklal Marşı’na ilham veren kahramanların Polatlı-Haymana hattında verdikleri büyük mücadeleyle isimlerini tarihe cesaretleri ve kanlarıyla kazıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır’ anlayışıyla yürütülen bu savaşta vatanın her karışını kanlarının son damlasına kadar koruma kararıyla cephede yerini alan askerlerimiz zafer kesinleşene kadar aynı azimle mücadele etmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi 1 yıl sonra 30 Ağustos Zaferi ile taçlanmış, 9 Eylül’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle de nihai amacına ulaşmıştır. Düşman Sakarya’dan geriye doğru çekilirken önüne çıkan her yeri ve her şeyi yakıp yıkarak, yüz kızartıcı nice katliama imza atarak gerçek yüzünü de göstermiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alagözler Sakarya Savaşı’nı bizzat yöneten İstiklal Harbi’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasında emeği geçen tüm komutanları, şehitleri, gazileri rahmetle, minnetle yâd etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün şehitlerin ruhuna Fatiha okudu.

“SAKARYA ZAFERİ TARİHİMİZİN ÖNEMLİ YAPRAKLARINDAN BİRİDİR”

Sakarya Zaferi’nin tıpkı Malazgirt gibi, tıpkı Bursa’nın, Edirne’nin, İstanbul’un fethi gibi, bir tarafta Viyana kapılarını diğer tarafta Kızıldeniz’i kucaklayan şanlı tarihin önemli yapraklarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Gazi Mustafa Kemal’in ‘Sakarya Melhame-i Kübra’sı, yani bir çeşit ‘kıyamet savaşı’ diye isimlendirdiği bu büyük zaferi Nazım Hikmet şöyle tasvir ediyor; ‘Sonra 23 Ağustos Sakarya Melhame-i Kübrası ki devamı 13 Eylül gününe kadardır. Bizim kırk bin piyademiz, dört bin beş yüz atlımız, düşmanın seksen sekiz bin piyadesi, üç yüz topu vardı. Harp meydanının kuzey yanı Sakarya ve dağlardır. Keskin ve dik yamaçlarıyla ve kireçli toprakları ve kayalarında tek başlarına, birbirinden uzak haşin ve münzevi çam ağaçlarıyla Abdülselam Dağı. Gökler Dağı, dağlar ve Sakarya’dan bu havalide yalnız çatal tırnaklı karacalar su içmektedir. Ankara suyunun döküldüğü yerden Eskişehir kuzeybatısına kadar Sakarya mecrası uçurumlar içinden geçmektedir. Güneyde ve güneydoğuda yapraksız ve hazin, geniş ve uzun ve insana bıraktığı hiçbir şeye acımadan ölmek arzusu veren Cihanbeyli Ovası: Çöl… Bu çölün, bu dağların ve bu nehrin ve bizim önümüzde 22 gün ve gece, fasılasız dövüşüp, düşman ordusu ric’ata mecbur kaldı’.”

Necip Fazıl Kısakürek’in de Sakarya Zaferi’nin nasıl bir ruhla kazanıldığını, millet ve vatan için nasıl bir mana taşıdığını Sakarya Türküsü ile anlattığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Türküsü’nden beyitler okudu.

“Millî Mücadele’nin adeta son kalesi olan Polatlı-Haymana hattında kazanılan bu zafer hikâyesi nesilden nesile aktarılarak İstiklal Harbi’mizi hangi şartlarda ve ne büyük fedakarlıklarla kazandığımızı unutturmamalıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sakarya Savaşı’nın yaşandığı Polatlı ve Haymana’da hâlihazırda yedi anıt şehitliğimiz bulunuyor. Ayrıca bu zaferin kazanıldığı bölgeyi tarihî millî park ilan ederek kapsamlı bir ihya çalışması başlattık. Yaptığımız restorasyon çalışmalarıyla çarpışmaların yaşandığı bölgeleri, alt ve üst yapı tesisleri, ziyaretçi merkezleri, müzelerle donatarak tarih hafızamıza kazandırdık. Bu kapsamda yapılan Sakarya Meydan Muharebesi ve Türk Tarihi Tanıtım Merkezi ile Haymana Ziyaret Merkezi ve Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan Şehitliği’nin açılışını canlı bağlantıyla gerçekleştireceğiz. Tüm bu eserleri, gelecek nesillere, verdiğimiz mücadelenin ve kazandığımız zaferlerin en doğru şekilde anlatılması bakımından önemli görevler ifa edeceğine inanıyorum.”

“TÜRK MİLLETİ, DİŞİYLE, TIRNAĞIYLA VERDİĞİ MİLLÎ MÜCADELESİNİ, KURDUĞU CUMHURİYETLE YENİ BİR BAŞLANGIÇ HÂLİNE GETİRMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Zaferi’nin akabinde, Ankara’da faaliyet gösteren Büyük Millet Meclisi ve hükûmetin, uluslararası alanda milletin asıl temsilcisi olarak kabul edilmeye başlandığını, bu durumun, sahada verilen mücadelenin diplomasi alanına da taşınmasını sağladığını söyledi.

İzmir’in kurtuluşunun ardından, vatan topraklarının kalan kısımlarında da kontrolü sağlayan Ankara hükûmetinin Osmanlı’yı siyasi ve ekonomik olarak boğan zihniyetle mücadeleye giriştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir tarafından Sevr dayatması, diğer tarafında Misak-ı Millî iradesi olan bu çetin mücadelenin Lozan Antlaşması’yla sonuçlandığını ifade etti. Anadolu’dan tamamen sökülüp atılmak istenen Türk Milleti’nin dişiyle, tırnağıyla, tüm gövdesi ve ruhuyla verdiği Millî Mücadele’sini kurduğu Cumhuriyetle yeni bir başlangıç hâline getirdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bin yıllık vatanımız Anadolu’daki üçüncü büyük devletimiz Türkiye Cumhuriyeti, yaşadığımız onca badirelere, uğradığımız onca saldırılara rağmen 100. yılının eşiğine kadar gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki büyük kalkınma heyecanı daha sonra yerini taklitçi ve teslimiyetçi bir zihniyete bırakmıştır. Çok partili siyasi hayata geçişle birlikte vesayetin sinsi oyunlarına ve darbelerin yol açtığı hasarlara rağmen, milletimiz demokrasi ve kalkınma istikametinde ısrarcı bir tutum ortaya koymuştur. Geçtiğimiz dönemde ülkemizin nispi bir istikrar ve güven ikliminde ne büyük başarılara imza atabileceğini hep birlikte ispat ettik. Millî iradenin gücünün önünde ne vesayetin ne sosyal mühendislik hesaplarının ne terör örgütlerinin ne darbelerin duramayacağı gerçeğini cümle âleme gösterdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’e endekslenen hedeflerin, aslında tıpkı Millî Mücadele’nin kendisi gibi küresel senaryolara karşı bir başkaldırı olduğunu söyledi. Türkiye’nin kendi verdikleri rollerin dışına çıkmasını istemeyenlere, alın teri ve kanla, istiklaline ve istikbaline sahip çıkan bir ülke olduğu gerçeğini kabul ettirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazıları hâlâ 2023 hedeflerimizi sıradan bir orta, uzun vadeli kalkınma programı sanmaya devam ediyor. Hâlbuki biz bu iradeyi ortaya koyarak Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve cesur makas değişikliğini gerçekleştirdik. Demokrasi ve kalkınma standartlarımızı dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine çıkartarak, asırlardır kuşatma altında tutulan medeniyet, tarih ve kültür ufkumuzu tekrar açmayı başardık” diye konuştu.

“EVLATLARIMIZA 2053 VİZYONUNU İNŞA EDECEKLERİ BİR MİRAS BIRAKMANIN GAYRETİ İÇERİSİNDEYİZ”

Bir yandan eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden spora her alanda asırlık ihmallerin telafisini gerçekleştirdiklerini, diğer yandan hak, hukuk, adalet, özgürlük alanlarında milletin uzunca bir süredir yaşadığı mağduriyetleri giderecek adımları attıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Böylece ülkemizi dünyanın yaşadığı büyük dönüşümleri, vaktini ve enerjisini kendi iç mücadeleleriyle heba eden bir konumdan, her alanda potansiyelini en üst seviyede kullanabilen bir yere geldik. Evlatlarımıza işte bu güçlü altyapının üzerinde 2053 vizyonunu inşa edecekleri bir miras bırakmanın gayreti içerisindeyiz. Elbette bu noktaya öyle kolay gelmedik. Son iki asırda yaşadığımız ne badire varsa hepsinin de benzerleri önümüze çıkartıldı. Dikkatimizi hedeflerimizden uzaklaştırmak için dört bir tarafımızdan çekiştirildik, taciz edildik. Hamdolsun tüm bu engelleri Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle aşarak, bugün bulunduğumuz yere ulaştık. Küresel siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma sancıları yaşadığı bir dönemde, Türkiye olarak sahip olduğumuz imkânlardan aldığımız güçle, yönümüzü hep geleceğe dönüp, istikametimizi belirleyerek oraya doğru yürüyoruz. Terör tehditlerinden bölgesel krizlere, küresel ısınma ve çevre felaketleri gibi yeni önceliklere kadar her alanda kendimize olumlu yönde ayrıştırarak hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürüyoruz. Bir süredir ardı ardına yüzüncü yıllarının kutlamalarını yaptığımız Millî Mücadele’mizin sembol adımlarının her birini geçmişin muhasebesinin yapılması ve geleceğin istikametinin belirlenmesi bakımından önemli vesileler olarak görüyoruz. Hiç şüphesiz bu adımların zirvesini hiç endişe etmeden 29 Ekim 2023’te vasıl olacağımız Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı oluşturuyor. Rabbimden, milletimize daha nice yüz yıllarını kutlayacağı büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelesini başarıyla neticelendirmeyi nasip eylemesini diliyorum.”

“KENDİMİZE DAHA ÇOK GÜVENİYOR, GELECEĞİMİZE DAHA UMUTLA BAKIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyada tarih, köken, inanç ve kültür bakımından bütünlüğü olmayan, devlet geçmişi birkaç asrı bulmayan, heybesinde sömürgecilikten katliamlara kadar nice ayıbı gizleyen pek çok ülke olduğunu dile getirdi. Sahip oldukları güvenlik ve refah iklimiyle, tüm bu eksikliklerini kapatmaya çalışanların, gerçekten çetin sınamalarla karşı karşıya kaldıklarında nasıl lime lime döküldüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnanın dökülüyorlar, ayakta duracakları mecalleri yok. Türkiye’nin yaşadığı saldırıların, maruz kaldığı gizli açık ayak oyunlarının, içinden geçtiği imtihanların sadece birini bile kaldıramayacak ülkeler var. Salgından tabii afetlere kadar son dönemde yaşanan her olağanüstü durum bu tabloyu daha da belirgin hâle getiriyor. Hamdolsun biz milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkması, arkamızdaki binlerce yıllık devlet geleneğinin gücü, yüz milyonlarca mazlum ve mağdurun duası sayesinde dimdik ayaktayız. Bilhassa son dönemde yaşadıklarımızın ardından artık kendimize daha çok güveniyor, geleceğimize daha umutla bakıyoruz. 2023’e yaklaştıkça bu güven ve umut zeminini bozmaya yönelik tacizlerin artması doğru istikamette gittiğimizin işaretidir. Cumhur İttifakı olarak geleceğimize daha özgüvenle yürüyoruz. Daha özgüvenle de inşallah bunu başaracağımıza inanıyoruz. Milletimiz, Millî Mücadele günlerinden bu yana sahip olduğu o derin irfan hasletiyle tercihini hep ülkesi ve kendisi için doğru olandan yana kullanmıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendileri için esas olanın millet iradesi olduğunu belirterek “Cumhuriyet’imizin 100. yılında Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmayı hedefleyen mücadelemizin başarıya ulaşması için son nefesimize kadar çalışacağız. Onun için tek millet, tek vatan, tek devlet ve tek bayrak. Malazgirt’ten bu yana kazandığımız hiçbir zafer gibi bunun da kolay olmayacağını biliyoruz. Dışarıdan ve içeriden pek çok engeli aşarak bugünlere nasıl geldiysek inşallah menzile de o şekilde ulaşacağız. Bunun için de bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız” dedi.

Sakarya Meydan Muharebesi’nde canlarını ortaya koyan gazilere, bu uğurda bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen şehitlere, hatıraları asla unutulmayacak kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’i ve bu zaferin kazanılmasında emeği geçen herkesi şükranla anarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelesine ilham veren ecdadın tüm sembol isimlerinin her birini minnetle yâd etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Duatepe Anıtı’na gelişinde elinde Türk bayrağı olan gençler tarafından karşılandı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Mangal Dağı’nda bir siperde bulunan, üzerinde mermi izi yer alan, Osmanlıca “padişahın askerleri” anlamına gelen “asakir-i şahane” yazan kemer tokasını hediye etti.

OKUMAYA DEVAM ET

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 8. Türkiye İnovasyon Haftası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’da

SETMARİNE YACHTS

Falcon 900LX

Haber Burada