Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası için çalışmaya devam edeceğiz”

Published

on

“Bugün salgından teröre kadar pek çok sıkıntıyla karşı karşıya olmamıza rağmen dimdik ayaktaysak bunu geçtiğimiz 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlara borçluyuz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İzmir 7. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Bugün salgından teröre kadar pek çok sıkıntıyla karşı karşıya olmamıza rağmen hâlâ dimdik ayaktaysak, hâlâ geleceğimize güvenle bakabiliyorsak, hâlâ büyük hedeflere doğru yürüyorsak bunu geçtiğimiz 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlara borçluyuz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gürsel Aksel Stadında düzenlenen AK Parti İzmir 7. Olağan İl Kongresi’ne katıldı.

Hakkâri ve Nevşehir il kongrelerine de canlı bağlantının yapıldığı kongrede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki coşkuya bakarak İzmir’in bir dirilişin, 2023’ün müjdesini verdiğini söyledi.

“TÜRKİYE’NİN ZENGİNLİĞİNİ HAZMEDEMEYENLER ÜLKEMİZİ BÖLMEK İÇİN HER DÖNEMDE BİZİMLE UĞRAŞMIŞTIR”

“İzmir de bizimdir, Nevşehir de bizimdir, Hakkâri de bizimdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu büyük zenginliğini hazmedemeyenlerin, milleti parçalamak Türkiye’yi bölmek için Haçlı Seferleri’nden Sevr’e kadar her dönemde Türkiye ile uğraştıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı kirli zihniyet bugün de birliğimize, beraberliğimize, kardeşlerimize saldırmayı sürdürüyor. Bu saldırı kimi zaman geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde olduğu gibi ordularıyla doğrudan topraklarımızı işgal girişimi olarak tezahür etmiştir” diye konuştu.

Ordularıyla bu aziz vatanı işgal edemeyeceklerini görenlerin, sinsi yöntemlerle yeni araçlar devreye soktuğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün, bu araçların en acımasızı, en kanlısı, en zalimi olduğunu, Hakkâri’nin terör acısını en çok çeken illerden biri olduğunu, İzmir’de de terör saldırıları sebebiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden göç edip gelen çok sayıda vatandaşın yaşadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünyanın hiçbir yerinde terörü, terör örgütlerini savunan, onların siyasi uzantılarını destekleyen aydınlar, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler göremezsiniz. Ancak ülkemizde maalesef böyle kirli bir zihniyet hep olagelmiştir, bugün de vardır. Terör örgütü yaklaşık 40 yıldır anne karnındaki çocuktan kundaktaki bebeğe, okula giden öğrenciden evladının üzerine kapanan annelere, ninelere, aksakallı ihtiyarlara kadar herkesi katlediyor. Şimdi buradan sesleniyorum, ey CHP, ey Kılıçdaroğlu, Diyarbakır annelerinin semtine hiç uğradın mı? Diyarbakır’daki o terör mağduru anneleri hiç ziyaret ettin mi? Orada neler oluyor, haberin var mı? Onurlu bir duruş sergileyerek terör örgütünü kınamak yerine hep devleti suçlayan bu kirli zihniyetin her masumun katlinde vebali bulunuyor. Senin de vebalin var.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye üzerinde hesabı olan karanlık güçlerin değirmenine su taşıyanlarla değil, kendi devletinin arkasında dağ gibi duranlarla yol yürüdüklerini vurgulayarak, “Biz Cudi’de varız, biz Gabar’da varız, biz Tendürek’te varız, biz Bestler Deresi’nde varız. Nerede, hangi inde terörist varsa, o inde biz de varız. Oraları onlara mezar ettik. Ve on binlerle anılan teröristler şimdi yüzlerle anılıyor” dedi.

“Son zamanlarda CHP ve şürekâsı, Hazine ve Maliye eski bakanımız Berat Albayrak’ı ve onun nezdinde tüm ailemle birlikte şahsımı hedef alan bir kampanya yürütüyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin ve milletin hayrına en küçük sözlerine ve duruşlarına şahit olmadıkları CHP yöneticilerinin hezeyanlarıyla uğraşmayı zül addettikleri için önce bu kampanyayı görmezden geldiklerini belirtti.

“TÜRKİYE’NİN IMF’YE OLAN BORCUNU SIFIRLADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş siyaset boyutunu aşıp bir insan olarak sahip oldukları temel haklara ve özgürlüklere, özellikle de aileye saldırı boyutuna varınca bu kampanyayı yürütenlere ağızlarının payını vermenin üzerlerine vacip olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İzmir Milletvekili sıfatıyla Meclis’te yer almasının bu şehrin en büyük talihsizliği olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na cevapları İzmir’den vermenin daha doğru olacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu zat, bugüne kadar belgeleriyle, mahkeme kararlarıyla, şahitleriyle yüzüne vurduğumuz onca yalanına, iftirasına, bühtanına rağmen sürekli aynı şeyleri söylemeyi sürdürerek asıl niyetini ortaya koymuştur. Önüne hangi hakikatler konursa konsun, kendisine önceden ezberletilen, bilmiyoruz ama belki de dayatılan çerçeveye sadık kalarak aynı şeyleri sürekli tekrarlayıp duruyor. Öyle ki geçen grup toplantısının hemen öncesinde kendisine gittiler. ‘Başkanım, ne dersiniz’ dediler. ‘İsabetli olur’ dedim. İçişleri Bakanım ile Savunma Bakanımı gerek CHP Genel Başkanı’na gerekse İYİ Parti Genel Başkanı’na gönderdim. Gitsinler, bu katliamla ilgili kendilerini bilgilendirsinler istedim. Bakanlarım bunu bana söyleyince ben de bu CHP’nin başındakini adam zannettim, gitsinler, anlatsınlar dedim. Hani diyor ya ‘Haberimiz yok’ İşte asıl kaynağından, bizzat gitsinler anlatsınlar istedim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilgilendirme yapılmasına rağmen CHP’nin Meclis’te, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya edep dışı davranışlar sergilediğini anlatarak, “İşte onun için biz diyoruz ki Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin başında siyasetin kendi mecrasında oraya gelmiş genel başkan olarak değil, bir proje olarak bulunmaktadır. Yanındakiler de o projenin diğer başlıklarıdır, yandaşlarıdır. Nitekim Gara Operasyonu’nun milletimizde yol açtığı öfkeyi, PKK’nın üzerinden uzaklaştırmak, uluslararası alanda PKK’nın güç durumda kalmasını engellemek için akla ziyan yollara başvurması, bu tespiti bir kez daha doğruluyor” açıklamasında bulundu.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve onun üzerinden şahsına yönelik kampanyaya da hız verilmesinin amaçlarından birinin de bu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dertlerinin ülke ve millet olmadığını, hakikatleri bin defa dinleseler de yine kafalarındaki senaryoyu, kendilerine tevdi edilen misyonun gereğini yerine getirmeyi sürdüreceklerini elbette biliyoruz” dedi.

Türkiye’nin son yedi, sekiz yıldır her alanda verdiği mücadelenin ekonomik boyutunun en ön safında Berat Albayrak’ın yer aldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Berat Bey’in önce enerjide, ardından ekonomide ifa ettiği görevlerdeki en büyük talihsizliği ‘damat’ sıfatının bu alanlardaki, birikimi, gayreti ve başarısının önüne geçirilmiş olmasıdır. Eğer herhangi bir siyasetçi olarak bu işleri yapsaydı kendisiyle ilgili değerlendirmeler daha objektif yapılabilirdi diye düşünüyorum. Türkiye’nin son dönemde enerji alanında yaptığı atılımların temelinde Berat Bey’in bakanlığı döneminde geliştirdiği strateji ve yaptığı hazırlıklar bulunuyor. Karadeniz’deki doğal gaz rezervinin keşfini yapan sismik araştırma ve derin sondaj gemilerimizin alınmasıyla başlanmasından, madencilik alanındaki açılımlara kadar ülkemizin pek çok yeni kazanımının altında Berat Bey’in imzası var. İki sismik araştırma, üç sondaj gemisi ve şimdi bir tane daha geliyor. Bunların fiyatlarına baktığınız zaman âdeta bir otomobil fiyatı gibi. Bu nedir bu? Bunun adı finansı, parayı yönetmektir. Bunu başardığı için kuduruyorlar, çıldırıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisini daha da güçlü kılmak için pek çok alanda tarihî öneme sahip uygulamaları Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde hayata geçirdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım şirketlerinde yeni iş modellerinin geliştirilmesi ve katılım şirketlerinin faizsiz finansman yöntemlerinin çeşitlendirilmesinin önemine işaret ederek, “Bilindiği gibi burada bir adım çok çok önemli. Ekranları başında bizi izleyen milletime tekrar hatırlatıyorum. Çünkü CHP, bunlar faizcidir. Bu CHP, bunlar IMF’cidir. IMF’nin temsilcileriyle kapalı kapılar arkasında pazarlık yapanlar bunlardır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin IMF’ye olan borcunu sıfırladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay Kemal, ey Faik Öztrak, bilir misiniz şu anda bizim IMF’ye bir Allah kuruşu borcumuz yok, bitti bu iş. Bize diyorlar ki ‘IMF’den gidin borç alın.’ O sizin cibilliyetinizdir, o sizin karakterinizdir. Biz de bu yok” dedi.

“95 MİLYAR DOLAR DÖVİZ REZERVİMİZ VAR”

Merkez Bankasının döviz rezervinin sıfırlandığı iddialarına da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Göreve geldiğimizde Merkez Bankasının 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Şimdi 95 milyar dolar döviz rezervimiz var. Ancak bir rakam daha söyleyeceğim. Başbakanlığım döneminde bu döviz rezervi, 132 milyar dolara kadar çıktı. Ondan sonra bir düşüşle 95’e indik. Bu ne demektir? Biz yeniden 132’ye de çıkarız 200’e çıkarız. Çünkü biz bu işi biliyoruz. Bizim akıl hocalarımız Batı değil. CHP’nin akıl hocaları orada, IMF. Bizim akıl hocalarımız kendi içimizde. Biz birbirimizle dayanışma hâlindeyiz ve kendi işimizi kendimiz görürüz. Bu adımları da böyle attık. Şu anda 95 milyar dolar döviz rezervimiz var.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını nedeniyle dünya ekonomilerinin derinden sarsıldığına işaret ederek, “Küresel tedarik zincirlerinin ciddi yaralar aldığı, üretimden istihdama küresel ekonominin her alanda daraldığı bu dönemde de Berat Bey’in sorumluluğunda aldığımız hızlı ve etkin tedbirlerle ülkemizin süreci en az zararla geçirmesini sağladık. Berat Bey de hukuk çerçevesinde bugün itibarıyla tabii ki yargıda hakkını arayacaktır” diye konuştu.

Döviz rezervleri üzerinden Berat Albayrak aleyhinde yürütülen haksız ve seviyesiz kampanyanın amacının kesinlikle bu konuda bilgi edinmek olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz bunların kendilerine en kritik konularda bilgilendirdiğimizde, ne yaptıklarını nasıl hareket ettiklerini de biliyoruz” ifadesini kullandı.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

CHP’nin tezviratları sebebiyle kafası karışmış olabilecek vatandaşlar için döviz rezervi konusuna açıklık getirmek istediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bir süredir zaten ekonomik saldırı altında olan Türkiye’nin, salgınla uluslararası alanda ortaya çıkan finansal dalgalanmalara karşı da tedbir geliştirmesi gerekiyordu. Bu zorlu dönemde ödemeler dengesi tarafında bir sıkıntıyla karşılaşmamak için planlı ve kontrollü döviz işlemleri yapıldı. Yapılan bu döviz işlemlerinin tamamı da piyasa kuralları çerçevesindedir ve hukuka uygundur. Ne dövizin buharlaşması ne de herhangi bir istismar, haksız kazanç, hukuka ve ahlaka aykırı işlem söz konusudur. Bu döviz işlemleri sayesinde ülkemiz uluslararası alanda ciddi etkilere yol açan şoklara rağmen hedeflerine bağlı kalmayı başardı.”

Muhataplarının millet olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözümüz de milletedir. AK Parti olarak, Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak ülkemizin tüm imkânlarını değerlendirerek büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası için çalışmaya devam edeceğiz. Tayyip Erdoğan’a, ailesine, çalışma arkadaşlarına saldırarak, vaktimizi ve enerjimizi çalarak bizi bu hedeften uzaklaştırabileceklerini sananlara diyoruz ki, size buradan ekmek çıkmaz, gidin başka kapıya” diye ekledi.

“DEMOKRASİ VE KALKINMA MÜCADELESİNİ İHMAL ETMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin beka davasını korumak ve yüceltmek için var güçleriyle çalışırken, demokrasi ve kalkınma mücadelesini de ihmal etmediklerini vurgulayarak, “Bugün salgından teröre kadar pek çok sıkıntıyla karşı karşıya olmamıza rağmen hâlâ dimdik ayaktaysak, hâlâ geleceğimize güvenle bakabiliyorsak, hâlâ büyük hedeflere doğru yürüyorsak bunu geçtiğimiz 18 yılda elde ettiğimiz kazanımlara borçluyuz” diye konuştu.

Türkiye’nin her bir ilini; okullar, bilişim altyapısı, teknolojisi, bölünmüş yollar, demir yolları, köprüler, barajlar, sulama tesisleri, doğal gaz boru hatları, elektrik hatlarıyla donatırken karşılaştıkları engellemeleri en iyi milletin bildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin 81 vilayetinde bugün hangi eser, hangi hizmet varsa hepsi de karşımızdaki köhne muhalefet zihniyetine rağmen başlanıp bitirilmiş işlerdir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyet tarihinde yapılanların tamamını beşe, ona katlayan yatırımlarımızın hiçbirinde bunlardan destek görmedik, teşekkür almadık. Bunlar aka kara, karaya ak demek dışında bir düşüncesi, fikri, projesi, feraseti, mesaisi olmayanların şu anda bulunduğumuz İzmir’i nasıl sersefil bıraktıklarını hep birlikte görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Havalimanından şehre gelirken gördüğü manzaranın İzmir’e yakışmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin en güzel şehri belediye hizmetlerinde ilk ona bile giremiyorsa durup bir düşünmek gerekir. Hükûmet kendi sorumluluğundaki tüm temel hizmet altyapılarını en güzel şekilde yaptığı hâlde belediye sorumluluk alanındaki hususlarda manzara birden tersine dönüyorsa durup bir düşünmek lazım” ifadelerini kullandı.

“Şehrine ve milleti hizmet etmek yerine, kaynak ve zaman önceliğini asli vazifesi olmayan işlere ayıranlar bu şehre yazık etmişlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı durumun Hakkâri’de de söz konusu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletin şehrimize hizmet verilsin diye gönderdiği kaynağı terör örgütüne peşkeş çekerek Hakkârili kardeşlerimi mağdur edenlere göz mü yumacaktık? Kayyum kayyum diye ortalığı inletenlerin bir günden bir güne bu çarpıklığa karşı tek laf ettiklerini duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü bunların işi milletimizin hakkını, hukukunu, menfaatini savunmak değil, kendi karanlık gündemlerine malzeme üretmektir. Evet, üretimin durduğu, Kandil’e devletin verdiği paranın gönderildiği, hizmetin olmadığı bu yerlere biz bugün de, yarın da kayyum atamaya devam edeceğiz. PKK’lı teröristlerin hakkını savunmak için dünyayı ayağa kaldırmayı bilirler, FETÖ’cülere destek vermek için yollara dökülmeyi de bilirler, Ankara’dan İstanbul’a teröristlerle yürümeyi de bilir bu Bay Kemal. Türkiye düşmanlarının verdikleri her malzemenin üzerine atlamayı da iyi bilirler, ama iş ülkenin ve milletin hakkını savunmaya geldiğinde ‘bizim işimiz karşı çıkmak’, aynen bunu söylüyor asla iyiye iyi demeyiz beyanıyla birden muhalefet oldukları akıllarına geldi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin her hâl ve şart altında kendi ülkesinin ve halkının çıkarlarına saldırdığı görüntüye Türkiye’den başka hiçbir yerde rastlanamayacağını belirterek, “İnşallah 2023 diğer pek çok güzel haber ve müjde yanında ülkemizdeki bir tek parti devri artığı, atık ya, inşallah köhne muhalefet anlayışının da tasfiye edildiği bir yıl olacaktır” dedi.

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlık kayıplarımızı telafi ettiğimiz, aydınlık geleceğimize güvenle baktığımız bir dönemin eşiğindeyiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İşçi Buluşması programında yaptığı konuşmada, “Ülkemizin siyasetten ekonomiye, savunmadan altyapıya her alanda kat ettiği mesafeyi görenlerin panikleri, doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. İnşallah hem asırlık kayıplarımızı telafi ettiğimiz, hem de aydınlık geleceğimize güvenle baktığımız bir dönemin eşiğindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (TÜRK-İŞ) bağlı farklı sektörlerde çalışan işçilerle, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi.

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı sektörlerde alınlarının teriyle ekmeklerini kazanan işçilerle, gazi mekânda, milletin evinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirterek, buluşmaya vesile olan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’e teşekkür etti.

“Hayata İETT’de işçi olarak başlamış, daha sonra kendi işini kurmuş, siyasetin her kademesinde bulunmuş, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı makamlarına gelmiş bir kardeşinizim” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeğiyle, alın teriyle, beden gücüyle çalışmanın hem yorgunluğunu, hem de bu şekilde evine helal rızık götürmenin verdiği manevi hazzı çok iyi biliyoruz” ifadesini kullandı.

“ÇALIŞANLARIN HAKLARININ TESLİMİ İÇİN GAYRET GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çalışmak kadar emeğinin karşılığını hakkıyla almanın ne kadar önemli olduğunun da gayet iyi farkındayız. Belediye Başkanlığı dönemimden itibaren sorumluluğunu üstlendiğimiz her yerde ve her makamda, çalışanların haklarının teslimi için gayret gösterdik. Gerektiğinde bütçe imkânlarını zorlama, gerektiğinde başka kalemlerden fedakârlık yapma pahasına, tercihimizi hep çalışanların emeklerinin karşılığını verme istikametinde kullandık.”

“Tabii sonuçta imkân-mümkün arasında bir denge kurmak mecburiyetinde kalıyoruz” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte ülkemizin potansiyeline, milletimizin çalışkanlığına ve üretkenliğine güvenerek, çıtayı sürekli daha yükseğe çıkartıyoruz. Türkiye’nin, son 19 yılda istihdam sayısını 9,5 milyon artırırken, çalışanların gelir seviyesini de katbekat yükseltmiş bir ülke olduğu gerçeğini asla unutmamalıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Millî gelirimiz Türk Lirası olarak yaklaşık 11 kat yükselirken, asgari ücretin 16 kata yakın artması, bunun en somut örneklerinden biridir. Aynı fevkalade yükselişi emekli maaşlarında da görmek mümkündür. Öyle ki 27 kat artan emekli maaşları vardır. Bugüne kadar yaptığımız tüm toplu sözleşme görüşmelerinde, hep çalışanlarımızın gelirlerini ve refahlarını yükseltecek formüller üzerinde durduk. Kamu işçilerimizin ücretlerindeki artışlar, özel sektörü de benzer yönde hareket etmeye yönelttiği için, burada çıkan rakamlar kısa sürede tüm çalışanlara şamil oluyor.”

“GÖSTERGELER EKONOMİDEKİ POZİTİF YÜKSELİŞİN ARTARAK SÜRECEĞİNE İŞARET EDİYOR”

Türkiye’ye kazandırdıkları eser ve hizmetlerle insanların hayat kalitesini, refah seviyesini artırmak için mücadele ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizle birlikte ilan ettiğimiz 2023 hedeflerimizle, Türkiye’yi her alanda olduğu gibi çalışanlarımızın gelir seviyeleri konusunda da en üst sıralara çıkarmayı planladık” ifadesini kullandı.

Son yıllarda ardı ardına yaşanılan darbe girişimleri, ekonomik saldırılar, salgın ve afetler sebebiyle gecikme yaşanmış olsa da, hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde sanayi üretiminde, ihracatta, istihdamda, büyümede hızlı bir yükselişle, salgın öncesi dönemin bile üzerine çıktıklarına işaret etti. Turizm başta olmak üzere hizmetler sektöründe süratli bir toparlanma yaşandığını, makroekonomide dengelerin tekrar yerine oturmaya başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göstergeler ekonomideki pozitif yükselişin artarak süreceğine işaret ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tüm bu olumlu gelişmeler sayesinde, hem işçilerimizin, hem memurlarımızın toplu sözleşmelerinde oldukça tatminkâr artışlar yapma imkânına kavuştuk. Mesela, geçtiğimiz ay imzalanan kamu işçileri toplu sözleşmesiyle, 700 bin kamu işçimizin ücretlerinde çok ciddi iyileştirmeler yaptık. Bu kapsamda, asgari ücret ile 4 bin lira arasında ücret alan işçilerimize seyyanen 500 lira zam yaptık. Böylece, 4 bin liraya kadar olan işçilerimizin ücretlerinde yüzde 34, tüm işçilerimizin ücretlerinde ortalama yüzde 25 artış gerçekleşti. Sosyal yardımlar, ilave tediye ikramiyeleri gibi ödemelerle aylık giyinik ücret tutarı 9 bin lirayı aşmıştır. Memurlarımızın maaşlarında da, benzer şekilde en düşük ücretlerde yüzde 31’i geçen oranlarda artış yapıldı. Bir süre önce emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de artışa gitmiştik.”

Çalışanların gelirlerini artırırken, esnafından sanayicisine her kesimi de gözeten uygulamalar geliştirdiklerine, kapsamlı sosyal destek programlarıyla her vatandaşı koruyup kolladıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu ülkenin kazancından 84 milyonun tamamının faydalanmasını temin etmeyeceksek, bunca gayrete, bunca mücadeleye, bunca kavgaya ne gerek var?” diye sordu.

“EVLATLARIMIZA HEPİNİZİN HAYALİ OLAN BİR ÜLKE BIRAKACAĞIMIZDAN ŞÜPHENİZ OLMASIN”

Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline getireceklerini söylerken, bu sözü işçisinden memuruna, esnafından emeklisine herkes için söylediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, zenginleştikçe her bir vatandaşımızın da refah seviyesi artacaktır. Allah’ın izniyle büyük ve güçlü Türkiye silüeti ufukta gözükmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti: ”Biz millet olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sahip çıktığımız müddetçe, bu hedefe ulaşmamıza kimse engel olamaz. Ülkemizin siyasetten ekonomiye, savunmadan altyapıya her alanda kat ettiği mesafeyi görenlerin panikleri, doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. İnşallah hem asırlık kayıplarımızı telafi ettiğimiz, hem de aydınlık geleceğimize güvenle baktığımız bir dönemin eşiğindeyiz. Sembolü 2023 hedeflerimiz olan bu süreci, istikrar ve güven iklimini koruyarak devam ettirdiğimizde, evlatlarımıza hepinizin hayali olan bir ülke bırakacağımızdan şüpheniz olmasın.”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki işçi buluşmasını; kararlılığın, azmin, dirayetin tüm dünyaya ilanı olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçilerin her birine kazasız, belasız, verimli, huzurlu çalışmalar temennisiyle konuşmasını tamamladı.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

“Türkiye’nin Potansiyeline Inanan, Ekonomimize Güvenen Yatırımcılarımızın Yanında Durmayı Sürdüreceğiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şişecam Polatlı Yeni Üretim Hattı’nın açılışında yaptığı konuşmada, “Özel sektörü ekonomik büyüme ve kalkınmanın lokomotifi gören bir iktidar olarak, bundan sonra da Türkiye’nin potansiyeline inanan, ekonomimize güvenen yatırımcılarımızın yanında durmayı sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şişecam Polatlı Yeni Üretim Hattı açılışına katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1935 yılında üretim serüvenine başlayan Şişecam’ın cam sektöründe bugün ülkenin en prestijli markalarından biri olduğunu belirtti. Düz cam, cam ev eşyası, cam ambalaj ve cam elyafı gibi alanlarda dört kıtada 14 ülkede üretim yapan Şişecam’ın 150 ülkeyi aşan ihracatıyla küresel bir oyuncu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 12 bin kişiye istihdam sağlayan Şişecam’ın dünyada cam ev eşyasında ilk üçte, cam ambalaj ve düz camda ilk beşte yer aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sişecam’ın 86 yıldır istikrarlı şekilde artan pazar payının, firmanın üretime, ihracata ve sağlıklı büyümeye verdiği önemi de gösterdiğini ifade etti.

Bugün resmî açılışını yapılan Polatlı Üretim Tesisi’nin Şişecam’ın küresel vizyonunun yeni bir halkasını oluşturduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bursa, Kırklareli, Mersin ve Ankara’da üretim yapan firmamız 1 milyar liralık bu ilave yatırımla düz cam üretim kapasitesini 2 milyon tona çıkarmıştır. Bu tesis 540 bin tonluk hacmiyle Avrupa’nın en büyük düz cam üretim üssü olmasının yanında 315 insanımıza da ilave istihdam sağlamaktadır. Cama dayalı ürünlerin inşaattan otomotive, elektronikten savunma sanayisine hemen her alanda kullanımının yaygınlaştığı düşünüldüğünde, bu tesisin ülkemiz ekonomisi için taşıdığı önem çok daha iyi anlaşılacaktır. Kendi otomobilini, kendi uçağını, kendi uçak gemisini geliştiren Türkiye’nin cam ürünlerine yönelik talebi de düzenli olarak artıyor. Özellikle güneş paneli camlarıyla sağlık endüstrisinde kullanılan yüksek nitelikli camlar bunların başında geliyor. Biz her stratejik üründe olduğu gibi nitelikli cam ürünlerinde de talebin kendi iç piyasamızdan karşılanmasını arzu ediyoruz.”

“ÜRETEN, İHRACAT YAPAN, İNSANIMIZA İSTİHDAM SAĞLAYAN HER SANAYİCİNİN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şişecam’ın engin tecrübesi, ileri teknolojisi, kalifiye personeli ve güçlü kapasitesiyle bu eksiği giderebileceğine inandığını dile getirdi. Şişecam’ın bilim, teknoloji ve tasarım merkezinde yürüttüğü AR-GE faaliyetleriyle dinamizmini korumasının takdire şayan olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cam yüzeylerdeki virüs ve bakterilere karşı geliştirdiği teknolojiyle firmamız bu alanda oyun değiştirici bir rol üstleniyor. Geri dönüşüm projeleriyle de yeşil ekonomiye katkı sağlayan Şişecam’ın atılımlarını, zirvede kalma iradesinin güçlü bir işareti olarak görüyorum. Bu süreçte devletimiz de verdiği desteklerle Şişecam’a sahip çıkmıştır. Şişecam’ın yaptığı Ar-Ge çalışmalarına yaklaşık 124 milyon lira kaynak aktardık. Firmamız adına bugüne kadar 3 milyar 856 milyon lira tutarında 20 adet teşvik belgesi düzenledik. Şu an içinde bulunduğumuz bu fabrika için iki adet yatırım teşvik belgesi düzenleyerek 751 milyon liralık yatırımın önünü açtık. Devletimizden aldığını fazlasıyla milletimize geri veren Şişecam dünya çapındaki üretim ağıyla bu destekleri ziyadesiyle hak ettiğini göstermiştir. Bu ülkede taş üstüne taş koyan, üreten, ihracat yapan, insanımıza istihdam sağlayan her sanayicinin başımızın üstünde yeri vardır. Özel sektörü ekonomik büyüme ve kalkınmanın lokomotifi gören bir iktidar olarak bundan sonra da Türkiye’nin potansiyeline inanan, ekonomimize güvenen tüm yatırımcıların yanında durmayı sürdüreceğiz.”

Tesisin ülkeye kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin ülke sanayisine ve sektöre hayırlı olmasını diledi, diğer firmaları da ülkedeki yatırım imkânlarını değerlendirmeye davet etti.

“TÜRK DEMOKRASİSİNİ VESAYET ZİNCİRLERİNDEN KURTARMAK İÇİN TARİHÎ NİTELİKTE BİRÇOK ADIM ATTIK”

Şişecam’ın 86 yıllık mazisiyle Türk ekonomisinin hangi aşamalardan, hangi zorluklardan geçerek bugünkü seviyelere geldiğinin en güzel örneği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerinde Türkiye’nin 2001 yılında baş gösteren ekonomik krizin etkilerini hâlen ağır bir şekilde yaşadığını anlattı. O dönemde milyarlarca dolar millî servetin batan bankalarda buharlaştığını, esnaf, sanayici, tüccar ve çiftçinin adeta iflasın eşiğine geldiğini, krizden nemalanan bir avuç seçkin azınlık dışında halkın çoğunluğunun yoksullaşmaya başladığını, Türk insanının geleceğinden ümidini kesmeye başladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2002 Türkiye’si krizin, çaresizliğin, yeis ve umutsuzluğun tıpkı karabasan gibi milletimizin üzerine çöktüğü bir ülkeydi. 2002 Türkiye’si ihracatın 36 milyar dolara zar zor ulaştığı, kişi başı millî gelirim 3 bin 600 doları ancak bulduğu fakir bir ülkeydi. 2002 Türkiye’si savunma sanayisi başta olmak üzere neredeyse birçok stratejik sektörde neredeyse tamamen dışa bağımlı bir ülkeydi. 2002 Türkiye’si sadece ekonomik belirsizliklerin değil, aynı zamanda terörün, vesayetin, yasakların, baskıların kol gezdiği bir ülkeydi. 3 Kasım 2002’de milletin takdiriyle göreve geldiğimizde karşımızda işte böyle bir Türkiye manzarası vardı. İstikrarsızlıkla boğuşan ülkemizi hak ettiği yere taşımak, yatırımın, üretimin, inovasyonun merkezine dönüştürmek için hemen kolları sıvadık. Türk ekonomisini prangalarından, Türk demokrasisini vesayet zincirlerinden kurtarmak için tarihî nitelikte birçok adım attık. Sivil toplumu işin içine kattık, kamu kurumlarımızı, bürokrasimizi motive ettik. Sektör temsilcilerimizle istişare toplantıları yaptık. Tıkanan yatırım ve üretim kanallarını açmak için çok büyük çaba harcadık. Sorunların üzerine kararlılıkla giderek özgürlükleri genişleterek, hukuk devletini güçlendirerek, millî iradenin önündeki engelleri tek tek kaldırarak Türkiye’yi yatırımcılar için cazip bir ülke hâline getirdik.”

“ŞEFFAF VE ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKALARLA TÜRKİYE’Yİ KALKINDIRDIK”

Şeffaf ve öngörülebilir politikalarla Türkiye’yi kalkındırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, piyasa ekonomisi anlayışıyla, rekabeti esas alan şeffaf ve öngörülebilir politikalarla Türkiye’yi kalkındırdıklarını, güçlendirdiklerini belirterek, “Maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik bir Türkiye idealinden hiçbir zaman vazgeçmedik. Sonuçta bir dönem krizlerle anılan merkezimizi ve ülkemizi, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlesiyle tanıştırdık. Türkiye’nin yıllık ortalama büyüme oranını yüzde 1’in altından aldık, yüzde 5,1 seviyesine getirdik. 36 milyar dolardan devraldığımız yıllık ihracat rakamını geçen ay itibarıyla 207 milyar doların üstüne çıkardık” diye konuştu.

Millî gelirin satın alma gücüne göre, Türkiye’nin 17’nci sıradan 11’inci sıraya yükseldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tabanca mermisi dahi yapamayan bir ülkeyken bugün kendi füzesini, silahını, obüsünü, insansız hava aracını yapan bir konuma gelindiğini anlattı.

Savunma sanayisinde yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığı tam tersine çevirdiklerini, enerjide toplam kurulu gücü 32 bin megavattan 100 bin megavat sınırına getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sanayi ve teknolojide organize sanayi bölgesi sayısını 192’den 325’e çıkardık. 22 endüstri bölgesi, 79 teknopark kurduk. Göreve geldiğimizde 415 bin kişinin istihdam edildiği organize sanayi bölgelerimiz bugün 2 milyon 200 bine yakın emekçimizin ekmek kapısı oldu. Gaziantep’ten Yozgat’a kadar pek çok yerde yeni kurulan veya kurulma aşamasında olan organize sanayi bölgelerimiz üretime geçmek için sırada bekliyor.

“AÇILAN FABRİKALARI, ÜRETİM TESİSLERİNİ, TEMELİ ATILAN ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNİ GÖRMEYENLERE NE DESEK BOŞ”

Sürdürülebilir sanayi üretimi, devletin öncülüğü ve desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirilmek mecburiyetindedir. İşte bu anlayışla son 19 yılda düzenlediğimiz 82 bin 223 teşvik belgesini, yatırımcıların Türk ekonomisine olan güveninin işareti olarak görüyoruz. Sabit yatırım tutarı, 1 trilyon 608 milyar lirayı bulan ve 2 milyon 950 bin kişiye istihdam sağlayan bu yatırımlar, peyderpey gerçekleşiyor. Bu hakikatlere rağmen birileri ısrarla ‘Türkiye’de fabrika yok’ diyerek bizden ziyade sanayicimize hakaret etmeyi sürdürüyor. Oysa ‘yok’ dedikleri yatırımlar, ülkemizin dört bir yanında Türk sanayisinin gurur abideleri olarak birer birer yükseliyor. Ardı ardına açılan fabrikaları, üretim tesislerini, temeli atılan organize sanayi bölgelerini görmeyenlere ne desek boş. Rivayet odur ki Hazreti İsa’ya ‘Ölüyü diriltmekten daha zor ne olabilir?’ diye sormuşlar. Hazreti İsa da ‘İfhamu men la yefhem’, yani ‘Anlamayana anlatmak’ diye cevap vermiş.”

Hayata ve siyasete sadece ideolojilerinin at gözlüğünden bakanları “ademe mahkum” ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar görmese de anlamasa da dile getirmese de tüm bu yatırımlar salgın döneminde meyvelerini vermeye başladı” dedi.

Kovid-19 salgınının zirve yaptığı dönemde Türkiye’nin büyümesini sürdürdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının zirvesi diyebileceğimiz 2020 yılında birçok G-20 ülkesi havlu atarken biz yüzde 1,8 ile en çok büyüyen ikinci ülke olduk. Bunun tesadüf bir büyüme olmadığını, 2021 yılının ilk çeyreğindeki yüzde 7,2 ve ikinci çeyreğindeki yüzde 21,7 büyüme oranlarıyla teyit ettik” diye konuştu.

“TÜRKİYE, ARTIK DOĞRU ZAMANDA DOĞRU TEKNOLOJİLERE YATIRIM YAPAN BİR ÜLKEDİR”

Sanayi üretiminin bu büyümede sürükleyici güç ve lokomotif görevi gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönemde ülkedeki sabit sermaye yatırımlarının yüzde 20,3’lük artış kaydettiğini belirtti.

Üretimin kalbi makine teçhizat yatırımlarının üst üste büyüme performansı sergilediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İç ve dış talebin birlikte pozitif görünüm sergilemesi göz önüne alındığında bu büyüme serisinin devamının geleceği de açıktır. Yine ardı ardına Cumhuriyet tarihî rekorlarının kırıldığı ihracat rakamları, turizmdeki yükselişle beraber cari dengemize de önemli katkılar sağlıyor. Sanayide, üretimde, tarımda yenilikçi teknolojilerde taklit eden yerine takip edilen, örnek alınan, istikamet belirleyen bir ülke olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Millî Teknoloji Hamlesi öncülüğünde ortaya koyduğumuz politikalarla Türkiye, artık doğru zamanda doğru teknolojilere yatırım yapan bir ülkedir. İnsansız hava araçları teknolojilerinde geleceği okuyarak attığımız adımlar sayesinde hamdolsun bugün bu alanda dünyanın en başarılı üç ülkesi arasındayız. Akıncı’nın katılımıyla bir üst lige çıkardığımız İHA filomuzu, muharip insansız uçak sistemimizin de devreye girmesiyle inşallah dünyanın bir numarası hâline getireceğiz.”

Üretim süreci devam eden yerli otomobile de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Otomotiv sektöründe yaşanan yapısal değişimi, üretim süresi devam eden Türkiye’nin otomobili ile yakalayacağımıza inanıyoruz. Kendi tasarımımız olan elektrikli aracımızı, 2022 yılının sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KOBİ’lerin dijitalleşmesi için Türkiye’nin dört bir tarafına dijital dönüşüm merkezleri açacaklarını, teknoloji odaklı sanayi hamlesi programı ile katma değeri yüksek ürünleri fikir aşamasından pazara çıkarana kadar destekleyeceklerini vurguladı.

Kısa süre önce açıklanan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın öncülüğünde oluşturduğumuz bu strateji ile yapay zekâya insan odaklı yaklaşarak önemli bir sıçrama gerçekleştirmek amacındayız. Tüm bu adımları özellikle atarken küresel ekonomi ve üretim paradigmasında yaşanan köklü değişimi de yakından takip ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın iklim değişikliklerinin yıkıcı etkilerini giderek daha fazla hissetmeye başladığını bildirerek, buna bağlı yeşile ve çevreye saygılı bir ekonomik dönüşüme duyulan ihtiyacın da arttığını dile getirdi.

Türk ekonomisinin bu sürecin dışında kalmasının düşünülemeyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeşil ekonomi hedefine ulaşma yolunda göstereceğimiz çabaların bize ileride maddi manevi çok büyük katkıları olacağına inanıyorum. Bu çerçevede siz sanayicilerimizin gerekli hazırlıkları şimdiden yaptığını biliyor, bundan da büyük memnuniyet duyuyorum” şeklinde konuştu.

“TEKNOFEST 21-26 EYLÜL’DE İSTANBUL’DA BAŞLIYOR”

Gençlerin sabırsızlıkla beklediği müjdeyi paylaşacağını da dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en büyük havacılık uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in, 21- 26 Eylül’de İstanbul Atatürk Havalimanı’nda başlayacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilde 100 dene-yap teknoloji atölyesi kurulmasına yönelik başlattıkları eğitim seferberliğinin de tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti: “Öğrencilere girişimcilik, etkili iletişim ve takım çalışması gibi beceriler kazandırmayı amaçlayan bu atölyelerimizin sayısı 57 ilde 66’ya ulaştı. Önümüzdeki dönemde bunları tüm illerimize yaygınlaştıracağız. Bu vesileyle ülkemizin en büyük buğday borsalarından birine sahip olan ilçemizde, mevcut yükseköğrenim altyapısı üzerinde bir Polatlı Tarım Üniversitesi kurulmasıyla ilgili girişimi de desteklediğimi belirtmek istiyorum. Ülkemizin önümüzdeki dönemde genel yükseköğretim kurumlarından ziyade ihtisas üniversitelerine ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Polatlı Tarım Üniversitesi’nin de bunun ilk adımlarından biri olmasını temenni ediyorum. Bu duygularla Şişe Cam Polatlı Düz Cam Üretim Tesisi’nin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda canla başla çalışan yatırımcılarımıza ve emekçi kardeşlerime teşekkür ediyorum.”

Tören öncesinde yangın ve sel felaketlerinden etkilenenlere yönelik yardım kampanyası kapsamında 93 OSB tarafından toplanan yardımlara ilişkin temsili çek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve OSB başkanları tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çekin takdimi esnasında, “OSB’ler olarak bu rakamı gerçekten yeterli bulmuyorum çünkü felaketin yaşandığı bu bölgelerin altyapısı, üstyapısı için çok ciddi rakamlar. Bunları devlet millet el ele yapacağımıza göre, bu sadaka-i cariye noktasında çok önemli. Atmamız gereken adım, yapmamız gereken bu noktada çok hayır var. Bir an önce de diyoruz ki bir yıl içerisinde biz bu işi bitirelim” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, daha sonra kurdele kesti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi sırasında Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kırman’dan Polatlı Tarım Üniversitesi’nin yapımı için destek sözü aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindekilerle birlikte Polatlı Kartaltepe Kurtuluş Müzesi’ni de ziyaret etti.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sakarya Zaferi’nin kazanıldığı 1921 yılı, Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın da dönüm noktalarından biridir”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Zaferi’nin 100. yılı kutlama programında yaptığı konuşmada, “Sakarya Zaferinin kazanıldığı 1921 yılı, herhangi bir savaşın değil, Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın da dönüm noktalarından biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polatlı Duatepe’de düzenlenen Sakarya Zaferi’nin 100’üncü yılı kutlama programına katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Sakarya Zaferi’nin kazanıldığı 1921 yılının, herhangi bir savaşın değil, Anadolu’daki bin yıllık Türk varlığının da dönüm noktalarından biri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Mücadele’nin en kritik safhasında kazanılan bu zaferle, başkenti tehdit eden düşman saldırısının önüne geçildiğini kaydetti.

Temmuz ayında Sakarya’nın doğusuna çekilmek zorunda kalan ordunun, milletin var gücüyle donatılması ve başına da Meclis’in Başkomutan olarak görevlendirdiği Gazi Mustafa Kemal’in geçmesi sayesinde bir ay içerisinde toparlanıp düşmanı yeniden Sakarya’nın batısına attığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Mücadele’nin en kritik sayfasında kazanılan bu zaferle başkenti tehdit eden düşman saldırısının önüne geçildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, top seslerinin Ulus’tan duyulmaya başlandığı bir süreçte kahraman ordunun adeta düşmana “dur” diyerek istiklal ile sonuçlanacak Büyük Taarruz’un müjdesini bu bölgede verdiğini kaydetti.

Çal Dağı’nda, Beştepe’de, Karlıtepe’de, Duatepe’de, Mangal Dağı’nda “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” diye başlayan İstiklal Marşı’na ilham veren kahramanların Polatlı-Haymana hattında verdikleri büyük mücadeleyle isimlerini tarihe cesaretleri ve kanlarıyla kazıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır’ anlayışıyla yürütülen bu savaşta vatanın her karışını kanlarının son damlasına kadar koruma kararıyla cephede yerini alan askerlerimiz zafer kesinleşene kadar aynı azimle mücadele etmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi 1 yıl sonra 30 Ağustos Zaferi ile taçlanmış, 9 Eylül’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle de nihai amacına ulaşmıştır. Düşman Sakarya’dan geriye doğru çekilirken önüne çıkan her yeri ve her şeyi yakıp yıkarak, yüz kızartıcı nice katliama imza atarak gerçek yüzünü de göstermiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alagözler Sakarya Savaşı’nı bizzat yöneten İstiklal Harbi’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasında emeği geçen tüm komutanları, şehitleri, gazileri rahmetle, minnetle yâd etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün şehitlerin ruhuna Fatiha okudu.

“SAKARYA ZAFERİ TARİHİMİZİN ÖNEMLİ YAPRAKLARINDAN BİRİDİR”

Sakarya Zaferi’nin tıpkı Malazgirt gibi, tıpkı Bursa’nın, Edirne’nin, İstanbul’un fethi gibi, bir tarafta Viyana kapılarını diğer tarafta Kızıldeniz’i kucaklayan şanlı tarihin önemli yapraklarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Gazi Mustafa Kemal’in ‘Sakarya Melhame-i Kübra’sı, yani bir çeşit ‘kıyamet savaşı’ diye isimlendirdiği bu büyük zaferi Nazım Hikmet şöyle tasvir ediyor; ‘Sonra 23 Ağustos Sakarya Melhame-i Kübrası ki devamı 13 Eylül gününe kadardır. Bizim kırk bin piyademiz, dört bin beş yüz atlımız, düşmanın seksen sekiz bin piyadesi, üç yüz topu vardı. Harp meydanının kuzey yanı Sakarya ve dağlardır. Keskin ve dik yamaçlarıyla ve kireçli toprakları ve kayalarında tek başlarına, birbirinden uzak haşin ve münzevi çam ağaçlarıyla Abdülselam Dağı. Gökler Dağı, dağlar ve Sakarya’dan bu havalide yalnız çatal tırnaklı karacalar su içmektedir. Ankara suyunun döküldüğü yerden Eskişehir kuzeybatısına kadar Sakarya mecrası uçurumlar içinden geçmektedir. Güneyde ve güneydoğuda yapraksız ve hazin, geniş ve uzun ve insana bıraktığı hiçbir şeye acımadan ölmek arzusu veren Cihanbeyli Ovası: Çöl… Bu çölün, bu dağların ve bu nehrin ve bizim önümüzde 22 gün ve gece, fasılasız dövüşüp, düşman ordusu ric’ata mecbur kaldı’.”

Necip Fazıl Kısakürek’in de Sakarya Zaferi’nin nasıl bir ruhla kazanıldığını, millet ve vatan için nasıl bir mana taşıdığını Sakarya Türküsü ile anlattığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Türküsü’nden beyitler okudu.

“Millî Mücadele’nin adeta son kalesi olan Polatlı-Haymana hattında kazanılan bu zafer hikâyesi nesilden nesile aktarılarak İstiklal Harbi’mizi hangi şartlarda ve ne büyük fedakarlıklarla kazandığımızı unutturmamalıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sakarya Savaşı’nın yaşandığı Polatlı ve Haymana’da hâlihazırda yedi anıt şehitliğimiz bulunuyor. Ayrıca bu zaferin kazanıldığı bölgeyi tarihî millî park ilan ederek kapsamlı bir ihya çalışması başlattık. Yaptığımız restorasyon çalışmalarıyla çarpışmaların yaşandığı bölgeleri, alt ve üst yapı tesisleri, ziyaretçi merkezleri, müzelerle donatarak tarih hafızamıza kazandırdık. Bu kapsamda yapılan Sakarya Meydan Muharebesi ve Türk Tarihi Tanıtım Merkezi ile Haymana Ziyaret Merkezi ve Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan Şehitliği’nin açılışını canlı bağlantıyla gerçekleştireceğiz. Tüm bu eserleri, gelecek nesillere, verdiğimiz mücadelenin ve kazandığımız zaferlerin en doğru şekilde anlatılması bakımından önemli görevler ifa edeceğine inanıyorum.”

“TÜRK MİLLETİ, DİŞİYLE, TIRNAĞIYLA VERDİĞİ MİLLÎ MÜCADELESİNİ, KURDUĞU CUMHURİYETLE YENİ BİR BAŞLANGIÇ HÂLİNE GETİRMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Zaferi’nin akabinde, Ankara’da faaliyet gösteren Büyük Millet Meclisi ve hükûmetin, uluslararası alanda milletin asıl temsilcisi olarak kabul edilmeye başlandığını, bu durumun, sahada verilen mücadelenin diplomasi alanına da taşınmasını sağladığını söyledi.

İzmir’in kurtuluşunun ardından, vatan topraklarının kalan kısımlarında da kontrolü sağlayan Ankara hükûmetinin Osmanlı’yı siyasi ve ekonomik olarak boğan zihniyetle mücadeleye giriştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir tarafından Sevr dayatması, diğer tarafında Misak-ı Millî iradesi olan bu çetin mücadelenin Lozan Antlaşması’yla sonuçlandığını ifade etti. Anadolu’dan tamamen sökülüp atılmak istenen Türk Milleti’nin dişiyle, tırnağıyla, tüm gövdesi ve ruhuyla verdiği Millî Mücadele’sini kurduğu Cumhuriyetle yeni bir başlangıç hâline getirdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bin yıllık vatanımız Anadolu’daki üçüncü büyük devletimiz Türkiye Cumhuriyeti, yaşadığımız onca badirelere, uğradığımız onca saldırılara rağmen 100. yılının eşiğine kadar gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki büyük kalkınma heyecanı daha sonra yerini taklitçi ve teslimiyetçi bir zihniyete bırakmıştır. Çok partili siyasi hayata geçişle birlikte vesayetin sinsi oyunlarına ve darbelerin yol açtığı hasarlara rağmen, milletimiz demokrasi ve kalkınma istikametinde ısrarcı bir tutum ortaya koymuştur. Geçtiğimiz dönemde ülkemizin nispi bir istikrar ve güven ikliminde ne büyük başarılara imza atabileceğini hep birlikte ispat ettik. Millî iradenin gücünün önünde ne vesayetin ne sosyal mühendislik hesaplarının ne terör örgütlerinin ne darbelerin duramayacağı gerçeğini cümle âleme gösterdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023’e endekslenen hedeflerin, aslında tıpkı Millî Mücadele’nin kendisi gibi küresel senaryolara karşı bir başkaldırı olduğunu söyledi. Türkiye’nin kendi verdikleri rollerin dışına çıkmasını istemeyenlere, alın teri ve kanla, istiklaline ve istikbaline sahip çıkan bir ülke olduğu gerçeğini kabul ettirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazıları hâlâ 2023 hedeflerimizi sıradan bir orta, uzun vadeli kalkınma programı sanmaya devam ediyor. Hâlbuki biz bu iradeyi ortaya koyarak Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve cesur makas değişikliğini gerçekleştirdik. Demokrasi ve kalkınma standartlarımızı dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine çıkartarak, asırlardır kuşatma altında tutulan medeniyet, tarih ve kültür ufkumuzu tekrar açmayı başardık” diye konuştu.

“EVLATLARIMIZA 2053 VİZYONUNU İNŞA EDECEKLERİ BİR MİRAS BIRAKMANIN GAYRETİ İÇERİSİNDEYİZ”

Bir yandan eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden spora her alanda asırlık ihmallerin telafisini gerçekleştirdiklerini, diğer yandan hak, hukuk, adalet, özgürlük alanlarında milletin uzunca bir süredir yaşadığı mağduriyetleri giderecek adımları attıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Böylece ülkemizi dünyanın yaşadığı büyük dönüşümleri, vaktini ve enerjisini kendi iç mücadeleleriyle heba eden bir konumdan, her alanda potansiyelini en üst seviyede kullanabilen bir yere geldik. Evlatlarımıza işte bu güçlü altyapının üzerinde 2053 vizyonunu inşa edecekleri bir miras bırakmanın gayreti içerisindeyiz. Elbette bu noktaya öyle kolay gelmedik. Son iki asırda yaşadığımız ne badire varsa hepsinin de benzerleri önümüze çıkartıldı. Dikkatimizi hedeflerimizden uzaklaştırmak için dört bir tarafımızdan çekiştirildik, taciz edildik. Hamdolsun tüm bu engelleri Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle aşarak, bugün bulunduğumuz yere ulaştık. Küresel siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma sancıları yaşadığı bir dönemde, Türkiye olarak sahip olduğumuz imkânlardan aldığımız güçle, yönümüzü hep geleceğe dönüp, istikametimizi belirleyerek oraya doğru yürüyoruz. Terör tehditlerinden bölgesel krizlere, küresel ısınma ve çevre felaketleri gibi yeni önceliklere kadar her alanda kendimize olumlu yönde ayrıştırarak hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürüyoruz. Bir süredir ardı ardına yüzüncü yıllarının kutlamalarını yaptığımız Millî Mücadele’mizin sembol adımlarının her birini geçmişin muhasebesinin yapılması ve geleceğin istikametinin belirlenmesi bakımından önemli vesileler olarak görüyoruz. Hiç şüphesiz bu adımların zirvesini hiç endişe etmeden 29 Ekim 2023’te vasıl olacağımız Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı oluşturuyor. Rabbimden, milletimize daha nice yüz yıllarını kutlayacağı büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelesini başarıyla neticelendirmeyi nasip eylemesini diliyorum.”

“KENDİMİZE DAHA ÇOK GÜVENİYOR, GELECEĞİMİZE DAHA UMUTLA BAKIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyada tarih, köken, inanç ve kültür bakımından bütünlüğü olmayan, devlet geçmişi birkaç asrı bulmayan, heybesinde sömürgecilikten katliamlara kadar nice ayıbı gizleyen pek çok ülke olduğunu dile getirdi. Sahip oldukları güvenlik ve refah iklimiyle, tüm bu eksikliklerini kapatmaya çalışanların, gerçekten çetin sınamalarla karşı karşıya kaldıklarında nasıl lime lime döküldüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İnanın dökülüyorlar, ayakta duracakları mecalleri yok. Türkiye’nin yaşadığı saldırıların, maruz kaldığı gizli açık ayak oyunlarının, içinden geçtiği imtihanların sadece birini bile kaldıramayacak ülkeler var. Salgından tabii afetlere kadar son dönemde yaşanan her olağanüstü durum bu tabloyu daha da belirgin hâle getiriyor. Hamdolsun biz milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkması, arkamızdaki binlerce yıllık devlet geleneğinin gücü, yüz milyonlarca mazlum ve mağdurun duası sayesinde dimdik ayaktayız. Bilhassa son dönemde yaşadıklarımızın ardından artık kendimize daha çok güveniyor, geleceğimize daha umutla bakıyoruz. 2023’e yaklaştıkça bu güven ve umut zeminini bozmaya yönelik tacizlerin artması doğru istikamette gittiğimizin işaretidir. Cumhur İttifakı olarak geleceğimize daha özgüvenle yürüyoruz. Daha özgüvenle de inşallah bunu başaracağımıza inanıyoruz. Milletimiz, Millî Mücadele günlerinden bu yana sahip olduğu o derin irfan hasletiyle tercihini hep ülkesi ve kendisi için doğru olandan yana kullanmıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendileri için esas olanın millet iradesi olduğunu belirterek “Cumhuriyet’imizin 100. yılında Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmayı hedefleyen mücadelemizin başarıya ulaşması için son nefesimize kadar çalışacağız. Onun için tek millet, tek vatan, tek devlet ve tek bayrak. Malazgirt’ten bu yana kazandığımız hiçbir zafer gibi bunun da kolay olmayacağını biliyoruz. Dışarıdan ve içeriden pek çok engeli aşarak bugünlere nasıl geldiysek inşallah menzile de o şekilde ulaşacağız. Bunun için de bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız” dedi.

Sakarya Meydan Muharebesi’nde canlarını ortaya koyan gazilere, bu uğurda bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen şehitlere, hatıraları asla unutulmayacak kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’i ve bu zaferin kazanılmasında emeği geçen herkesi şükranla anarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelesine ilham veren ecdadın tüm sembol isimlerinin her birini minnetle yâd etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Duatepe Anıtı’na gelişinde elinde Türk bayrağı olan gençler tarafından karşılandı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Mangal Dağı’nda bir siperde bulunan, üzerinde mermi izi yer alan, Osmanlıca “padişahın askerleri” anlamına gelen “asakir-i şahane” yazan kemer tokasını hediye etti.

OKUMAYA DEVAM ET

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 8. Türkiye İnovasyon Haftası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’da

SETMARİNE YACHTS

Falcon 900LX

Haber Burada