Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “21. yüzyılı ve ötesini kuşatacak büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz”

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Uzunca bir süredir takip ettiğimiz rotamızın adı olan 2023 hedeflerimizi yeni bir başlangıç hâline dönüştürerek, 21. yüzyılı ve ötesini kuşatacak büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’ne katıldı. Ankara Arena Kapalı Spor Salonunda gerçekleştirilen kongre öncesinde, salon önünde kendisini karşılayan vatandaşlara bir selamlama konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra kongrenin yapıldığı salona geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salon önündeki konuşmasında, AK Parti’nin kayıtlı üye sayısının 13 milyon 500 bine ulaştığını belirterek, “Bırakın Türkiye’yi, dünyada böyle bir siyasi parti yok. Ve hamdolsun 1 milyonu aşkın genç üyesiyle, yaklaşık 5 milyonu aşkın kadın üyesiyle ve bunun dışında da ana kademe üyesiyle dünyada bir başkası yok, Türkiye’de zaten yok” dedi.

Bugün yapılacak tüzük tadilatıyla Merkez Karar Yönetim Kurulu’nu 75 kişiye çıkartarak yola devam edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıca yedek diye bir ifade var, o da 35 kişi. Ama onlar yedek olarak kalmayacak. Onlar da aynen 75 kişiyle beraber çalışacaklar asil üyeler gibi” bilgisini paylaştı.

Daha sonra kongre salonuna geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin icraat, eser, yatırım, reform ve Türkiye’ye kazandırdıklarına dair video gösteriminin ardından partililere hitap etti.

Konuşmasına 81 vilayeti tek tek sayıp selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nin parti ve ülke için hayırlı olmasını diledi.

“ESER VE HİZMET SİYASETİMİZİ DAHA GÜÇLENDİRDİK”

“İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür/İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu inanç, iman ve azimle bugüne kadar yürüttükleri her mücadelede başarıya ulaştıklarını söyledi.

“Bundan sonra da aynı hissiyatla, Sırat-ı Müstakim üzere yürümeye, ter dökmeye, gerektiğinde canımızı ortaya koymaya devam edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eksikten ve yanlıştan münezzeh olan sadece Rabbimizdir. Biz fanilerin elbette hatası ve eksiği olmuştur, olacaktır. Önemli olan istikameti doğru, kalbi ferah, yüreği sağlam, azmi güçlü tutmaktır. Gerisi Allah’ın yazgısı ve milletimizin takdiridir. İşte bu anlayışla, ‘niyet hayr, akıbet hayr’ diyerek, sizlerle birlikte bir kez daha yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın muhasebesini milletimize arz etmek istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı çatısı altında, büyük ve güçlü Türkiye yolunda kendileriyle birlikte yürüdükleri için şükranlarını sunarak, “Hangi partiden olursa olsun, Cumhur İttifakı’na destek olan her bir kardeşime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye’yi önce 2023 hedeflerine, ardından da 2053 vizyonuna inşallah Cumhur İttifakı’yla kavuşturacağız” diye konuştu.

AK Parti kongrelerinin kadroların yenilendiği, yapılan hizmetlerin muhasebesinin yapıldığı, vizyonun güncellendiği bir demokrasi şöleni olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de ‘İnandığın Yolda Yürü’ diyerek hazırlandığımız yedinci olağan kongremizi, ‘Türkiye için güven ve istikrar’ azmiyle topluyoruz” ifadesini kullandı.

“Her büyük kongremizde vizyonumuzu daha ileriye taşıdık, hedeflerimizi daha büyüttük, eser ve hizmet siyasetimizi daha güçlendirdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz, siyasetin, sadece geçmişle değil, aynı zamanda bugünle, güncelle de sınırlı kalmaması; yarını, geleceği, umudu kucaklaması gerektiğine inanan bir mefkûreye sahibiz. Yarın diye ifade ettiğimiz büyük ufuk, bizim maziden atiye kurulan köprü dediğimiz, geçmişi ve bugünü de içeren kuşatıcılığa sahiptir. Bunun için bizim inancımızda umutsuzluk, yani yarından ümidini kesmek, küfre eşdeğer görülmüştür. Geçmişimizi hakkıyla bilmeden, bugünün hakkını vermeden, geleceği inşa edemeyiz. Türkiye’nin bugün bulunduğu yer, şanlı tarihinin şerefli mirasıyla, geleceği için belirlediği hedefleri arasındaki ince çizginin tam ortasıdır. Geleceğe ilişkin tasavvurlarımızı anlatırken, söze daima geçmişten başlamamızın sebebi de işte budur. Büyük rüyalar görmek, bu rüyaların ardından gitmek bize medeniyetimizin emridir. Siyasetin en başta gelen vazifesinin de milletle birlikte bu rüyaları görmek, umutları canlı tutmak, hedefler koymak suretiyle inşa ve ihya faaliyetinde bulunmak olduğuna inanıyoruz.”

“GÜCÜMÜZÜ MİLLETİMİZİN BİNLERCE YILLIK BİRİKİMİNDEN ALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 19 yılda Türkiye’yi demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine getirmek için attıkları her adımda, gücü ve cesareti milletin binlerce yıllık birikiminden aldıklarının altını çizerek, “Bugün, insanlığın yakın tarihin en önemli sağlık kriziyle boğuştuğu, küresel siyasi ve ekonomik sistemin köklerinden sarsıldığı, yeni arayışların filiz vermeye başladığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizi ve milletimizi, sürekli kendi iç sıkıntılarıyla meşgul ederek son iki asırdır bu tür köklü değişimlerin dışında tutanlar, yine aynı oyunun peşindeler. Ama bu defa başaramayacaklar. Çünkü bu defa farklı bir Türkiye var” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün sadece elindekilere sahip çıkmakla yetinmeyen, yeni küresel siyasi ve ekonomik düzende hak ettiği yeri alma kararlığını 2023 hedefleriyle, 2053 vizyonuyla, 2071 idealiyle gösteren bir Türkiye bulunduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ellerinden gelse, ‘yağmurlu havada ülkemize bir bardak su vermeyecek’ olanların her gün karşımıza yeni dayatmalarla çıkmaları, bizi yolumuzdan döndüremedi, döndüremeyecektir. Ahdediyorum yine döndüremeyecektir” dedi.

“İnsanlığı; hakkın, hakkaniyetin, adaletin, merhametin, sevginin, huzurun teminatı olacak bir küresel yönetim anlayışıyla buluşturacak medeniyet nöbetini devralmaya hazırlanıyoruz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İman varsa imkân vardır’ inancıyla, 21’inci yüzyılın kapılarını, hem milletimiz hem tüm insanlık için açmak için yola çıkıyoruz. Uzunca bir süredir takip ettiğimiz rotamızın adı olan 2023 hedeflerimizi yeni bir başlangıç hâline dönüştürerek, 21. yüzyılı ve ötesini kuşatacak büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın, karmaşık bir endişe bataklığında çırpındığı şu dönemde, biz insanlık için sayısız imkânlar bahşeden bir hafıza denizinde yol alıyoruz. İnsanlığın ihtiyacı olduğu tüm fikirlerin ve değerlerin, bizim hafıza hazinemizde var olduğuna inanıyoruz. Teknolojinin insansız bir dünyaya doğru evrilmeye çalışıldığı tarihî yol ayrımında, biz insanın fıtri güzellikleri üzerinden yeni bir dünya düzeni kurulmasına öncülük etmenin sorumluluğuna talibiz. İnşallah bunu başaracağız” açıklamasında bulundu.

Geleceğe bakarken yola geçmişten çıkmak gerektiğinin altını çizerek Anadolu’daki Türk varlığının Malazgirt Zaferi’yle başladığını, Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ile devam ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birinci Dünya Savaşı’nın ardından tarihe gömülmek istenen bu millet, İstiklal Harbi’ni başarıya ulaştırıp yeni devleti Türkiye Cumhuriyetini kurarak bir kez daha ayağa kalkmıştır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin, milletin tarih ve medeniyet iddiasının temsilcisi olarak iktidara geldiğinde, her şeyiyle tel tel dökülen bir ülke devraldığını ve Türkiye’yi eğitim, sağlık, güvenlik ve adalet üzerinde kalkındıracakları sözünü verdiklerini hatırlatarak, eğitim, sağlık, spor, sosyal hizmetler, adalet, güvenlik, ulaştırma, çevre ve şehircilik, tarım, makroekonomi, dış politika, sanayi ve teknoloji, savunma sanayi, enerji ve kültür alanlarında yapılan icraat, eser, yatırım ve hizmetleri özetle aktardı.

“TÜRK EKONOMİSİNİ YATIRIM, ÜRETİM, İSTİHDAM VE İHRACAT TEMELİNDE BÜYÜTEREK ÇOK DAHA İYİ YERLERE GELECEĞİZ”

Türkiye ekonomisinin temellerinin sağlam olduğuna vurgu yaparak bir süre önce açıkladıkları ekonomideki reform programının politikalarını ve takvimini de dün akşam itibarıyla ilan ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi artık vakit, daha çok çalışma, üretme, gaza basma, hedeflerimize yürüme vaktidir. İktisadi temeli olmayan hareketlere karşı ülkesinin yanında yer alarak güven ve istikrar mesajımıza sahip çıktıkları için milletimizin tüm fertlerine ayrıca teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlardan evlerinde tuttukları döviz ve altınlarını çeşitli finans araçlarına yatırarak ekonomiye ve üretime kazandırmalarını isteyerek, iş insanlarına da 30 Haziran’a kadar devam eden varlık barışından yararlanmaları çağrısında bulundu.

Geçen yıl Türkiye’de yeni açılan iş yeri sayısının 103 bine yaklaşırken, kapanan iş yeri sayısının 16 binin altında kaldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İş yapma kolaylığı endeksinde 2002 yılında 175 ülke arasında 84. sırada olan ülkemiz, geçtiğimiz yıl 190 ülke arasında 33. sıraya yükseldi. Türkiye’de 2010-2020 arasında kurulan 75 bin 699 adet uluslararası sermayeli şirketten, toplam sermayesi 39 milyar lirayı bulan 11 binden fazlası, salgına rağmen geçtiğimiz yıl faaliyete başladı. Şimdi buradan soruyorum; hangi uluslararası yatırımcı geleceğine güvenmediği bir ülkeye gelip şirket kurar ve o ülkenin vatandaşlarıyla iş ortaklığı yapar? Aynı şekilde, ülkemizde dünyanın hemen her devletinden 200 bin uluslararası öğrenci eğitim görüyor. Soruyorum, hangi ana, baba evladını geleceğine güvenmediğini, huzurundan ve güvenliğinden emin olmadığı bir ülkeye dört, beş yıllığına eğitime gönderir? Siz içeride birilerinin “battık, bittik, yıkıldık, öldük” diye terane tutturduğuna, kendi ülkelerini kötüleme yarışına girdiklerine bakmayın… Bunlar kendi ülkelerinin ve milletlerinin felaketinden iktidar devşirme hevesinde olan, gözlerini kin ve nefret bürümüş, kifayetsiz muhterislerdir. Türkiye gücünü, ekonomisinin sağlam altyapısından, üretiminden, yetişmiş insan kaynağından, girişimcilerinden, ihracatçılarından; velhasıl reel ekonomisinden alan bir ülkedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk ekonomisini yatırım, üretim, istihdam ve ihracat temelinde büyüterek çok daha iyi yerlere geleceğiz” ifadelerine yer verdi.

“BÖLGEMİZİ BİR HUZUR ADASINA ÇEVİRMEKTE KARARLIYIZ”

Türkiye’nin dış politikasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en yaygın dış misyona sahip beş ülkesi arasında Türkiye’nin de yer aldığını kaydederek, “Bayrağımızın dalgalanmadığı hiçbir yer bırakmamak hedefiyle dünyanın dört bir köşesinde mevcudiyetimizi artırmaya devam ediyoruz. Ülkemizin millî menfaatlerine saygı gösteren hiçbir ülkeyle çözülemeyecek sorunumuz olmadığına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde dostlarımızın sayısını artırıp husumetleri gidererek bölgemizi bir huzur adasına çevirmekte kararlıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Dağlık Karabağ meselelerine ilişkin politikalarını anlatarak, “Amerika Birleşik Devletleri’nden Rusya’ya, Avrupa Birliği’nden Arap coğrafyasına kadar tüm ülkelerle ilişkilerimizi, Türkiye’nin menfaatleri ve milletimizin beklentileri doğrultusunda şekillendirmeyi sürdüreceğiz. Afrika, Asya ve Avrupa’nın kalbinde yer alan bir ülke olarak bizim ne doğuya ne de batıya sırtımızı dönme lüksümüz yoktur. Birbiriyle rekabet, hatta gerilim hâlinde olan ülkelerle aynı anda dengeli, tutarlı ve uzun vadeli iş birlikleri geliştirmenin kolay olmadığını elbette biliyoruz. Ancak Türkiye, hem coğrafi konumu hem ekonomik çıkarları hem de kuşatıcı dış politika vizyonuyla, bunu başaracak güce ve dirayete sahiptir” açıklamalarında bulundu.

“YENİ ANAYASA’NIN MERKEZİNDE İNSANIN HUZURU, REFAHI, MUTLULUĞU YER ALMALIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü gündemlerinde de yeni ve sivil anayasa, hukuk ve ekonomi reformları, aile-eğitim-kültür merkezli millî uyanış ahdî gibi pek çok meselenin bulunduğuna vurgu yaptı.

Gündemlerinde Türkiye’nin ve milletin bugününe ve geleceğine dair her meselenin bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yeni ve sivil bir Anayasa’yı tartışmasının gerekli olduğunun altını çizdi.

“Milletimiz nasıl bir Anayasayla yönetilmek istiyorsa biz de işte öyle bir Anayasa istiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu yeni Anayasa’nın ruhunda millet, yani insan olmalıdır. Bu yeni Anayasa’nın merkezinde insanın huzuru, refahı, mutluluğu yer almalıdır. Bu yeni Anayasa’nın özü, tüm değerleriyle, farklılıklarıyla, zenginlikleriyle, hayalleriyle 84 milyon vatandaşımızın tamamını içermelidir. Bu yeni Anayasa’nın temelinde, ülkemizin gücü, güvenliği, istikrarı, kazanımları ve elbette hedefleri bulunmalıdır. Bu yeni Anayasa, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diye ifade ettiğimiz kadim devlet anlayışımızla inşa edilmelidir. Bu yeni Anayasa, ilhamını ihtişamlı geçmişimizden alan, yönü Türkiye’nin geleceğine dönük, toplumun birlikte yaşama ve geleceğini birlikte kurma iradesinin ürünü asırlık bir sözleşme, bir vizyon belgesi olmalıdır. Bu yeni Anayasa, üstat Cemil Meriç’in söylediği gibi, ‘muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayan bir köprü’ kurmalıdır. Velhasıl yeni Anayasa, darbecilerin, vesayetin, şu veya bu dengenin değil, doğrudan milletin Anayasa’sı olmalıdır.”

“YENİ ANAYASA AÇIK VE ŞEFFAF BİR SÜRECİN ÜRÜNÜ OLARAK HAZIRLANACAKTIR”

AK Parti’nin daha önce yeni bir anayasa yapmak için girişimlerde bulunduğunu ancak siyasi iklim yeteri kadar uygun olmadığı için bu çalışmaların hep yarım kaldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin bugün, yeni bir Anayasa için hiç olmadığı kadar hazır olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde, AK Parti Genel Merkezinde, akademi dünyasında, çeşitli sivil toplum kuruluşları nezdinde yürüyen, hepsini de yakından takip ettiğimiz çalışmalar var. Aynı şekilde diğer partilerin ve ilgili kuruluşların da benzer hazırlıkları olduğunu biliyoruz.

Bunlar, önce ilkeler, sonra somut metinler düzeyinde belirli bir olgunluğa geldiğinde bir araya getirilecek ve milletimizin gözü önünde tartışmaya açılacaktır. Bir başka ifadeyle, yeni Anayasa açık ve şeffaf bir sürecin ürünü olarak hazırlanacaktır” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mümkün olan en geniş mutabakatla ortaya çıkacak yeni Anayasa metninin mutlaka milletin onayına sunulacağını bildirerek, siyasi partiler başta olmak üzere yeni Anayasa konusunda sorumluluk üstlenecek herkese çağrıda bulunarak, “Gelin; ideolojik, zümrevi ve kişisel tüm bagajlarımızı, duvarlarımızı, şerhlerimizi bir kenara bırakarak, Türkiye’yi en az bir asır boyunca taşıyacak lafza ve ruha sahip yeni bir Anayasa’ya kavuşturalım. Biz buna varız ve hazırız” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN 2053 VİZYONUNUN HAMURUNU AİLE, EĞİTİM VE KÜLTÜRLE YOĞURACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üzerinde durmak istediği ikinci konunun da gelecek dönemde politikalarının lokomotifi olacak aile, eğitim ve kültür başlığı olduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Aile değerleri zayıflamış veya ortadan kalkmış toplumların sadece medeniyetin maddi unsurlarıyla varlığını idame ettirmesi mümkün değildir. Nitekim bugün Batı toplumu, sahip olduğu maddi imkânların ve bununla ayakta tuttuğu eğitim ve kültür gücünün büyüklüğüne rağmen, aile müessesesinde yaşanan çöküş sebebiyle, ciddi bir gelecek korkusu, hatta krizi içindedir. Milletimizin, asırlardır maruz kaldığı onca saldırıya rağmen ayakta kalışının en önemli sırrı ise aile yapımızın mukavemetidir. Şartlar ne olursa olsun, birlik, beraberlik, dayanışma içinde olan aile fertleri, sosyal ve ekonomik her türlü sıkıntının üstesinden gelmeyi başarmıştır. Şehirleşmenin artması, çalışma biçimlerinin değişmesi, eğitim seviyesinin yükselmesi, hayat şartlarının karmaşıklaşması gibi sebeplerle, geniş aileden çekirdek aileye doğru bir geçiş yaşadık. Buna rağmen, aile müessesimizi korumayı başardık. Televizyon ve internetin yaygınlaşmasıyla, insanımızı çekirdek aileden bireye doğru yönlendiren bir kültür iklimi etrafımızı kuşatmaya başladı. Gözü ve gönlü kapalı bir taklitçiliğin kadim medeniyet birikimimizin yerini alarak kendi değerlerimiz içinde yenilikçiliğin önünü kesmesi tehlikesini en somut olarak ailede görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okullarda hem eğitim hem öğretim kısmında ciddi eksikler, ciddi boşluklar olduğunu gördüklerini belirterek, “Yeni nesiller, binlerce yıllık varlığımızın teminatı olan aile ortamından, aileden tevarüs edilen değerlerden ve nihayet mektepte biçimlenen şahsiyetten mahrum bir şekilde yetişiyor. Bu tablo bize, yatırımlarımızı kalbe ve akla, yani aileye, eğitim ve kültüre yapmamız gerektiğine işaret ediyor. Medeniyet nöbetini devralacaksak işe önce buradan başlamamız gerekiyor” dedi.

İnsanı nesne değil, kalbi ve aklıyla özne olarak ele alan kadim medeniyet değerleri, ilhamını geçmişten alan yenilikçi bir anlayışla yükseltmek ve yüceltmek gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taklit eden değil üreten, özenen değil özenilen, hevâyı değil fıtratı önceleyen, vakte teslim olan değil yönünü geleceğe dönen, maziden atiye köprüler kuran nesiller yetiştirmek için önce aileyi sağlama alacağız. Türkiye’nin 2053 vizyonunun hamurunu, diğer her şeyin bunların arkasından geldiği bilinciyle, aile, eğitim ve kültürle yoğuracağız” diye konuştu.

“KENDİMİZLE BİRLİKTE TÜM DOSTLARIMIZ VE İNSANLIK İÇİN ADALET VE REFAH DOLU BİR DÜNYA İSTİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın, koronavirüs salgının etkileri altında kıvrandığı bir dönemde, Türkiye olarak salgın sonrasına da hazırlanacak bir ufukla mücadeleyi sürdürdüklerini kaydederek, “Biz kendimizle birlikte tüm dostlarımız ve insanlık için sağlık, huzur, adalet ve refah dolu bir dünya istiyoruz. Kendi sırça köşkleri içinde suni bir güvenlik ve refah düzeni kurmuş olan küresel sistemin seçkinlerinin, bu anlayıştan çok uzak olduğunu biliyoruz. İşte bunun için uzunca bir süredir dile getirdiğimiz ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tespit ve talebimizi, her fırsatta tekrarlıyoruz” vurgusunda bulundu.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, küresel yönetim mekanizmalarındaki dengesizlikler ve adaletsizlikleri giderecek bir reformun süratle hazırlanarak, yürürlüğe konulmasını teklif ettiğini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın sürecindeki gelişmelerin bu konudaki tespitleri ve tekliflerini haklılığını bir kez daha teyit ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Hazreti Mevlana’nın, “Ümitsizliğin ardında nice ümitlerin, karanlığın ardında nice güneşlerin” olduğu mesajıyla, tüm imkânları tüm dünyayla paylaştıklarını belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Temennimiz, salgın döneminde yaşananların küresel zafiyetlerin giderilmesi konusunda bir milat hâline gelmesidir. Güçlü devletlerin, parası çok olanlar değil, vatandaşına ihtiyaç duyduğunda en iyi hizmeti verenler olduğu gerçeği, salgın döneminde açıkça ortaya çıkmıştır. Türkiye, hükûmetlerimiz döneminde kurduğumuz sağlam altyapı ve kapasite sayesinde, sağlıktan gıdaya her konuda sergilediği liderlikle, gerçek anlamda güçlü bir devlet olduğunu göstermiştir. Küresel sistemin, salgın döneminde elde edilen tecrübeler ışığında, insanlığın tamamının güvenini kazanacak yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Salgın sonrası dünyayı herkes için daha yaşanılabilir bir yer hâline getirmek için buna mecburuz. Siyasi, ekonomik ve askerî alanda işaretleri görülmeye başlanan yeni ve yıkıcı rekabetler, salgının yol açtığı tahribatı daha ağır felaketlere dönüştürmekten başka işe yaramayacaktır. Güven ve istikrarı kendisi yanında tüm dünya için de isteyen bir ülke olarak salgın sonrasına var gücümüzle hazırlanıyoruz. Bugün burada ortaya koyduğumuz birlik, beraberlik, kardeşlik manzarası, işte bu kararlılığın da bir ifadesidir. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nin hayırlara vesile olması temennisini tekrarlayarak, “AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar partimize emeği geçmiş herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum. Bu kardeşlerimizden ebediyete irtihal edenlere Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde geçerli oyların tamamını alarak, 1428 oyla yeniden AK Parti Genel Başkanlığı’na seçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeniden genel başkan seçilmesinin ardından salona gelerek teşekkür konuşması yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongreyi başarıyla tamamladıklarını belirterek, “Kongremizin ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Şahsımı bir kez daha genel başkanlık görevine layık gördüğünüz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“2023 HEDEFLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Merkez Disiplin Kurulu, Demokrasi Hakem Kurulu ile Siyasi Erdem ve Etik Kuruluna asil ve yedek olarak seçilenleri de tebrik etti.

“AK Parti olarak yeni bir heyecanla, daha büyük bir aşkla 2023 hedeflerimiz doğrultusunda çalışmayı sürdüreceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şunu unutmayalım, 2023 Cumhur İttifakı’nın yeni bir zafer yılı olacaktır. Şunu unutmayalım, Cumhur İttifakı bir masa başı ittifak değil, gönül mutabakatıdır. Dolayısıyla bir yerlere çekip çevirmeye çalışanlar boşuna uğraşıyorlar. Zillet ittifakı içerisinde olanlar yollarına devam etsinler ama Cumhur İttifakı’nın onların tanımına girecek hiçbir yanı yoktur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 19 yıldır kesintisiz yürüttükleri Türkiye’ye ve millete hizmet yolculuğunu bundan sonra daha kararlı bir şekilde Cumhur İttifakı olarak devam ettireceklerinin altını çizerek, “Hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiçbir sebeple kimseyi ayırmadan, ayrıştırmadan 84 milyonun birlik ve beraberliği için bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldiğimizi tekrar ortaya koyacağız” dedi.

“MİLLETİMİZE VERDİĞİMİZ SÖZLERİ YERİNE GETİRDİK”

Bugüne kadar ekonomiden demokrasiye, eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma, ticaretten turizme kadar her alanda hayata geçirdikleri icraatlarla Türkiye’yi şaha kaldırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarını, maruz kaldığımız sayısız saldırıya rağmen iktidarlarımız dönemine sığdırmayı başardık. Meydanlarda ve kürsülerde milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirdik ve asla bunları unutanlardan olmadık. Kavline sadık, ahdine bağlı bir kadro olarak yeni ve sivil bir anayasa başta olmak üzere milletimize olan vaatlerimizi gerçekleştirmekte kararlıyız. Bu süreçte en büyük güven kaynağımız, duasını ve desteğini bizden esirgemeyen aziz milletimizdir. Allah’ın inayeti, 84 milyonun desteği, mazlum ve mağdurların duası yanımızda olduğu müddetçe aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.”

“Yolumuz uzun, görevimiz zor, mesuliyetimiz ağırdır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sözlerimi şu güzel dua ile hitama erdirmek istiyorum: ‘Rabbi yessir vela tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr’, ‘Rabbim kolaylaştır zorlaştırma, Rabbim hayırla sonuçlandır.’ Evet, Mevla’m yar ve yardımcımız olsun diyor, şahsıma gösterdiğiniz teveccüh için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizlerden şehirlerinize döndüğünüzde tüm kardeşlerimize selamlarımızı, muhabbetlerimizi iletmenizi istiyorum.”

Dünya

“Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil, tüm bölge ülkeleri kazançlı çıkacaktır”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Millî Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Karabağ’ın azat edilmesi, Azerbaycan’ın bağımsız geçen son 30 yılının en önemli hadisesidir. Bu zaferle, Kafkaslarda kanayan bir yara kapanmış, bölgede kalıcı barış ve huzur için büyük bir fırsat doğmuştur. Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil, Ermenistan da dâhil olmak üzere, tüm bölge ülkeleri, hatta tüm dünya kazançlı çıkacaktır” dedi.
Resmî ziyaret için Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Millî Meclisi’ne hitap etti.
Konuşmasına, Karabağ’ı azat etmiş kardeş Azerbaycan’ın Millî Meclisi’nde olduğu için mutlu olduğunu belirterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karabağ’ın azat edilmesi, Azerbaycan’ın bağımsız geçen son 30 yılının en önemli hadisesidir. Bu zaferle, Kafkaslarda kanayan bir yara kapanmış, bölgede kalıcı barış ve huzur için büyük bir fırsat doğmuştur” dedi.

“Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil, Ermenistan da dâhil olmak üzere, tüm bölge ülkeleri, hatta tüm dünya kazançlı çıkacaktır” diye sözlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de Azerbaycanlı kardeşlerinin ve bölgenin topyekûn kalkınması, refahın artması, huzurun kökleşmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya hazır olduklarını vurguladı.

“KALICI BARIŞA GİDEN YOLUN, BÖLGEDEKİ TÜM DEVLETLERİN KARŞILIKLI GÜVEN TEMELİNDE GELİŞTİRECEKLERİ İŞ BİRLİKLERİNDEN GEÇTİĞİNE İNANIYORUZ”

Son 30 yılda Karabağ’da yaşanan kriz döneminde kimlerin eline ne geçtiği, kimlerin bu işten kazançlı çıktığı, kimlerin de kaybettiğinin gayet iyi bilindiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, canı yananların, kanı dökülenlerin, acı çekenler, maddi ve manevi olarak kaybedenlerin sadece Karabağ’da yaşayan insanlar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karabağ’da 30 yıldır süren ihtilafın çözümsüz kalmasına seyirci olanlar, daha doğrusu krizin sürmesi yönünde gayret gösterenler ise hep kazanan tarafta olmuşlardır. Kalıcı barışa giden yolun, bölgedeki tüm halkların ve devletlerin karşılıklı güven temelinde geliştirecekleri iş birliklerinden geçtiğine inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük liderlik göstererek, Karabağ zaferi ve barışını Azerbaycan’a kazandıran Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, liderlerinin yanında tek yumruk ve tek yürek olan Azerbaycan halkını ile Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’ni de yeniden tebrik etti. Şehitlere Allah’tan dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakınlarına başsağlığı diledi.

“Bu kutlu vatan savaşı döneminde Türkiye, hem devlet, hem de millet olarak, tüm kalbiyle Azerbaycan’ın yanında yer almıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de bütün imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanındayız, bütün dünya bilsin ki, inşallah yarın da yanında yer alacağız” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl ki Balkan Savaşı sırasında Azerbaycan Millî Marşı’nın yazarı Ahmet Cevat, beraberindeki Azerbaycanlı gençlerle Osmanlı ordusunda savaşmışsa, nasıl ki Çanakkale’de Azerbaycan’dan gelen yiğitlerle, Anadolu’nun delikanlıları birlikte mücadele edip hep birlikte şehadete yürüyüp zafer kazanmışlarsa, nasıl ki Kafkas İslam Ordusu’nun aslanları, Nuri Paşa’nın askerleri, o gün Azerbaycanlı kardeşlerimizin yardımına koşmuşlarsa biz de bugün ve gelecekte bir ve beraber olacağız. Azerbaycan’ın aydınlığı aydınlığımız, sevinci sevincimiz, azatlığı azatlığımız, kaderi kaderimiz, kederi kederimizdir.”

“TÜRK MİLLETİ’NE OLMADIK İFTİRALARLA ÇAMUR ATANLARIN KAFKASLARA, AZERBAYCAN’A BAKMALARI GEREKİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Paşa’nın Kafkaslara geldiği dönemde Ermenilerin 12 binden fazla Türk’ü, Müslümanı katlettiğini, Kafkaslarda tarihin kara sayfalarına yazılacak bir kıyımın yaşandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türk Milleti’ne olmadık iftiralarla çamur atanların önce buralara, Kafkaslara, Azerbaycan’a bakmaları gerekir. Hem de yalnız 100 yıl öncesine değil daha 30 yıl evvel Karabağ’da yaşananlara, Hocalı’da yaşananlara bakmalıdır. Sonra vicdanları el verirse bize yönelttikleri ithamları oturur kendileriyle ayrıca konuşuruz. Ama bunların gözleri var görmez, kulakları var duymaz, kalpleri zaten nasır tutmuştur. Karabağ’ı ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarını 30 yıl boyunca yakıp yıkanları, giderken de geride kalan her şeyi ateşe verenleri görmeyenler, azatlık mücadelesini engellemek için seferber oldular. Şimdi gelsinler Fuzuli’yi görsünler, buraların sağı solu nasıl yakılmış, yıkılmış, tarumar edilmiştir. Gelsinler Karabağ’ı görsünler. İşte dün, yol boyunca buraların hâlini gördük, Kelbecer’i gördük. Buraları ne hâle getirmişler, nasıl bombalayıp, yakıp yıkmışlar. Bunlar gelirken işgalci, giderken ise tarumar ediciydi. Sadece bu davranış bile Karabağ’ın kimin vatanı olduğunu göstermeye yeter.”

Şuşa’nın Karabağ Hanlığı’nın kurucusu Penahali Han devrinden beri adeta tabii bir sanat akademisi gibi müziğin, edebiyatın, sanatın en yüksek seviyede yaşadığı ve yaşatıldığı bir şehir olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiirleri bugün de sevilerek okunan Molla Penah Vagıf’tan başlayarak Şuşa’nın edebiyatın merkezi olma vasfını koruduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kartal yuvası gibi kayalıkların üstünde semaya yakın kurulmasından olacak, Şuşa’ya kültürün, sanatın, edebiyatın ilhamları hep bolca gelmiştir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şuşa’nın, bestekâr Üzeyir Hacıbeyli’nin, Bülbül’ün, Hurşidbanu Natevan’ın, Reşit Behbudov’un ve daha nice sanatçıların, şairlerin yurdu olduğunu dile getirerek şöyle devam etti: “Ahmet Ağaoğlu gibi yalnız Azerbaycan’da değil, Türkiye ve Türk dünyasında da fikirleriyle etkili olmuş aydınların yuvası Şuşa, bugün tekrar kültürle, medeniyetle, hiç endişe etmeyin ayağa kalkıyor. Şuşa’nın ‘Azerbaycan Kültür Başkenti’ ilan edilmesi ve geçtiğimiz günlerde Cıdır Düzü’nde düzenlenen Har-ı Bülbül Musiki Festivali, bu doğrultuda dünyaya verilen açık bir mesajdır. Vagıf Şiir Festivali’nin hazırlıklarının devam ettiğini memnuniyetle duyuyorum. Bu yıl Azerbaycan’ın kültür başkenti olan Şuşa’yı gelecek yıl da ‘Türk Dünyası Kültür Başkenti’ olarak görmekten memnuniyet duyarız. Türk dünyasının dört bir yanından gelecek kültür ve sanat ehlinin, bu güzel şehirde buluşması Şuşa’nın kadim tarihine verilen en güzel selam olacaktır.”

“DEĞERLERİMİZİ HEM YENİ NESİLLERİMİZE HEM DE BÜTÜN DÜNYAYA ANLATMALIYIZ”

Sadece Şuşa veya Karabağ’ın değil, Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının her köşesinin büyük şairler ve sanatçılar yetiştirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl Nizami Gencevi’nin doğumunun 880. yıl dönümüdür. Asırlar boyunca şairler onunla yarışmayı ve ona ulaşmayı bir meziyet saymışlardır. ‘Avni’ mahlasıyla şiirler yazan Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu eserinde de aynı hissiyata rastlanır, ‘Bu kelam ile Nizami işidürse sözüni, ilteler sana hased Sa’di ve Selman bu gice’. Bu yıl ayrıca Ahi Evran’ın doğumunun 850., Ali Şir Nevai’nin doğumunun 580., Hacı Bektaşi Veli’nin vefatının 750., Yunus Emre’nin vefatının 700. yıl dönümüdür. Geçen yıl Farabi’nin doğumunun 1300. yılıydı. Dünyada bu kadar zengin ve yüksek kültürel değerleri olan milletlerin sayısı çok azdır. Biz bu değerlerimizi hem yeni nesillerimize hem de bütün dünyaya anlatmalıyız.”

Rahmetle yâd ederek saydığı ve sayamadığı tüm isimlerin medeniyetlerinin direkleri olduğu gibi, dünya kültürünün de değerleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlık onların eserlerindeki hikmetlerin sırrına vakıf oldukça, dünyamızdaki meseleleri çözmek kolaylaşacaktır. Maziden atiye kuracağımız köprüyle medeniyetimizi yeniden yükseltmek, hak ettiği yere çıkarmak bizlerin elindedir. Birliğimizi, beraberliğimizi, dostluğumuzu, kardeşliğimizi ne kadar sıkı tutarsak, birbirimize ne kadar sıkı sarılırsak bu hedefe o kadar çabuk ulaşırız” dedi.

“KARABAĞ ZAFERİ, SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN, KANIN DEĞİL KALBİN ZAFERİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ Zaferi’nin Azerbaycan’a, Kafkaslara ve dünyaya getireceği yararların kıymetinin zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacağını belirterek “Bu zaferden kimse rahatsız olmasın çünkü bu, yıkımın değil inşanın, zulmün değil adaletin, nobranlığın değil zarafetin, savaşın değil barışın, kanın değil kalbin zaferidir. Nitekim bu zaferin ardından yapılanlara ve yapılacaklara baktığımızda, çizdiğimiz tablonun nasıl ete kemiğe büründüğü görülecektir.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ’ın her köşesine huzur, sükûn ve umudun hâkim olduğunu ifade ederek “Evlerinden, yurtlarından 30 yıldır ayrı olan Azerbaycanlı kardeşlerimize yuvalarına dönme yolu açılmıştır. İnşallah, bir sonraki gelişimizde bu toprakların insanlarının evlerine yerleştiğini görmenin de bahtiyarlığını yaşayacağız. Onlara da şimdiden bu çağrıyı Azerbaycan Parlamentosu’ndan ben de yapıyorum, bir an önce inşallah evleriniz yapılıyor, yapılacak ve oralara yerleşmenizi bizler de hasretle bekliyoruz” dedi.

İşgalin sebep olduğu sürekli çatışma hâlinden kaynaklanan yorucu gerginliğin ortadan kalktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şu anda yollar süratle yapılıyor, viyadükler yapılıyor, elektrik santralleri bir taraftan kuruluyor bir taraftan açılıyor. Bunları gözlerimle gördüm, onun için söylüyorum. Bir taraftan inşallah yine altyapı tesisleri yapılıyor ve bizler de İnşallah TOKİ’mizle bölgede okul, hastane ve buna benzer birçok eserleri inşa etmenin gayreti içerisinde olacağız. Nahçıvan’la Bakü’yü birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nun bölgemize getireceği rahatlamanın ve zenginliğin tarifi mümkün değildir. Bölgemizde ve tüm dünyada zalimin zulmünün ebedi olmadığı, bir gün mutlaka hakkın, hakkaniyetin, adaletin tecelli edeceği herkes tarafından görülmüştür.”

“DÜŞMANLIKLAR ORTADAN KALKSIN”

“Karabağ aynı zamanda, dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının arenası olarak görenlerin hesaplarının bozulduğu yerdir” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstelik tüm bu gelişmelerin, Azerbaycan ile birlikte Ermenistan için de yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Mesela Zengezur Koridoru’nda çalışmaya başlayacak demiryoluyla Ermeniler de kolayca Moskova’ya ve tüm dünyaya ulaşabilecekler. Böylece kendi kendilerine uyguladıkları ablukadan kurtulabileceklerdir. Kardeşimle birlikte teklifimizi yaptık. Neydi teklifimiz? Gelin altı ülke bir platform oluşturalım, Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan. Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar ortadan kalksın. Burada Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar bunu kendisiyle Sayın Başbakan’la da konuştum. Dedim, ‘Bu, Gürcistan’ın da lehine olacaktır. Bu adımı atalım. Bak Ermenistan ile aramızdaki sıkıntıları biliyorsun, ama biz bütün bunlara rağmen Azerbaycanlı kardeşlerimin sıkıntılarının da giderilmesini istiyoruz. Aynı şekilde sizin de Rusya ile olan sıkıntıları aşmanıza bu platform vesile olacaktır.’ ‘Çalışayım.’ dedi. ‘İyi olur’ dedik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgenin barışa ihtiyacı olduğunu belirterek “Bunu başarmamız lazım ve Ermenistan, Azerbaycan ile problemlerini çözdükçe Türkiye olarak biz de gereken adımları atacağız. Türkiye sınırlarının açılmasının Ermenistan’a sağlayacağı faydalar saymakla bitmez. Velhasıl bu zaferi herkesin ortak zaferi hâline getirmek bizlerin elindedir. Bir daha Kafkasya’nın boynuna kimsenin esaret zinciri vuramaması için önümüze çıkan fırsatları hep birlikte en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Biz bu mücadeleyi kendimiz ve dostlarımızla birlikte ‘Dünya beşten büyüktür.’ diyerek küresel düzeyde de veriyoruz” diye konuştu.

“BARIŞI VE ADALETİ BÖLGEMİZDE VE DÜNYADA HÂKİM KILACAĞIMIZ GÜNLER YAKINDIR”

NATO Zirvesi’nde de bunları konuştuklarını ve bunların değerlendirmesini yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun olumlu görüşmelerle buraya döndük. Ama dünyanın sorunları bitmiyor, dünyada çözülecek daha çok sorunlarımız var. Ama dik durursak, sağlam durursak bir olur, beraber olursak Allah’ın izniyle bunları çözeriz. Medeniyet güneşimizi yeniden en tepeye çıkartarak, barışı ve adaleti bölgemizde ve dünyada hâkim kılacağımız günler yakındır” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, Şair Bahtiyar Vahapzade’nin “Azerbaycan-Türkiye” şiirinin “Bir ananın iki oğlu, Bir emelin iki kolu, O da ulu bu da ulu, Azerbaycan-Türkiye. Dinimiz bir, dilimiz bir, ayımız bir, yılımız bir, aşkımız bir, yolumuz bir, Azerbaycan-Türkiye” mısralarını okudu.

Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk ve Azerbaycan şehitliğine geçerek, şehit mezarlarına karanfil bıraktı, dua etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü’deki temasları kapsamında Azerbaycan Görev Grubunda yer alan Türk askerlerini de kabul etti.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

“Bölge üzerinde etkisi olan herkesi, hakikatleri görmeye, Azerbaycan halkının zaferini kabullenmeye ve geleceğe bakmaya davet ediyoruz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bir yandan yıkımları telafi ederken, diğer yandan da Karabağ’ın ve Azerbaycan topraklarının bir daha böyle bir felaket yaşamaması için gereken tedbirleri birlikte alacağız. Bölge üzerinde etkisi olan herkesi, hakikatleri görmeye, Azerbaycan halkının zaferini kabullenmeye ve geleceğe bakmaya davet ediyoruz” dedi.

Resmî ziyaret için Azerbaycan’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, baş başa görüşmelerin ardından Şuşa Valiliği bahçesinde ortak basın toplantısı düzenledi ve Şuşa Beyannamesi’ni imzaladı.

Konuşmasına, bugün farklı bir heyecanın, duygunun içerisinde olduğunu ifade ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce verdiği sözü bugün yerine getirdiğini söyledi.

44 günlük bir savaşın ardından Karabağ’ın, sahiplerinin eline geçtiğini, Ermeni mezalimi ve işgalinden kurtulduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arkadaki fonda görülen bina aslında Ermeni mezaliminin ne yazık ki bu şaheserleri ne hâle getirdiğinin bir ifadesi. Kardeşim de fon olarak basın toplantısında gayet anlamlı bir yeri seçmiş bulunuyor. Bir tarafta valilik binası, diğer tarafta da ne yazık ki Ermenilerin adeta yerle yeksan etmek üzere oldukları bir bina” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Haziran Azerbaycan Millî Günü vesilesiyle “umummillî lider” Haydar Aliyev’i rahmetle andı, Aliyev’in ruhuna Fatiha okudu.

KARABAĞ’IN İNŞASI

Kahraman Azerbaycan ordusunun Karabağ Zaferi’nin sevincini Aliyev ile 10 Aralık 2020’de beraber paylaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “O gün yine bambaşka bir heyecan, coşku vardı. 6 ay sonra bu defa kadim şehir Şuşa’da kendisiyle olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Verdiğimiz sözü hamdolsun yerine gelmiş bulunuyoruz. Azerbaycan halkının Karabağ Zaferi’ni bir kez daha tebrik ediyorum. Tarihte birçok sanatçı yetiştirmiş Azerbaycan’ın kültür başkenti Şuşa’dan bölgemize ve dünyaya vereceğimiz mesajların çok önemli olduğuna inanıyorum. Kardeşim Aliyev’in vizyoner liderliğinde ve muzaffer başkumandanlığında azatlığına kavuşan Karabağ’ı yeniden ayağa kaldıracak çalışmaları yakından takip ediyoruz. Şuşa’ya gelirken çalışmaları gördük. Altyapıda yoğun çalışmalar var. Bir taraftan yollar yapılıyor, bir taraftan enerji santralleri açılıyor, bir taraftan yüksek gerilim hatları inşa ediliyor. Bütün bunlarla beraber tabii susuz olan bu bölge suya kavuşuyor. Bütün bu çalışmalar şu anda sürekli olarak devam ediyor ve inşallah en kısa zamanda bölge havalimanlarına da kavuşacak. İkili görüşmede bunları değerli kardeşim özellikle anlattı. Havalimanlarına da kavuştuktan sonra buralara geliş ve gidişler daha da artacak, turizmde bölge ciddi bir sıçramayı inanıyorum ki o dönemde yaşayacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karabağ’ın tekrar eski ihtişamına ve öz kimliğine kavuşacağını, bundan hiç şüphelerinin olmadığını dile getirdi.

Karabağ’ın kadim yerleşim yerlerinin tekrar inkişaf ettiği günleri, yakında hep birlikte göreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak azatlık mücadelesinde olduğu gibi yeniden inşa faaliyetlerinde Azerbaycan’a her türlü katkıyı verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini kaydetti.

“KARABAĞ VE AZERBAYCAN TOPRAKLARININ BİR DAHA BÖYLE BİR FELAKET YAŞAMAMASI İÇİN GEREKEN TEDBİRLERİ BİRLİKTE ALACAĞIZ”

En kısa sürede evlerine dönmelerini bekledikleri Azerbaycanlılar için de her türlü çabayı göstereceklerini vurgulayan Erdoğan, “Bu konuda değerli kardeşimin özel çalışmaları var. Yeter ki buranın gerçek sahipleri tekrar evlerine dönsün. Onlara gerek mali destek gerek iş imkânı noktasında her türlü desteği vermek suretiyle Azeri kardeşlerimizin kendi evlerine, mekânlarına geri dönmeleri buraları ciddi manada zenginleştirecektir. Tabii bir yandan yıkımları telafi ederken diğer yandan da Karabağ ve Azerbaycan topraklarının bir daha böyle bir felaket yaşamaması için gereken tedbirleri birlikte alacağız. Bizim de bu konuda TOKİ ile birlikte burada bölgenin tamamında atmayı planladığımız adımlar var. TOKİ’nin buradaki karşıt kurumuyla çalışarak bu adımları atacağız. Bölge üzerinde etkisi olan herkesi hakikatleri görmeye, Azerbaycan halkının zaferini kabullenmeye ve geleceğe bakmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ateşkes Antlaşması’nın ardından artık bölgede tüm taraflar için yeni iş birliği imkânlarının doğduğunu anımsattı.

Azerbaycanlı kardeşlerinin bu konudaki engin gönüllülüklerinin yakın şahidi olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye olarak, biz de coğrafi komşuluk ilişkilerimizi daha derin iş birliklerine yöneltmek istiyoruz. Ermenistan’ın kendisine uzatılan bu iyi niyet ve dayanışma elini tutmasını, ortak geleceği birlikte şekillendirme fırsatını iyi kullanmasını temenni ediyoruz. ‘Altılı bir platform’ dedik. İşte bu Altılı Platform’da bildiğiniz gibi Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve İran var. Platform ile artık istiyoruz ki bölge suhuletle barış içerisinde yaşanan bir bölge olsun. Bu adamı atmak için biz kardeşim ile her türlü fedakârlığa varız, Sayın Putin aynı şekilde bu tür fedakârlıklara var. Bu konuda atılacak adımlarla bölge bir barış bölgesi hâline gelmiş olur. Tabii bu tarihî fırsatın gerçekçi olmayan hevesler, söylemler ve eylemlerle kaçırılmaması en büyük dileğimizdir. Bölgedeki yeni statüye katkıda bulunmak isteyen herkesin nefret ve tahrik siyasetinden vazgeçerek barış ve iş birliğini teşvike yönelmesi şarttır. Böyle bir ihtimal oluştuğunda Ermenistan ile normalleşme için biz de üzerimize düşeni yapacağımızı her fırsatta söylüyoruz. Bu ümit verici sürecin Azerbaycan ile Ermenistan’ın imzaladıkları Ateşkes Antlaşması’nı kapsamlı ve vizyoner bir barış anlaşması ile taçlandırmaları hâlinde çok daha sağlıklı yürüyeceğine inanıyoruz.”

Mevkidaşı Aliyev ile yaptıkları görüşmede, ilişkileri etraflıca değerlendirme fırsatı bulduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısını Türkiye’de yapacaklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlaşmayla birlikte iki ülke arasında kimlikle seyahati 1 Nisan 2021 tarihi itibarıyla bildiğiniz gibi başlatmış bulunuyoruz. Bu adım karşılıklı ilişkilerimizi kolaylaştırarak bizleri birbirimize daha da yakınlaştıracaktır” diye konuştu.

“TİCARET HACMİMİZİ 2023 YILINDA 15 MİLYAR DOLARA ÇIKARMA HEDEFİMİZE DOĞRU İLERLİYORUZ”

İkili ticarette son dönemde önemli adımlar attıklarını, Tercihli Ticaret Anlaşması’nın 1 Mart 2021’de yürürlüğe girdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret hacmimizi 2023 yılında 15 milyar dolara çıkarma hedefimize doğru adım adım ilerliyoruz. Türkiye Petrolleri başta olmak üzere pek çok şirketimizin Azerbaycan’da önemli yatırımları bulunuyor. Aynı şekilde SOCAR başta olmak üzere Azerbaycanlı şirketlerin Türkiye’deki yatırımları bizleri memnun ediyor. Sadece Türkiye’de değil, gerekirse SOCAR’la Türkiye Petrollerinin üçüncü ülkelerde de yatırım yapma görüşmesini kardeşimle beraber ele aldık ve inşallah bunun üzerinde de ayrıca çalışıyoruz, çalışacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Ticari ve ekonomik iş birliğinin kapsamını daha da genişleteceklerini ifade eden Erdoğan, “Azerbaycan’la Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Kars ve TANAP gibi dev projeleri beraberce tamamladık. Bu projeler ülkelerimizle birlikte tüm bölgenin refahına ve istikrarına katkı sağlıyor. Trans Adriyatik Boru Hattı Projesi TAP’ın bitmesiyle ülkemiz üzerinden geçen Azerbaycan doğalgazı Avrupa piyasasındaki yerini almıştır.” dedi.

“YENİ BİR TARİHÎ ADIM ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün değerli kardeşimin de ifade ettiği gibi özellikle tek millet, iki devlet temelinde yükselttiğimiz ilişkilerimizi daha da ileriye taşıyacak yeni bir tarihî adımı attık. Bu adım önemli ve bunu bundan sonraki süreçte daha da güçlendireceğiz, güçlendirerek yolumuza da devam edeceğiz. Biraz önce kardeşimin ifade ettiği Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerimizin yeni dönemdeki yol haritasını belirledik” dedi.

Beyannamenin bugün Şuşa’da hayatiyet kazandığını ve bunun çok önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-Azerbaycan arasındaki bu beyannamenin içeriği birçok şeyleri kapsadığı gibi bundan sonra geleceğe yönelik adımları atarken artık sadece iki ülke değil, bölgeyi kapsayan bir kararlılığın burada yattığını görüyoruz. Türkiye olarak kadim şehir Şuşa’da en kısa sürede inşallah bir başkonsolosluk açmayı planlıyoruz. Böylece bölgede gerçekleştireceğimiz faaliyetlerin daha hızlı ve etkin şekilde yürütülmesini de sağlayacağız” diye konuştu.

Azerbaycan’ın Güney Zengezur Koridoru Projesi’ni önemli gördüklerini ve desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu projenin hayata geçirilmesiyle doğudan batıya herkesin istifade edebileceği yeni bir orta koridor açılacaktır; bu, çok büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

“BİZİM GÜCÜMÜZ AZERBAYCAN’IN GÜCÜ, AZERBAYCAN’IN GÜCÜ DE BİZİM GÜCÜMÜZDÜR”

Yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen tarımdan enerjiye, ulaştırmadan turizme, savunmadan eğitim ve kültüre her alanda iş birliğini ileriye taşımak için ortak gayretlerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bütün bunların ötesinde savunma sanayi alanındaki ilişkilerimizi teknoloji transferi ve ortak üretim projeleriyle daha da tahkim ediyoruz. Az önce kardeşim, BAYKAR’ın yönetiminden Haluk Bey’e bir onur madalyası verdiler ve ben de aile adına kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum. Tabii burada İHA’lar, SİHA’lar ciddi işler gördüler ve bu savunma sanayindeki ilişkilerimiz bundan sonra çok daha farklı bir şekilde gelişecektir. Bu farklı gelişmeyle birlikte de sürekli olarak bir pazar değil, aynı zamanda Azerbaycan bu işlerde bir üretim merkezi olma imkânını da yakalayacaktır. Bizim gücümüz Azerbaycan’ın gücü, Azerbaycan’ın gücü de bizim gücümüzdür.”

Cumhurbaşkanı Aliyev’e, misafirperverliği için şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda alınan kararların hayırlara vesile olmasını diledi.

İki lider daha sonra, eşleriyle beraber basın toplantısının arka fonunu oluşturan, Ermenistan işgalinde harap edilen Karabağ Hanlık Sarayı’na geçti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.

Liderler, burada yerel sanatçılar tarafından icra edilen yöreye ait “Karabağ Sikeştesi” eserini dinledi.

Şuşa Beyannamesi

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

“NATO Zirvesi’nde müttefiklerimizle birlikte ittifaka verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizeceğiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Belçika’ya hareketinden önce yaptığı açıklamada, “İttifakın önümüzdeki 10 yıllık yol haritasını belirleyecek NATO 2030 sürecine ilişkin kararların alınacağı önemli bir zirveye iştirak edeceğiz. Müttefiklerimizle birlikte ittifaka verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenledi.

İttifakın 10 yıllık yol haritasının belirleneceği NATO 2030 sürecine ilişkin kararların alınacağı önemli bir zirveye katılacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müttefiklerimizle birlikte ittifaka verdiğimiz önemin altını bir kez daha çizeceğiz” dedi.

“AYNI ANDA BİRÇOK TERÖR ÖRGÜTÜYLE MÜCADELE YÜRÜTÜYORUZ”

Bugün küresel istikrarı riske atan krizlerin çoğunun Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak DEAŞ’tan PKK, YPG’sine, FETÖ’den DHKP/C’sine kadar aynı anda birçok terör örgütüyle mücadele yürütüyoruz. Bu mücadeleyi de sadece sınırlarımız içinde değil Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda veriyoruz. Dün Afrin’deki Şifa Hastanesi’ne yapılan terör saldırısı, PKK-YPG’nin nasıl kalleş ve vahşi bir örgüt olduğunu göstermiştir. Aralarında bebeklerin, doktorların, hastaların da olduğu 14 sivil saldırıda şehit olmuş, 32 kardeşimiz de yararlanmıştır. Ülkemizde masumları, Suriye’de sivilleri, Irak’ta Kürt kardeşlerimizi katleden bu alçaklardan döktükleri her damla kanın hesabını soracağız.”

Türkiye olarak sadece terörle mücadele etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin aynı zamanda doğu-batı yönünde yoğun bir düzensiz göç baskısına da maruz kaldığını aktardı.

“KENDİ SINIRLARIMIZI KORURKEN, NATO’NUN SINIRLARINI DA KORUYORUZ”

Türkiye’nin sınırlarının, NATO’nun da sınırlarını oluşturduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kendi sınırlarımızı korurken, NATO’nun sınırlarını da koruyoruz. Farklı cephelerden verdiğimiz mücadelelerde haklı olarak ittifak ruhuna uygun şekilde hareket edilmesini bekliyoruz. Zirve sırasındaki müttefiklerimize başta terörizm olmak üzere ülkemize yönelik tehditler karşısında dayanışma göstermelerini beklediğimizi de ifade edeceğiz. 1952’den bu yana ihtiyaç duyulan her dönemde ittifaka sağladığımız katkılar, Türkiye’nin NATO’daki yeri ve önemi konusunda birer mihenk taşıdır. Günümüzde de NATO’nun yüzleştiği sınamalar karşısında güvenilir bir müttefik olarak kritik sorumluluklar üstlendik, üstleniyoruz. 2030’a giden süreçte Türkiye’nin ittifak içindeki rolünün daha da önem kazanacağına inanıyoruz.”

Zirve marjında, bazı müttefik ülke, devlet ve hükûmet başkanları ile de görüşmeler yapacaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görüşmelerde hem gündemdeki ikili meseleleri hem de NATO bünyesindeki iş birliğini değerlendireceklerini söyledi.

“TÜRKİYE-AZERBAYCAN KARDEŞLİĞİ, BÖLGEMİZİN BARIŞ, REFAH VE İSTİKRARININ TEMİNATIDIR”

NATO Zirvesi sonrasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile davetine icabetle Azerbaycan’a resmî bir ziyaret gerçekleştireceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, bölgemizin barış, refah ve istikrarının teminatıdır. Bu süreç içinde özellikle de Azerbaycan Karabağ’da tarihî bir zafere imza atarak 30 yıllık işgale malum son vermiştir. Bu zafer aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın da kapısını aralamıştır. Bu fırsatın iç siyasi hesaplarla heba edilmemesi en büyük temennimizdir. 10 Aralık 2020 tarihinde Bakü’de düzenlenen zafer geçit törenini izlemiş, Azerbaycan’ın haklı gururunu paylaşmıştık. Bu seferki ziyaretimde ise Bakü’nün yanı sıra zaferin kazanıldığı topraklara gideceğiz. Türk dünyası için tarihî değeri olan birçok sanatçı yetiştiren ve Azerbaycan’ın kültür başkenti olarak ilan edilen Şuşa’yı inşallah ziyaret edeceğiz. 16 Haziran Çarşamba günü A Millî Futbol Takımımızın, Galler ile oynayacağı maçı da değerli kardeşim Sayın Aliyev ile birlikte izleyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışı ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye dönerek önemli uluslararası toplantılara katılacağını da söyledi.

“77 NOKTADA 1700 METREKÜP MÜSİLAJ TEMİZLENMİŞ VAZİYETTE”

Basın toplantısının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmara Denizi’nde son dönemde yaşanan müsilaj sorununun ardından balıkçılara yönelik ne gibi tedbirler alınacağı ve toplanan müsilajın tarımda kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin soru üzerine şunları söyledi: “Dün akşam Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ni yayımladık. Bu genelgeyle birlikte de Marmara Denizi Eylem Koordinasyon Kurulu’nu kurduk. İki gün önce de Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde YÖK’ün organizesiyle üniversitelerimizden tüm hocalarımızla bu konuyla ilgisi olan, bir araya geldik. Biz mesajlarımızı verdik, YÖK Başkanımız mesajlarını verdi, bunun yanında hocalarımızı da dinleme fırsatımız oldu. Bundan sonraki süreçte de birlikte neler yapabiliriz bunları konuştuk. Şu anda 77 noktada 1700 metreküp müsilaj temizlenmiş vaziyette. Yoğun bir çalışma devam ediyor. 7/24 esasına göre bu çalışmalar devam edecek. Şimdi buradan toplanan müsilajın incelemeler neticesindeki durumuna göre, bunlar eğer gübre olmaya müsaitse gübre olarak kullanılabilir ama bunun kararını kim verecek? İşte bu kurulan ekipler, bunların kararını verecek ve ona göre de bunların adımı atılmış olacak. Fakat bütün mesele buradaki bizim oluşturmuş olduğumuz bu kurulun yapacağı hassas çalışmalar neticesinde verilecektir. Biraz zaman alacak ama bu işi inşallah kısa zamanda başaracağız.”

“TEMENNİ EDERİM Kİ 24 NİSAN’I UNUTTURACAK ADIMLARI ATMIŞ OLURUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin “ABD yönetiminin 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımalarının Türkiye’ye karşı bir tutum olduğunu kabul edersek, bu zirveyle açıkladığınız hedeflerinize ulaşmanız ne kadar mümkün olabilir?” sorusuna şu karşılığı verdi: “Amerika ile Amerika’nın liderleriyle yeni tanışan birisi değilim. Yani Bush döneminden itibaren, bu süreç içerisinde gerek Sayın Obama ile olan bir sürecimiz var, yine bu arada işte malum Trump ile olan bir sürecimiz var. Şimdi de Biden ile olan bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç içerisinde de hepsiyle kötü günlerimiz oldu diyemem. Genelde çok çok başarılı çalışmalar yaptık. ‘Bu başarılı çalışmalar esnasında Amerika gibi bir ülkeden Türkiye’nin beklentileri acaba tam manasıyla karşılığını buldu mu?’ derseniz ona da ‘Buldu’ diyemem. Temenni ederim ki bundan sonraki süreçte bunu bulalım. Çünkü şu anda NATO ülkeleri içerisinde üzerine düşen görevleri yerine tam manasıyla getiren ülkelerden bir tanesi, ilk beşin içerisinde olmak suretiyle Türkiye’dir. Bu tabii önemli bir durum. Bunu kendileri de takdir ediyorlar, kabul ediyorlar. Şu anda da benim Sayın Biden ile geçmişe yönelik görüşmelerimde ilk defa bir araya gelmeyeceğiz. Geçmişte kendileriyle gerek evimde ziyaret etmek suretiyle gerek Amerika’da bulunduğumuz yerde bir araya gelmek suretiyle birçok görüşmelerimiz oldu. Yani kendisi Obama’nın yardımcısı olduğu dönemde de yine sık sık görüştüğümüz bir dostumuz. Şu anda da temenni ederim ki bu görüşmelerimizi aynı hassasiyet içerisinde yaparak 24 Nisan’ı unutturacak adımları da atmış oluruz. NATO ile ilgili de aynı kararlılık içerisinde oluruz. NATO’da da biz yapılan ödemeleri de yerine getiren ülkelerden, müstesnalardan bir tanesiyiz.”

“TÜRKİYE-AMERİKA İLİŞKİLERİNİ ŞÖYLE MASAYA BİR YATIRMAMIZ GEREKİYOR”

NATO Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Joe Biden’ın ile yapacağı görüşmede hangi konuların ele alınacağının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden’la göreve geldikten sonra gerçekleştirecekleri ilk yüz yüze görüşme olacağını belirterek, şöyle konuştu: “Birinci derecede Türkiye-Amerika ilişkilerini şöyle masaya bir yatırmamız gerekiyor. Birçok tabii dedikodular vesaire içeride, dışarıda oldu. Bunları geride bırakıp ‘Neler yapabilir, neler yapacağız’ bunları konuşmamız lazım. Görüşme alanımız çok geniş. Zira 24 Nisan, bizler için maalesef çok çok olumsuz bir süreç oldu. Böyle bir yaklaşımı tabii ki beklemezdik ama bu yaklaşım bizleri ciddi manada üzmüştür ve bunu gündeme getirmeden geçmeyi tabii doğru bulmamız mümkün değil. Zira Türkiye rastgele bir ülke değil. Türkiye, Amerika ile NATO’da müttefik bir ülke. İki müttefik ve bu iki müttefikin kalkıp da bu konuda NATO’yla yakından uzaktan alakası olmayan Ermeniler konusunda böyle bir yaklaşımın içerisine girilmesi bizi rahatsız etmiştir, üzmüştür. Tabii bunu hatırlatmadan geçmek mümkün değildir.”

Şu anda savunma sanayine yönelik masaüstünde kalan birçok konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların da en önemlisi, F-35 konusudur. Bu konuda Türkiye, maalesef ahdini yerine getirdiği hâlde ahdini yerine getirmeyen, sözleşmeye uymayan bir Amerika vardır. Ödemelerini yapmış bir Türkiye var. Bunun yanında ciddi manada parça alma işlemini Türkiye’den yaptıkları hâlde, yani sadece parça noktasında 700-750 civarında parçayı veren bir Türkiye var ama bütün bunlarla da beraber çok ciddi bir ödemeyi de yapmış Türkiye var. 5 tane F-35 verilmiştir ve daha sonra da bu F-35’lere el koymak suretiyle bunlar gönderilmemiştir” dedi.

“BEKLENTİMİZ, AMASIZ VE FAKATSIZ BİR YAKLAŞIMI AMERİKA’DAN GÖRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanında patriotlar konusu olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Bu konuda da yine Amerika sözünde durmamış, bunları geri almış. Geri alınca tabii bizler de bu arada Rusya’yla bir anlaşmaya gitmek suretiyle malum S400’ler konusunda adım attık ve S400’leri aldık. Bütün bunların yanında tabii daha başka birçok savunma sanayiinde başlayıp da devam edemediğimiz konular var. Gönül tabii bunların hiçbirini arzu etmiyor. Bundan sonraki sürece yönelik ‘Neleri yaparız veya yapamayız’ bunları da yine ikili görüşmede masaya yatırmamızda fayda var. Bunları da ayrıca görüşeceğiz. Bizim bütün derdimiz, beklentimiz, NATO’nun birlik ve beraberliğine, dayanışmasına güç katacak yani amasız ve fakatsız bir yaklaşımı Amerika’dan görmektir. Bir diğer adım da tabii biz NATO’dan ve ittifak üyelerinden, ülkemizin güvenlik hassasiyetlerini dikkate alınmasını, söylem ve eylemde müttefiklik ruhuna uygun hareket edilmesini bekliyoruz. Kaldı ki şu anda Amerika malum yakın bir zamanda Afganistan’ı terk etmenin şu anda hazırlığı içerisinde ve burayı terk ettiği andan itibaren de orada süreci devam ettirecek güvenilir tek ülke malum Türkiye ve bu konuda da zaten arkadaşlarımız muhataplarına gereken cevapları da verdiler. Şu anda onlar da bundan memnunlar, mutlular. Bunları da ayrıca Afganistan sürecini falan da kendileriyle görüşeceğiz.”

NATO, Türkiye’nin terörle mücadelesine yeterli desteği sağlamadı. Zirvede bu konu gündeme getirilecek mi, Türkiye’nin yaklaşımı nasıl olacak?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO Genel Sekreteri Sayın Stoltenberg’le de orada muhakkak bir görüşmemiz olacak, konuşacağız. Bu süreç içerisinde gerçekten NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, olumlu yaklaşımlar içerisinde olmuş bir dostumuzdur. Bu süreç içerisinde de bu olumlu yaklaşımından hiçbir zaman taviz vermedi ve aynı şekilde bu süreci devam ettiren bir dost, bir arkadaştır. Tabii burada da yine ‘Ne gibi adımlar atacağız, neler yaparız, neler yapabiliriz’, bunları da görüşme imkânımız olacak” cevabını verdi.

“MERKEZ BANKASININ DÖVİZ REZERVİ 100 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankasının rezervlerinin durumu ve yerel paralarla ticaret konusundaki gelişmelerin sorulması üzerine, Merkez Bankasının döviz rezervinin 100 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi.

Ülkelerin kendi yerel paralarıyla ticaretlerinin, Merkez Bankaları arasında yapılan ve “swap” adı verilen para takası anlaşmalarıyla gerçekleştiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu çerçevede yakın zamanda en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelen Çin’le çok önemli bir anlaşmayı yaptık. Daha önce Çin’le 2,4 milyar dolarlık bir swap anlaşmamız zaten vardı. Şimdi bu rakamı 3,6 milyar dolarlık yeni bir swap anlaşmasıyla toplamda 6 milyar dolara çıkarmış olduk. Tabii bu, 46 milyar Türk lirası, Çin olarak da 35 milyar yuana karşılık gelen 6 milyar dolarlık bir anlaşmayı böylece gerçekleştirmiş olduk. Tabii bu Türkiye’nin son zamanlardaki çok ciddi bir sıçraması oldu. Bazı, malum kendilerine göre Merkez Bankasının döviz rezervi düşüyor. Bundan dolayı zil takıp oynayanlar var. Onların bu oyunlarını da bozmuş oldu. Zira 100 milyar dolarla inşallah şimdi Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar çıkmıştık. İnşallah bu tırmanış şimdi yeniden başlıyor ve bu tırmanışı da devam ettireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde düzenlediği basın toplantısının ardından Brüksel’e hareket etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Belçika ve Azerbaycan ziyaretlerinde eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar da eşlik ediyor.

OKUMAYA DEVAM ET

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 8. Türkiye İnovasyon Haftası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’da

SETMARİNE YACHTS

Falcon 900LX

Haber Burada