Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin önderleri ve mirasçıları gençler olacaktır”

Published

on

“81 ilden 560 gençle En Uzun İftar Sofrası” programına video konferans aracılığıyla bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “81 ilden 560 gençle En Uzun İftar Sofrası” programına, Vahdettin Köşkü’nden video konferans aracılığıyla bağlandı.

Konuşmasında, gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Her fırsatta gençlerle bir araya gelmeye, onlarla sohbet etmeye, onları dinlemeye büyük önem veriyorum. Çünkü biz gücümüzü, heyecanımızı gençlikten alıyoruz. Milletimizin geçmişten bugüne verdiği mücadelede gençlerimiz hep önde oldu, öncü oldu. Yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin önderleri ve mirasçıları da yine gençler olacaktır. Sizlere müreffeh ve güçlü bir ülke bırakmak için var gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyorum ki sizler de devraldığınız bayrağı çok daha ilerilere taşıyacaksınız. Yaşamın her alanında yapacağınız tercihlerin, alacağınız kararların kişisel hayatınızla birlikte ülkemizin geleceğini de inşa edeceğini unutmayın. Sizlere güveniyoruz. Sizlere inanıyoruz. Sizlerle gurur duyuyoruz.”

“GÜÇLÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE BİLİŞİM ALTYAPISIYLA EĞİTİMLERİNİZİ KESİNTİSİZ SÜRDÜRMENİZİ SAĞLADIK”

Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınının ülkedeki gençlerin eğitim ve sosyal yaşamına yansımaları olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar oluşturduğumuz güçlü eğitim-öğretim ve bilişim altyapısıyla eğitimlerinizi uzaktan ama kesintisiz sürdürmenizi sağladık. Sosyal yaşamla ilgili olarak ise bir süre daha hepimizin fedakârlık yapması gerekiyor. Tedbirlere sıkı sıkıya riayet ederek, bu salgını en kısa zamanda atlatıp normal hayatımıza döneceğimiz günlerin yakın olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle her birinize Rabbimden başarılı ve sağlıklı bir gelecek temenni ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin aileleri ve arkadaşlarına selamlarını ileterek, “Şimdiden Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra bağlantılarla gençlerin sorularını cevapladı.

Rize’den bağlanan 20 yaşındaki Eda Nur Balcı, salgının yarattığı tahribata karşılık destek paketleri açıklandığını hatırlatarak, gençlere bu süreçte bir sorumluluk düşüp düşmediğini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sormuş olduğun sorunun içeriği itibarıyla gerçekten tüm gençliğimizi yakından ilgilendiren bana göre üç tane önemli boyutu var. Birincisi, kurallara riayet ederek salgının bir an önce tehdit olmaktan çıkmasına özellikle gençlerimizin yardımcı olması, destek vermeleridir. İkincisi, yalan ve yanlış haberlerle milletimizin moralini bozmak isteyenlere fırsat tanımamalarıdır. Biliyorsunuz ciddi manada dezenformasyon yapılıyor ve bu kadar önemli yatırımlar olmasına rağmen, bu yalan yanlış haberlerle halkımız aldatılıyor. Üçüncüsü ise şartlar ne olursa olsun kendilerini geliştirmeye, okumaya, tefekküre, geleceğe hazırlanmaya devam etmeleridir. Unutmayınız sizler bu ülkenin 2053 vizyonunu hayata geçirecek kuşaklarısınız. Sizlerden sadece ilim sahibi olmanızı değil, bunun yanında irfan sahibi olmanızı, bunun yanında hikmet sahibi olmanızı da istiyorum. Yani ilim, irfan ve hikmet. Bunların üçü zaten bir arada olduğu zaman o gençliği kimse yıkamaz.”

Programa katılan Ankara Adalet Nizamoğlu Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Umut Kelepircioğlu, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni liseli gençler olarak aktif kullandıklarını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanım pandemi sebebiyle okullarımızdan uzak kaldık. Acaba gerekli hijyen koşulları sağlandıktan sonra okullarımız açılacak mı?” sorusunu yöneltti.

“VEFAT SAYISINDA DÜŞÜŞ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruyu şöyle cevapladı: “İnşallah 17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak. Salgının şüphesiz ki inişli çıkışlı seyri bu tür konularda çok önceden kesin tarihler vermemize mani oluyor. Bakınız şu anda ciddi manada vefat sayısında düşüş var. Tabii bu aldığımız tedbirlerin netice vermeye başladığını gösteriyor. Vaka sayılarında çok ciddi düşüş var. Bu da netice almaya başladığımızı gösteriyor. Fakat gerektiğinde şartları zorlama pahasına sizleri okulunuzla buluşturmak için her türlü gayreti gösterdiğimizden emin olabilirsiniz. Zira herhâlde bir gencin en büyük aşkı öğretmenidir, okulundaki arkadaşlarıdır, okuludur. Ve okullarımızla bizler gelişiyoruz. Okullarımızla geleceğe yönelik güç, kuvvet buluyoruz. Onun için derdimiz bir an önce sağlıklı bir şekilde okullarınıza kavuşmak ve tekrar derslerinize dönmek, hocalarınızla bir arada olmaktır.”

Ordu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi Betül Dilara Süer’in, “Büyüklerimizden sürekli olarak duyduğumuz ‘Nerede o eski ramazanla?r’ cümlesine katılıyor musunuz? Siz de bu ramazanlara özlem duydunuz mu? Eski ramazanlarda neler vardı?” şeklindeki sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu karşılığı verdi: “Her şeyden önce hassasiyetiniz bizim için de bir hassasiyettir. Tabii bu soru gerçekten geçmişte yaşadığımız, bugünde yine ‘Ah nerede o eski ramazanlar’ diye zaman zaman ah çektiğimiz, tabii programlar. Benim şu anda o ramazanları yaşadığım babam yok, anneciğim de yok. Onlarla beraber gerçekten biz çok farklı ramazanlar yaşadık. ‘Ah nerede o eski ramazanlar’ diyenler, anneleri ve babalarıyla birlikte o yaşadıkları ramazanları hatırlıyorlar. Şu anda programda anlatamayacağımız o kadar güzellikler, o kadar hassasiyetler vardı ki; onu artık bugüne vurmak çok da kolay değil. İftar saatine doğru koşup fırından 2-3-4 ekmek hamurunu alıp anacığıma yetiştirdiğim günleri hatırlıyorum. O da hemen evde tabii kuzinemiz var. Kuzineye anacağım o hamuru açıyor, üzerine kavurmayı filan yerleştiriyor, üzerine birkaç tane yumurta kırıyor ve ondan sonra iftarı onunla birlikte yapıyoruz. Şimdi tabii siz de iştahlandınız ‘Biz de böyle bir iftar yapabilir miyiz?’ diye. Bizim yaşımızdaki insanlar için elbette eski günleri hakikaten özlemle yâd etmek gayet normaldir. Ama her dönemin kendine göre güzellikleri olduğunu da unutmayın. Sizler de ileride belki bugünkü ramazanları aynı hissiyatla yâd edeceksiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlik yıllarından beri hep siyasetin ve yoğun sosyal hayatın içinde olduğu için iftarları çoğu zaman çekirdek ailesiyle yapamadığını anlatarak, şunları söyledi: “O denli aileden uzak bir durumun içindeydik. Bununla birlikte iftarda birlikte olduğumuz her kesimden insanımızı büyük ailemizin bir parçası olarak görüyoruz. Elbette bulduğumuz her fırsatta çocuklarımızla, torunlarımızla, yeğenlerimizle iftar yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama ben yine de sizlere özel olarak şu tavsiyemi yapıyorum. Aman hem ailenizle birlikte iftar yapmaktan ama bunun yanında da fakir fukara, garip gureba sofrasında olmaktan da bence geri durmayın. Okuldaki arkadaşlarınızla, tabii korona hep önünü kesiyor ama birlikte iftar yapmak da bir başka zevktir. Ondan da ayrı kalmayın derim.”

18 yaşındaki üniversite sınavına hazırlanan Mert Eren Yavuz, Diyarbakır’dan katıldığı programda “Sizin gibi saygıdeğer bir devlet büyüğümüzle konuşmanın verdiği sevinç ve gururu yaşıyorum. Yakınınızdaki eş, dost ve akrabalarınız sizin için ‘Tam bir Kasımpaşalı’ ifadesini kullanıyor. Sizce sizi Kasımpaşalı yapan en belirgin özellikleriniz nelerdir?” diye sordu.

“HİÇBİR ZAMAN NAMERTLERİN KARŞISINDA BAŞ EĞMEDİM”

Kasımpaşa’nın İstanbul’un en renkli insan çeşitliliğine, buna bağlı olarak da en zengin kültüre sahip semtlerinden biri olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları anlattı: “Böyle bir semtte doğup büyümüş olmayı kendim için adeta bir lütuf olarak görüyorum. Her ne kadar birileri Kasımpaşalı deyimini kabadayılıkla örtüştürmeye çalışsa da bana göre Kasımpaşalılığın en önemli özelliği işte bu insan ve kültür zenginliğidir. Siyasette, belediye başkanlığında, Başbakanlıkta ve Cumhurbaşkanlığında böyle zenginlik içinde yetişmiş olmamın çok büyük faydalarını gördüm. En azından o aldığım kültür bana baş eğdirmedi. Hiçbir zaman namertlerin karşısında baş eğmedim. Mert olmaktan asla taviz vermedim. İşte o Kasımpaşa’nın bana vermiş olduğu o kültürün bir gereğidir. Hep dik durduk, dikleşmedik. İşte onu oradan aldım. Bundan dolayı da Kasımpaşa’nın tüm o geçmişteki büyüklerime, benim de çocukluğumu geçirdiğim, oradaki hakikaten irfan idrak sahibi büyüklerime çok teşekkür ediyorum. Ölenlere de Allah’tan rahmet diliyorum.”

Van’ın İpekyolu ilçesinden bağlanan, üniversite sınavına hazırlanan 19 yaşındaki Tutku Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2023’te ilk kez oy kullanacak olmanın gururunu yaşadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanım sizi 18 yaşından beri siyasette bulunduran ve neticede girdiği her seçimi kazanan bir parti lideri, Cumhurbaşkanı yapan en büyük motivasyon kaynağı nedir?” şeklindeki soru üzerine, şunları söyledi: “Tutku kızım, her şeyden önce yakaladığın bu soru, gerçekten benim için içinde çok ciddi hassasiyetler barındıran bir soru. Siyasete kendimize ait hissettiğimiz davamıza daha iyi hizmet edebilmek için girdik. Yani bir eğlence olsun diye girmedik. Bir dava olarak baktığımız için girdik. Elde ettiğimiz her başarıya, geldiğimiz her makama da aynı hissiyatla baktık. Her zaman söylediğim gibi biz bu millete efendi olmaya değil, hizmet etmeye geldik.”

Her işe öncellikle Allah’ın rızasına nail olmak için başladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımızın masum yüzlerinde, gençlerimizin umutla parlayan gözlerinde şahit olduğumuz azim, verdiğimiz çok yönlü mücadelede en önemli ilham kaynağımız budur. Ülkemize kazandırdığımız her eserin ve hizmetin ardından milletimin gönlünden kopup gelen bir ‘Allah razı olsun’ sözü bize en büyük mükâfattır. Ondan daha büyük ödül olamaz. Dünyanın dört bir yanındaki mazlumların ve mağdurların kalplerini ve yönlerini Türkiye’ye çevirmiş olduklarını görmek ise sorumluluğumuzu daha da ağırlaştırıyor” ifadelerini kullandı.

“ADALETLE HÜKMETMEYE ÇALIŞAN BİR TÜRKİYE VAR”

Afrin’de iftar saatine doğru, oradaki dükkânların kapılarında kendisinin fotoğraflarının asılı bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu acaba niçin? Afrinli böyle bir sevgiyi, o resimlerle nasıl sembolleştiriyor? Birbirimizi tanımıyoruz. Tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Onlar mazlum durumdayken bizler kardeşleri olarak onların yanında yer aldık, oradan tanışıyoruz. Biz işte tüm bunlardan aldığımız güç ve motivasyon ile birlikte vesayetten darbecilere kadar herkese meydan okuyor, ‘Dünya beşten büyüktür’, bunu nerede söyledik? Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda söyledim. Bazıları ‘Hani nerede, ne söylüyor?’ filan diyorlar da, hâlbuki bir videoyu falan karıştırsa oradan görecek. Dünya bütün adaletsizlikleri yaşadığı yerde, karşısında adaletle hükmetmeye çalışan bir Türkiye var. Bunun için de diyoruz ki; dünya beşten büyüktür. Bunu bugün söylüyoruz, yarın da söyleyeceğiz. Kaldı ki Birleşmiş Milletler’de daimi üye sayılarının tamamı, bütün ülkeler, üye sayısı 196, bunların da tamamı daimi olabilmeli, ama dönerli şekilde, ama farklı şekilde. Bunu her gittiğimiz ülkeye anlatıyoruz, kabul ediyorlar. Şu anda beş tane daimi üye ülkenin iki dudağı arasında. Bu adil bir dünya değil. Artık dünya 1. Dünya Savaşı sonrası şartlarda değil, onlar artık geride kaldı. Şimdi eğer yeni bir dünyayı hep birlikte kuracaksak, bunu ben göremezsem bile inşallah sizler göreceksiniz. Sizler bunu başaracaksınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’den bağlanan Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi Deniz Kaya’nın, yoğun çalışma temposu ile yoğun siyasi hayatının, aile hayatında baba ve dede rolünü nasıl etkilediğini sorması üzerine, şunları söyledi: “Deniz şimdi öyle bir soru sordu ki, yaramı deşti. Bu seçim çalışmalarından, gece geç saatlerde eve gelişlerden bir tanesinde de yine eve çok geç gelmiştim. Yatak odamızın kapısına büyük kızım bir pusula yapıştırmıştı. Pusulada şu yazıyordu. ‘Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın?’ Çünkü her gece eve geliş saat 24.00, 01.00. Ben geldiğim de bir de bakıyorum çocuklar yatmış. Ama biz de tabii çalışmalarımızı yapıyoruz, toplantılarımız oluyor vesaire. Belki yanlış yaptım ama sonra düşünüyorum ki biz çalışmazsak, o çalışmazsa, bu çalışmazsa kim çalışacak? Bir şeyler yapmamız lazım. Yarının aydınlık Türkiye’sini, hani diyoruz ya Gazi’nin söylediği gibi ‘Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak’ Bu lafla olmaz. Eğer Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracaksak, çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. İşte 18 senede öyle çalıştık, öyle çalıştık ve hâlâ çalışıyoruz ki, bak İstanbul-İzmir arasını 3 saat 15 dakikaya düşürdük mü? Artık arabanıza biniyorsunuz, 3 saat 15 dakikada İstanbul’dasınız veya İstanbul’dan İzmir’desiniz. Şimdi davama, ülkeme ve milletime karşı sorumluluklarımı yerine getirmek için koştururken çocuklarıma yeteri kadar vakit ayıramamış olmak tabii ki en büyük yaramdır. Hamdolsun onlar bu durumu gördükleri için fedakârca sabrettiler ve hep yanımda yer aldılar. Torunlarımla daha fazla vakit geçirebilmek için her vesileyi kullanıyor, her fırsatı değerlendiriyorum. Üstlendiğim görevlerin yoğunluğu sebebiyle çocuklarımla ve torunlarımla hâlâ arzu ettiğim kadar vakit geçiremiyorum. Fakat onların zaman zaman yanıma gelmiş olmaları, şu anda tabii Allah’ıma hamdolsun, sekiz tane torunum var. Ama dua edelim daha çok olsun inşallah. 2053’ün neslini yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Sizleri ben 2053’ün şimdiden mimarları olarak görüyorum ve bunu da başaracaksınız. Buna da inanıyorum. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz ve bunu da başaracağız inşallah.”

Konya’dan katılan lise son sınıf öğrencisi Fatih Furkan Emre Deveci, Millî Teknoloji Hamlesi’nin, hem gençlerde hem de Türk halkında heyecan uyandırdığını belirterek, “Bugünden baktığımızda gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz, biz gençleri Milli Teknoloji Hamlesi’nde daha neler bekliyor?” sorusunu yöneltti.

“SAVUNMA SANAYİNDE İHRACAT YAPAN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ülkenin gerçek manada egemen bir devlet hâline gelebilmesinin bazı şartları olduğunu ifade ederek, soruya şu karşılığı verdi: “Bunlardan bir tanesi de teknoloji geliştirebilen ve üretebilen altyapıya sahip olmasıdır. Bakın ülkemden şöyle bir profil çiziyorum. Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk. Biz aynı şekilde millî savunmada yüzde 20 yerli, bunun dışında tamamen ithal savunma sanayinde kullanım yapıyorduk. Ama şimdi yüzde 20’den yüzde 76’ya çıktık. Nereden nereye. Belki bilinçli olarak, belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye millî ve yerli teknolojiden uzak kalmıştır. Göreve geldiğimizde bu acı durumun en büyük ve tehlikeli yansımalarını da savunma sanayinde gördük. Amerika’ya gittim. Amerika Başkanı, evlat Bush’tan ben bu dronlarla ilgili, İHA’larla ilgili ‘Bize İHA vermeyecek misiniz?’ dedim. O zamanlar bize 48 saatte bir anlık İHA gönderiyorlar. Ne için biliyor musun? Terörle mücadele için. Hemen o zamanki Dışişleri Bakanı’nı yanına çağırdı, o da toplantımızdaydı. Dedi ki ‘Niye böyle yapıyorsunuz?’ Dışişleri Bakanı da o zaman Rice. Dedi ‘Bundan böyle kesinlikle Türkiye’ye insansız hava aracı, bakın SİHA demiyorum, İHA vereceksiniz’ 24 saatliğine bize İHA’lardan veriyorlardı. Terörle mücadele edeceksin. Neyle? SİHA ile değil, İHA ile. İHA ne işe yarıyor o zaman. İHA sadece nokta tespiti yapıyor. Yani koordinatları belirliyor. O koordinatları belirledikten sonra servise sinyallerini veriyor. Servise verdiği sinyallerle de F-16’lar gidip orayı vuruyor. Tabii bu size bir zaman kaybettiriyor aynı zamanda. Daha sonra ne oldu? Bayraktarlar İHA’yı da yaptı, SİHA’yı da yaptı. Şimdi de üçüncü olarak Akıncı’yı yaptı. Bundan böyle çok daha farklı bir konumdayız. Geldiğimiz yer elbette çok önemli ama henüz yine de söylüyorum hedeflerimizin gerisindeyiz. Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız. İthalat değil, ihracat. Artık biz SİHA’larımızın bütün mühimmatını da Türkiye’de yapıyoruz. Yani ‘Birisi bize göndersin de kullanalım’ yok. Biz şimdi kendimiz onu da üretiyoruz. Yani daha açık konuşayım, bombalarını da biz üretiyoruz. Yani bütün Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, buralarda teröristlerin inlerine girdik ve giriyoruz.”

“GENÇLERİMİZİN MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ’NE OLAN İLGİLERİNİN HER GEÇEN GÜN ARTTIĞINI GÖRÜYORUZ”

Teknoloji geliştirmek için gereken insan kaynağını ve fiziki altyapıyı bir anda ortaya çıkarmanın mümkün olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun uzun soluklu bir mücadeleyi gerektirdiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 20 yıla yaklaşan sürede serptiğimiz tohumların yeşerdiğini Allah’a hamdolsun, gençlerimizin Millî Teknoloji Hamlesi’ne olan ilgilerinin her geçen gün arttığını TEKNOFEST’lerde görüyoruz. On binler, yüz binler TEKNOFEST’teki gösterilere katılıyor. Niye? Ya bu milletin aşkı var. Bu milletin genci bugünlerin hep özlemi içerisindeydi ve şimdi umudumuz artıyor, umudumuz güçleniyor. İnşallah bu mücadeleyi zirveye sizler çıkartacak, nihai hedeflerine de sizler ulaştıracaksınız” diye konuştu.

Muğla’nın Datça ilçesinden bağlanan ve Anadolu Lisesi 3. sınıfta okuyan Furkan Yedikat, “2002 yılı öncesinde birçok zorluklarla uğraşan bir Türkiye vardı. Ancak bu zorlukların hiçbirini yaşamadığımız için bize uzak geliyor. Bu zorlukları anlayabilmek ve yakınlarımıza anlatabilmek için bizlere ne tavsiye edersiniz?” sorusunu yöneltti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle tabii bu sözlerine bu zorlukları yaşamış, çekmiş İstiklal Marşı’mızın şairiyle cevap vermek istiyorum. Mehmet Akif merhum, ‘Tarihi tekerrür diye diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’ Bizim de millet olarak geçmişimizden ibret alarak aynı hatalara düşmememiz gerekiyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar için eski Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin mukayesesini yapmanın nispeten daha kolay olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Çünkü onlar tüm zorlukları, sıkıntıları, çarpıklıkları yakinen gördüler, yaşadılar. Gençlerimiz, bizzat tecrübe etmedikleri bu mukayeseyi yapmakta elbette zorlanıyor. Sizlerin de büyüklerinizden dinleyerek, o dönemin görüntülerini seyrederek, okuyarak bu eksiği kapatmanız gerekiyor. Unutmayın sevgili gençler, yapmak zor, yıkmak kolaydır. Ne diyor Akif? ‘Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek ancak hadi gel yapalım şunu geri desen bir Sinan, bir de Süleyman gerek.’ Ne düzel değil mi? Hem elimizdekinin kıymetini bilmek hem de hedeflerine sıkı sıkıya sarılmak için geçmişimizi çok iyi öğrenmeliyiz. Yıkmak kolay, yapmak zor ama siz inşallah yıkanlardan değil, yapanlardan olacaksınız. Bilgisayarınızla hedefleri aynı şekilde inşallah olgunlaştıracaksınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medipol Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencisi Mihal Sarıyıldız’ın, Adalar’daki 978 atın akıbetini sorması üzerine, Adalar’daki atların bir canlıya yakışmayacak şartlarda çalıştırılması ve muhafazasının uzunca bir süredir gündemlerinde olduğunu söyledi. Bu konuda eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları rahmetli Kadir Topbaş ile Mevlüt Uysal’ın çeşitli çalışmalar yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Ancak bu hazırlıklar uygulanamadan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim değişti. Ardından da hâlâ ne olduğuna dair tatmin edici bir açıklamanın yapılamadığı müessif hadise yaşandı. Hayvan hakları konusunda ortalığı toza dumana katanların bu hususta hiç ses çıkarmamaları da ayrı bir ikiyüzlülük örneğidir. Hadi konuşsanıza, niye konuşmuyorsunuz? Sesinizi çıkarsanıza, niye çıkarmıyorsunuz? Bu işin ideolojik boyutu olamaz. Hayvanlara acımanın ideolojik boyutu tam aksine olması lazım. Nedir o? Hayvanı seveceksin ve onların bu ıstıraptan kurtulması için ne gerekiyorsa bunu yapacaksın. Bize haber geldi, İçişleri Bakanım beni aradı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da yanındaydı. Ben dedim ki, ‘Ne gerekiyorsa yapalım’ Söyledikleri, ‘Burada elektrikli araçlar kullanabilir miyiz?’ Hayırlı olsun kullanın, yeter ki hayvanlar bu ıstırabı çekmesin. İstanbul’un atlarına dahi sahip çıkıp, hesabını veremeyenlerin diğer konularda neler yaptıklarını düşünmek bile istemiyoruz. Hiç şüphesiz tüm bu olup bitenleri, İstanbul halkıyla birlikte milletimiz görüyor, değerlendiriyor. Günü geldiğinde bunların hesabı sandıkta feraset sahibi tüm İstanbullular tarafından sorulacaktır, ben buna inanıyorum.”

“GENÇLERİMİZ TRANSKRİPT BELGELERİNİ, HERHANGİ BİR ÜCRET ÖDEMEDEN VE HIZLI BİR ŞEKİLDE ALABİLECEKLER”

Sinop’tan bağlanan Bursa Uludağ Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü 2. sınıf öğrencisi Şevval Çörtmenoğlu’nun, yaklaşık 8 milyon üniversite öğrencisi olarak dünyanın her yerinden alınabilen transkript belgesinin ücretsiz ve çift dilli olmasını istediklerini dile getirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine teşekkür ederek, bugünlerin hassas sorularından biri olduğunu ifade etti.

Bu konuda bir süredir üniversite öğrencilerinden şikâyetler aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuyu Yükseköğretim Kurumumuzla görüşerek çözümü konusunda gereken talimatları verdik. Yükseköğretim Kurumumuz da üniversitelerimizle gereken koordinasyonu sağlayarak, hazırlıklarını tamamladı. Şimdi sizlere bu müjdeyi ekrandan duyurmak istiyorum. Artık gençlerimiz transkript belgelerini, tam da sizin istediğiniz şekilde, istedikleri yerden, çift dilli olarak, herhangi bir ücret ödemeden ve hızlı bir şekilde alabilecekler. Hem salgın döneminde farklı şehirlerde bulunan hem de eğitimlerine yurt dışında devam etmek isteyen öğrencilerimize büyük kolaylık sağlayacak bu yeniliğin gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Antalya’nın Alanya ilçesinden katılan ve üniversite sınavına hazırlandığını belirten 19 yaşındaki Arif Emirhan Bulut’un, Türkiye’nin salgın döneminde yaptığı insani yardımların devamının gelip gelmeyeceği sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın tamamıyla birlikte Türkiye’yi de derinden etkileyen Koronavirüs salgınıyla mücadelede örnek bir ülke konumunda olduklarını ifade etti.

“SALGIN DÖNEMİNDE ÇOK YÖNLÜ BİR DESTEK PROGRAMINI HAYATA GEÇİRDİK”

Sağlık sisteminin gücü sayesinde pek çok yerde ortaya çıkan felaket görüntülerinin Türkiye’de yaşanmadığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda üretimi ve tedarikindeki güçleri sayesinde de hiçbir insanın temel ihtiyaçlarını karşılama hususunda sıkıntıya düşmediklerini aktardı.

Bununla birlikte zorunlu olarak aldıkları kısıtlama tedbirlerinden olumsuz etkilenen kesimler olduğunu da bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmama anlayışıyla çok yönlü bir destek programını hayata geçirdik. Salgın döneminde şimdiye kadar, sosyal koruma kalkanı adı altında, bakın gençler burası çok önemli, 61 milyar liralık bir meblağı karşılıksız olarak her kesimden ihtiyaç sahibi insanımıza dağıttık. 61 milyar diyorum. Bu çerçevede, hane bazlı sosyal destekler kapsamında yaklaşık 2 milyon 300 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza 8,5 milyar lira aktardık. İstihdamı korumaya yönelik kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 765 bin, nakdi ücret desteğinden 2,5 milyon, işsizlik ödeneğinden 1 milyon insanımız istifade etti. Normalleşme desteği için de 3,2 milyon esnafımıza 4 milyarın üzerinde karşılıksız destek sağladık. Gelir kaybı ve kira desteği olarak da 5 milyar liranın üzerinde bir kaynağı esnaflarımıza hibe olarak dağıttık. Bakın, karşılıklı ödeme değil, hibe olarak dağıttık. Ayrıca vergi ve sigorta primlerinden çek ve senetlere kadar, reel sektörün işleyişinde sıkıntıya yol açabilecek ödemeleri erteledik. Tüm bunlara ilave olarak, faizsiz veya düşük faizli kredilerle esnafımızdan sanayicimize kadar iş dünyasının tüm kesimlerini 315 milyar lirayı bulan bir kaynakla destekledik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temennilerinin, salgının bir an önce sona ermesi ve insanların hayatlarının normale dönmesi olduğunu, bu gerçekleşene kadar millete verdikleri destekleri, gerektiğinde çeşitlendirerek sürdürmekte kararlı olduklarını vurguladı.

“Son 16 aydır yaşanan hadiseler, ülkemizde hiç kimsenin sahipsiz olmadığını, devletin tüm imkânlarıyla vatandaşının yanında yer aldığını göstermiştir. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı sürdürecektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En Uzun İftar Sofrası” programını, ismiyle müsemma uzun ve keyifli bir sohbet olarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Katılan gençlere teşekkür ederek aileleriyle birlikte mutluluklar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutladı.

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, bölgesinin en güçlü orman yangınlarıyla mücadele altyapısına sahip ülkesidir”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris’te yangından etkilenen bölgelerdeki incelemelerinin ardından yaptığı konuşmada, yangınla mücadele konusunda sosyal medya ve çeşitli dedikodu mecraları aracılığıyla akıl almaz yalanlar, iftiralar, çarpıtmaların ortalığa saçıldığına işaret ederek, “Türkiye, bölgesinin en güçlü orman yangınlarıyla mücadele altyapısına sahip ülkesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’te yangından etkilenen bölgelerde incelemelerinin ardından Marmaris Öğretmen Evi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Marmaris’ten önce Antalya’nın Manavgat ilçesine gittiğini ve yapılan çalışmaları yerinde incelediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Manavgat’tan Alanya’ya kadar olan alanı helikopterden inceleme imkânı bulduğunu söyledi.

Allah’tan ülkeyi ve milleti her türlü kazadan, beladan, afetten ve musibetten muhafaza eylemesini niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yangında şu ana kadar çeşitli otel, kamu kurumu ve evlerin hasar gördüğünü, tehlike altında olan bazı mahallelerin boşaltılarak insanların güvenli yerlere nakledildiğini ifade etti.

“BOŞALTILAN MAHALLELERİMİZDEKİ VATANDAŞLARIMIZ EN YAKINDAKİ GÜVENLİ YERLEŞİM YERLERİNE AKTARILMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasına şöyle devam etti: “Muğla’dan, diğer illerimizden ve Azerbaycan’dan gelen ekipler, her yangın sahasında çalışmalarını sürdürmektedir. Yangınlara müdahale için hava araçları yanında 80 arazöz, 35 tanker, 31 iş makinesi, 176 hizmet aracı, 1400 personel görev yapmaktadır. Sağlık Bakanlığımız da 38 ambulans ve 175 personelle vatandaşlarımıza yardımcı olmaktadır. Yangından etkilenen vatandaşlarımızın ikisi dışında hepsi hastanelerden taburcu edilmiştir. Boşaltılan mahallelerimizdeki vatandaşlarımız en yakındaki güvenli yerleşim yerlerine aktarılmıştır. Ayrıca barınma, gıda, temizlik malzemesi ve benzeri ihtiyaçlar için gereken her türlü tedbir alınmış, her türlü ikmal mekanizması oluşturulmuştur.”

Şahin Akdemir’in Marmaris’teki yangına müdahale eden ekiplere yardımcı olmak isterken hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride gözü yaşlı bir kız evlat ve sevenlerini bırakan Şahin’e Allah’tan rahmet, ailesine sabır diledi.

Türkiye’nin, Şahin ve onun gibi canı pahasına ülkesini korumanın mücadelesini verenleri asla unutmadığını ve unutmayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yangın söndürme ve soğutma faaliyetlerini müteakip hemen yapılan zarar tespitlerine göre, konut, ahır ve ticari alanlarla ilgili gereken adımların atılmaya başlanacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Marmaris’teki yangının birine çocukların yol açtığı bilinmekle birlikte, diğer yangınlarla ilgili araştırmalar sürüyor. Hatta Milas’taki yangınla ilgili bir kişi gözaltına alınmıştır” dedi.

“TÜRKİYE, BÖLGESİNİN EN GÜÇLÜ ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE ALTYAPISINA SAHİP ÜLKESİDİR”

Geçen yıl terör örgütü elebaşlarının ormanları yakma talimatı vermesinin ardından ülkedeki orman yangını alanının iki katına çıktığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yangınların bir kısmının da benzer bir talimatla başlatılmış olma ihtimalini göz ardı etmediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ormanlarımızı yakanları bulup ciğerlerini yakmak boynumuzun borcudur. İlgili birimlerimiz gereken çalışmaları hassasiyetle yürütmektedir. Tabi ülkemizin karşılaştığı her krizde, her hadisede, her sıkıntıda olduğu gibi orman yangınları konusunda da istismarcı bir kesim hemen harekete geçmiştir. Sosyal medya ve çeşitli dedikodu mecraları aracılığıyla akıl almaz yalanlar, iftiralar, çarpıtmalar hemen ortalığa saçılmıştır. Hâlbuki bu siyaset konusu yapılabilecek bir mesele kesinlikle değildir. Türkiye, bölgesinin en güçlü orman yangınlarıyla mücadele altyapısına sahip bir ülkedir. Uçaklar meselesinde devletin resmî bilgilerine kulak vermektense yıllarca bu ülkenin vaktini ve kaynaklarını israf etmiş olanların yalanlarına inanmayı tercih edenleri üzüntüyle takip ediyoruz. Canlarını tehlikeye atarak, yangınlarla mücadele eden ormancılarımıza, itfaiyecilerimize, güvenlik ve sağlık personelimize, resmi ve sivil görevlilerimize zerre kadar saygısı olmayan bu kirli zihniyeti yok farz ediyoruz, ademe mahkum ediyoruz.”

“Allah’ın izniyle Türkiye, bu yangınların izlerini kısa sürede silecektir. Hiçbir vatandaşımızın mağdur olmasına müsaade edemeyiz. Can kaybı dışındaki her türlü kaybı, telafi edecek güce ve imkâna sahibiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi ülkesine ve halkına düşman zihniyeti milletin ilk fırsatta tasfiye edeceğine ilişkin düşüncesini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birliğe, beraberliğe, dayanışmaya en çok ihtiyaç olan dönemde tüm vatandaşları bir binanın tuğlaları gibi sıkı sıkıya kenetlenmeye davet etti.

“DEVLET-MİLLET DAYANIŞMASINI BOZMAK İSTEYEN PROVOKATÖRLERE ASLA MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ”

Yanan alanlarda fidan dikimine ilk yağmurlarla birlikte başlanacağını ve zarar gören vatandaşların hiçbirinin mağduriyetine de meydan verilmeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet-millet dayanışmasını bozmak isteyen provokatörlere asla meydanı bırakmayacağız. Şehitler veren bir kurum olan orman teşkilatımızın kahraman mensuplarının fedakârlıklarına saygı duymayanlar, her mecrada hak ettikleri dersi alacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman yangınlarıyla mücadele ederken şehit olan itfaiyecilere Allah’tan rahmet ve ailelerine sabır dileyerek, alanında dünyanın en iyilerinden olan orman teşkilatını daha da güçlendirmek için gereken adımları süratle atacaklarını açıkladı.

Orman yangınlarından etkilenen bölgelerin “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece tarım, hayvancılık ve sera faaliyetlerinin hasarlarının karşılanacağını, yanan ve hasar gören evlere öncelikle 50 bin liraya kadar eşya yardımı yapılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca kira yardımı yapılacağını, vergiler, SGK primleri, esnaf kredileri ödemeleri, tarım kredi, tarım ziraat borçlarının erteleneceğini, faizsiz esnaf kredisi ve KOSGEB acil desteği verileceğini ve bir ay içerisinde de evlerin inşaatına başlanacağını kaydetti.

Bir yıl içerisinde kırsal mahallelerdeki ve tüm afet bölgesindeki evlerin yöresel mimariye uygun şekilde ahırı, deposu ve tüm müştemilatıyla tamamlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yangından etkilenen bölgelerde acil ihtiyaçların karşılanması için 50 milyon lira ödenek gönderildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dünyada orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Biz iktidar olduğumuz süre içerisinde yaklaşık 5 milyon ağaç dikmiş bir iktidarız. Sadece bu 19 yıllık sürede diktiğimiz bu ağaçlar ile şu anda başımıza gelen bu sıkıntıları inşallah yine en kısa zamanda telafi edecek güce sahibiz. Orman alanımızı bu süre içerisinde 23 milyon hektara çıkarmıştık. İnşallah hem yanan yerlerin yenilenmesi hem diğer kampanyalarımızla bu alanı daha da artıracağız” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından orman yangınında söndürme ekiplerine su taşırken hayatını kaybeden Şahin Akdemir’in ailesi ile görüşerek, taziye dileklerini iletti.

Marmaris’te vatandaşlara da hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sabah itibarıyla yangından etkilenen yerleri “Afet Bölgesi” ilan ettiklerini anımsattı.

HAYATA ETKİLİ AFET BÖLGESİ

Antalya’nın Manavgat, Akseki, Alanya, Gündoğmuş ve Gazipaşa, Muğla’nın Marmaris, Bodrum, Milas, Köyceğiz ve Seydikemer, Adana’nın Aladağ, İmamoğlu, Karaisalı ve Kozan, Mersin’in Aydıncık ve Silifke, Osmaniye’nin merkez ve Kadirli ilçelerinde, yangından etkilenen yerlerin bu kapsama gireceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çerçevede tarım, hayvancılık ve sera faaliyetlerinin hasarları karşılanacaktır. Buraları, Hayata Etkili Afet Bölgesi ilan ettik. Yanan ve hasar gören evlere 50 bin liraya kadar eşya yardımı ve ihtiyaç duyanlara kira yardımı yapılacaktır” diye konuştu.

Vergi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), esnaf kredi, tarım kredi ve Ziraat Bankası borçları ertelemelerinin de bu kapsamda uygulanacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Esnafımıza faizsiz kredi desteği sağlanacak, KOSGEB de acil destek mekanizmalarını işletecektir. Yeniden inşa edilecek evlerin yapımına bir ay içinde inşallah başlıyoruz. Hedefimiz bir yıla kadar yöresel mimariye uygun şekilde, bu evleri yapıp teslim etmektir. Acil ihtiyaçlar için yangın bölgelerine şu an itibarıyla 50 milyon lira ödenek gönderilmiştir. Rabbimden, ülkemizi ve milletimizi her türlü kazadan, beladan, afetlerden, musibetten muhafaza eylemesini niyaz ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muğla’daki yangınlarda hasar gören yerlerin olduğuna işaret ederek şunları kaydetti: “Yangın tehdidi altında olan mahallelerimiz boşaltılarak, oralardaki insanlarımız güvenli yerlere nakledildi. Diğer illerimizden ve Azerbaycan’dan gelen ekipler, Muğla’mızdaki yangın alanlarında görev yapıyor. Ormanlarının yarısından fazlası yangına karşı hassas olan ülkemiz, bu amaçla toplamda 4 bin 300 araç ve 21 binin üzerinde personelle görev yapan bir orman teşkilatına sahiptir. Muğla’daki yangınlar için de ihtiyaç duyulan tüm araç-gereç ve personel görevlendirilmiştir. Uçak sayımızı çeşitli ülkelerden aldığımız destekle epeyce artırdık. Başta Rusya olmak üzere, İran ve Ukrayna, bunlarla birlikte yangın söndürme uçaklarımızın sayısı 16’yı buldu ki bunların bir kısmı amfibi uçaklar, bir kısmı da tanker uçakları olmak üzere, bunlar tabii işimizi ciddi manada kolaylaştırdı.”

Türkiye’nin her tarafının deniz olması nedeniyle işin bu noktada çok daha kolay olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “45 helikopterimiz de noktasal söndürmeyi gerçekleştiriyor ve bu 45 helikopterimiz, bunlar da burada yoğun bir çalışmanın içerisindeler. Dokuz insansız hava aracımızla etkin bir şekilde sahadayız” dedi.

Gerektiğinde diğer kurumların da tüm imkânlarıyla orman yangınlarına müdahalede görev aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Tabii bizi en çok can kayıpları üzüyor. Antalya’da vefat eden iki ormancımıza, üç vatandaşımıza ve Muğla’mızda vefat eden bir vatandaşımıza, Şahin’imize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletim şundan emin olsun, yanan her karış orman toprağını çok daha fazlasıyla yeniden fidanlarla buluşturacak, orman varlığımıza tekrar kazandıracağız.”

“BU ÜLKE, BU MİLLET, BU ZARARLARIN ALTINDAN KALKAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 yılda 5 milyon 400 bin ağaç diktiklerini hatırlatarak, şimdi bunun katbekat fazlasını dikmek suretiyle Türkiye’yi “ormanlar ülkesi” hâline getireceklerini söyledi.

Evleri, iş yerleri, tarlaları, seraları, hayvanları, ahırları ve eşyaları yanan vatandaşların her birinin zararlarını tazmin edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda zarar tespit çalışmalarının devam ettiğini anlattı.

Hayvanları telef olan vatandaşların da bu noktadaki zararlarını gidereceklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç endişeleri olmasın. ‘Benim şu kadar hayvanın telef oldu’, hiç endişe etmesinler. Valilerimiz bu konuda çalışmaları sürdürüyor ve bu telefatı bizler gidereceğiz. Bu ülke, bu millet, bu zararların altından kalkar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm bu afetlerin, musibetlerin üstesinden gelebilecek güce ve imkâna sahiptir” değerlendirmesini yaptı.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Devletimiz yangınların söndürülmesi, hasarların tazmini, zarar gören yerlerin yeniden ihyası için çalışmaktadır”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Manavgat’ta orman yangınından etkilenen bölgelerdeki incelemelerinin ardından yaptığı konuşmada, “Devletimiz tüm kurumları ve imkânlarıyla yangınların söndürülmesi, vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi, hasarların tazmini, zarar gören yerlerin yeniden ihyası için çalışmaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Manavgat’ta orman yangınından etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunması ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den çalışmalar hakkında bilgi almasının ardından, Manavgat Gençlik Merkezi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman yangınlarıyla ilgili yaptığı açıklamasında, yangınlarından etkilenen tüm bölgelerin “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edildiğini hatırlattı. Böylece devletin, vatandaşların beklentilerini gidermiş olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya’nın Manavgat, Akseki, Alanya, Gündoğmuş ve Gazipaşa ilçelerinde yangından etkilenen tüm mahallelerin “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” olarak değerlendirildiğini söyledi.

“YANGINDAN ETKİLENEN BÖLGELERDE ORTAYA ÇIKAN ACİL İHTİYAÇLARI KARŞILAMAK İÇİN 50 MİLYON ÖDENEK GÖNDERİLMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mersin’in Aydıncık ve Silifke, Osmaniye’nin Merkez ve Kadirli, Muğla’nın Marmaris, Bodrum, Milas, Köyceğiz ve Seydikemer ile Adana’nın Aladağ, İmamoğlu, Karaisalı ve Kozan ilçelerinde yangından etkilenen tüm mahallelerinin de aynı kapsamda yer aldığını bildirerek, şunları kaydetti: “Yangından etkilenen bölgelerde ortaya çıkan acil ihtiyaçları karşılamak için 50 milyon ödenek gönderilmiştir. Şunu çok açık net söylemek durumundayım, yanan ve hasar gören evlere bu yardımın dışında kira yardımı yapılacak. Tarım, hayvancılık ve sera faaliyetlerinin hasarları karşılanacak ve Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi’nde vergiler, SGK primleri, esnaf kredileri ödemeleri, tarım kredi, tarım ziraat borçları ertelenecek. Faizsiz esnaf kredisi, KOSGEB acil desteği verilecek. Bir ay içerisinde evlerin inşaatına başlanacak. Bir yıl içerisinde hedef kırsal mahallelerdeki ve tüm afet bölgesindeki evler, yöresel mimariye uygun şekilde ahırıyla deposuyla tüm müştemilatıyla tamamlanacak.”

Yangın söndürme faaliyetlerinin çok geniş bir ekiple yürütüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık üç gündür maruz kalınan yangın felaketinden dolayı Manavgat halkına geçmiş olsun dileklerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin tüm kurumları ve imkânlarıyla yangınların söndürülmesi, vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi, hasarların tazmini, zarar gören yerlerin yeniden ihyası için çalıştığını dile getirerek, ilgili bakanlıklar ve kuruluşların görevlerinin başında olduğunu kaydetti.

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Osman ve Şehri Gardaş ile Akseki ilçesindeki Hasan Ali Yüksel’in hayatını kaybettiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yangından etkilenen 334 vatandaşımıza gereken tıbbi müdahale derhâl yapılmış ve hemen hepsi taburcu edilmiştir. Hâlen hastanede tedavisi süren pek az vatandaşımız kalmıştır. Yapılan ilk tespitlere göre 16 mahallemiz yangından zarar görürken, bazı mahallelerimiz de boşaltılmıştır. Çeşitli derecelerde hasar gören binalar ve konutlarla ilgili tespitler ışığında gereken çalışmalar yürütülecek. Aynı şekilde evlerdeki eşyalarla ilgili hasar tespitleri tamamlanmıştır. Köylerde 320 büyükbaş, 3 bin küçükbaş, 4 bin kanatlı hayvan, 360 arı kovanı telef olmuştur. Çiftçilerimizin 650 dekar muz serası, 120 dekar sebze serası, 15 bin dekar zeytin, defne, keçiboynuzu ve narenciye alanı zarar görmüştür.”

“YANAN HER YERİ, DAHA FAZLASIYLA AĞAÇLANDIRMAK EN BAŞTA GELEN GÖREVİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kredi Yurtlar Kurumu binalarının, afetzedelere ve yardım personelinin hizmetine açıldığına işaret ederek, şu bilgileri paylaştı: “Çadırdan beslenmeye bütün bunlar, her türlü araç gereç afetzedelerin emrine sunulmuştur. Elektrik sıkıntısı yaşanan 35 köyden tedbiren kesintisi süren 12’si hariç diğerlerine elektrik verilmiştir. Su kesintisi olan mahalle sayısı 28’den 15’e düşürülmüştür. Tıpkı deprem ve sel felaketlerinde zarar görenlere yaptığımız gibi yangında evleri kullanılamaz hâle gelen vatandaşlarımıza da yeni konutlar inşa edip vereceğiz. Milletimiz müsterih olsun. Hiçbir vatandaşımızın mağdur olmasına müsaade etmeyecek, her türlü zararlarını karşılayacağız. Giden canlara rahmet dilemenin ötesinde bir şey yapamayız ama yanan her şeyi yerine koyabiliriz. Anayasamızın 169. maddesine göre, yanan alanlar başka amaçla kullanılamaz ve tekrar ağaçlandırılır. Türkiye’nin orman varlığını artırmış bir yönetim olarak elbette yanan her yeri daha fazlasıyla tekrar ağaçlandırmak en başta gelen görevimizdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle dönemlerin ülke ve millet olarak birliğe, beraberliğe, kardeşliğe, dayanışmaya en çok ihtiyaç duyulan zamanlar olduğunu belirterek, yangınların çoğunun kontrol altına alındığını söyledi.

“ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE FİLOMUZU GÜÇLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

“Sadece son üç gündeki yangınlar için 4 bin personel, 6 uçak, 45 helikopter, bir insansız helikopter, 9 insansız hava aracı, 660 arazöz, 65 iş makinesi, 117 itfaiye aracı, 31 ambulans görev yapmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, atılan son adımlarla uçak sayısının 13’e ulaştığını, uçaklardan bazılarının amfibik, bazılarının da bayağı yüklü tankerler olduğunu bildirdi.

Ülkedeki ormanların yüzde 55’inin yangına karşı hassas bölgelerde yer almasından dolayı mücadeleyi hassas şekilde yürütmek mecburiyetinde olduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Bu amaçla orman teşkilatımızda ülke genelinde 4 bin 300 araç ve 21 binin üzerinde personel görev yapmaktadır. Uçak konusundaki sıkıntıların ana sebebi, uzun yıllardır bu görevi yürüten Türk Hava Kurumu’nun filosunu ve teknolojisini yenileyememiş olmasıdır. Buna rağmen 2021 yılında da artık hurda görünümüne bürünen bu uçaklardan üçü ile 18 helikopter, Türk Hava Kurumu ortaklığındaki bir şirketten kiralanmıştır. Ayrıca son yangınlarda çok işimize yarayan yeni teknolojiye sahip amfibik uçaklar ile yine gelişmiş helikopterlerimiz sayesinde yangınla mücadelede filomuzdaki zafiyeti ortadan kaldırmaya çalıştık. Ukrayna, Rusya, Azerbaycan’dan, son anda İran’dan gelen uçaklarla sayımız fiilen artmıştır. Bilhassa insansız hava araçları, yangınların hızla tespiti ve büyümeden kontrol altına alınması konusunda bize büyük imkânlar sağlamıştır. Bir dakikada 3 milyon hektarın üzerinde alanı tarayabilen insansız hava araçlarımız sayesinde geçtiğimiz yıl 234 yangını büyümeden söndürmüştük. Elde edilen tecrübelere ve ihtiyaçlara göre orman yangınlarıyla mücadele filomuzu güçlendirmeye devam edeceğiz.”

“GÜN, DAYANIŞMA VE ELBİRLİĞİYLE AFETLERİN ÜSTESİNDEN GELME GÜNÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Orman teşkilatımız dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul edilir. Herkesi gerektiğinde şehitler verme pahasına ormanlarımızı koruyan bu teşkilatımızın mücadelesine saygı duymaya davet ediyorum. Uluslararası kuruluşların değerlendirmelerine göre, bölgemizde yangınlara en hızlı ve en etkin mücadeleyi ve müdahaleyi yapan, en az zararı gören ülkeler arasında ilk sırada yer alıyoruz. Her dönemde olduğu gibi bugün de birileri milletin yüreğindeki yangını kendi kısır çekişmelerine meze yapmanın gayreti içine düşmüştür. Bu, siyaset konusu yapılabilecek bir mesele değildir. Sosyal medya ve diğer medya mecralarında dolaşıma sokulan miadını doldurmuş hurda araç gereç görüntüleri üzerinden yürütülen fitne, fesat, bozgunculuk faaliyetlerine kimse itibar etmemelidir. Sadece yetkili mercilerin açıklamalarına lütfen kulak veriniz.”

Günün dayanışma ve el birliğiyle afetlerin üstesinden gelme günü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yanan alanların yeniden ağaçlandırılmasına ilk yağmurlarla birlikte başlanacaktır” dedi.

“EMNİYETİMİZ, JANDARMAMIZ, İSTİHBARATIMIZ, YANGIN ÇIKAN YERLERDEKİ HER TÜRLÜ BİLGİYİ DEĞERLENDİRECEK”

Yangınlar konusundaki sabotaj şüphelerinin herkes gibi kendilerini de rahatsız ettiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emniyetimiz, jandarmamız, istihbaratımız, yangın çıkan yerlerdeki her türlü işareti, emareyi, bilgi, belgeyi değerlendirerek inşallah bu soru işaretlerini giderecektir. Şayet bu vatanı ateşe verecek kadar ülkemize ve milletimize ihanet içine girenler varsa onların yakasına yapışıp en ağır şekilde cezalandırılmalarını sağlamak da boynumuzun borcudur. Tabii terör örgütü elebaşlarının geçen yıl ormanları yakma talimatı vermesinin ardından ülkemizdeki orman yangını sayısının ve yanan alan büyüklüğünün yaklaşık iki katına çıktığını biliyoruz. Teröristleri nasıl dağlarda ve sınır ötesindeki inlerinde bitirmeye yaklaştıysak şehirlerimizdeki uzantılarını da kazıyıp atmakta kararlıyız” şeklinde konuştu.

Orman yangınlarında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan tüm vatandaşlarımızı ormanlarımızın korunması, tedbirsiz ateş yakılmaması, yakılan ateşlerin işi bittiğinde mutlaka tamamen söndürülmesi hususunda dikkatli olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki orman yangınlarında hayatını kaybeden Osman ve Şehri Kardaş çiftinin oğlu Hasan Kardaş ile görüşerek taziye dileklerini de iletti.

OKUMAYA DEVAM ET

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan,”Orman yangınlarından etkilenen hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz”

Published

on

By

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma namazı sonrasında basın mensuplarının orman yangınlarıyla ilgili sorusuna verdiği cevapta “Sel felaketinde nasıl kimseyi mağdur etmeyeceğimizi söyleyip, oralarda adımlarımızı attıysak, burada da evi yananlar, hayvanları maalesef telef olanlar onlarla ilgili de bütün hasar tespit çalışmaları yapılmak suretiyle biz hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazını Büyük Çamlıca Camii’nde kıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, namazın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Çeşitli bölgelerde çıkan yangılara ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eş zamanlı ülkemizin değişik yerlerinde çıkan yangınlarla ilgili soruşturma yoğun bir şekilde devam ediyor. Yani burada acaba herhangi bir suikast, bu tür şeyler var mı yok mu, bunların üzerine gidiliyor” diye konuştu.

Bu konuda İçişleri Bakanlığı’nın ve istihbarat örgütlerinin yoğun çalışmaları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bütün bu çalışmalardan sonra net ne olabilir bunu o zaman açıklamak durumunda olacağız. Fakat tabii şöyle boş verip de geçilecek bir iş değil. Çünkü değişik mekânlarda ama hemen hemen aynı anda Manavgat’tan başlayıp Muğla, Marmaris, Bodrum bütün bu bölgeleri kapsayacak şekilde süren bir yangın. Bir durumu da şöyle açıklamam lazım. Bu bir eğer millî bakış gerektiriyorsa, eğer bu ülke, millet olarak birlikte karar vereceğimiz veyahut da birlikte dayanışma içerisinde adım atacağımız bir konuysa, buna herkesin aynı istikamete bakışı gerekir. Fakat bakıyoruz ki burada bile siyaset, burada bile spekülasyonlar, burada bile maalesef siyasi partilerin yaklaşım tarzları gerçekten üzüntü verici. Bizim bir tarafta ciğerimiz yanıyor.”

“45 HELİKOPTERLE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı olarak ilgili bütün bakan ve bakan yardımcılarını bölgeye anında gönderdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları aktardı: “Bütün imkânlarımızı seferber etmek suretiyle burada dünyada sayılı itfaiye örgütlerinden bir tanesine biz sahibiz. Böyle bunların anlattığı gibi değil. Türk Hava Kurumu’nun uçakları varmış da. Neye göre söylüyorsun bunu? Neyi biliyorsun da söylüyorsun? Türk Hava Kurumu’nun şu anda elinde buralarda rahatlıkla kullanabilecek uçak falan yok. Ama bunlar duymaz uydurur kabilinden uyduruyorlar. Biz ise şu anda bir defa burada 45 helikopterle, bunlar fonksiyonel helikopterler, çalışıyoruz. Bunların yanında şu anda biz bugün itibarıyla uçak sayımız 5-6’ya çıkmış vaziyette. Bu uçaklardan Rusya’dan, Ukrayna’dan aldığımız uçaklar var. Az önce yaptığımız görüşmeler neticesinde Azerbaycan da bir amfibik uçağını gönderecek ki bunlarla beraber uçak sayısı 6-7’yi bulacak. Bizim için en verimli olanlar zaten bu yangın söndürmede bu uçaklar. Amfibik olmaları hasebiyle de çok daha tesirli, çok daha suyu alıp çok seri bir süreç içerisinde yangın söndürmeye ulaşabilen bu uçaklarla en modern anlamda bir etkinlik arzu ediyorlar.”

“1080 ARAZÖZ ŞU ANDA YANGIN BÖLGESİNDE ÇALIŞMADA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insansız hava araçlarıyla da özellikle bölgelerin durumlarını sürekli incelediklerini dile getirerek, bunlarla beraber 1080 arazözün şu anda yangın bölgesinde çalıştığını aktardı.

“1080 arazözden bahsediyoruz dikkat edin. İşte bunlar, bunları bilerek konuşmuyor ki. Sanki hiçbir şey yok, biz sadece seyrediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir diğeri 280 su tankeri şu anda aktif olarak çalışıyor. Bir diğeri 2 bin 270 ilk müdahale aracı yine burada şu anda aktif çalışıyor. İş makinelerinde 660 dozer ve iş makinesi, bir yangın tankı aktif olarak devrede. İşçi noktasında ise 10 bin 550 yangın, itfaiye işçisi aktif olarak burada görevde. 4 bin 110 teknik eleman yine bölgede çalışıyorlar. Bir diğeri ise 6 bin 440 orman muhafaza memuru çalışıyor. 1140 noktada ise orman yangınlarıyla şu anda mücadele devam ediyor. 28-30 Temmuz, bu yangının süreci ve 71 orman yangını ne yazık ki çıkmış vaziyette. 57 kontrol altına alındı, 14 orman yangının kontrol altına alınma çalışmaları ise şu anda devam ediyor. Yani olumlu istikamette bir gelişme söz konusu. Dolayısıyla şu anda, özellikle öğlen itibarıyla uçakların gelişiyle olumlu istikamete dönüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’ın, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un bölgede bulunduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu da çok açık net söylüyorum; sel felaketinde nasıl kimseyi mağdur etmeyeceğimizi söyleyip, oralarda adımlarımızı attıysak, burada da evi yananlar, hayvanları maalesef telef olanlar onlarla ilgili de bütün hasar tespit çalışmaları yapılmak suretiyle biz hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz. Bu hasar tespitlerinden sonra da telef olan hayvanların sahipleri mağdur edilmeyecektir. Çevre Bakanlığımız çalışmalarını yapıp TOKİ ile beraber yine bölgede evi yananların evlerini süratle yeniden inşa edilmek suretiyle onlar da inşallah en kısa zamanda yapılıp sahiplerine teslim edilecektir” diye konuştu.

“TOPLAM YAKLAŞIK 72 MİLYON DOZ AŞI YAPMIŞ VAZİYETTEYİZ”

Yeni tip Koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede vaka sayılarındaki artışa ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, değişik zamanlarda değişik tedbirler açıkladıklarını hatırlatarak, “Fakat çok değişik sesler değişik zamanlarda yine çıktı. ‘Biz böyle hep adeta hapis hayatı mı yaşayacağız bu nereye kadar böyle devam edecek?’ Dünyanın değişik yerlerinde bunlar zaten hep bu şekilde oldu. Önce maske yasaklandı, sonra tekrar maske takılması mecbur edildi” diye konuştu.

İlk kabine toplantısında tedbirleri yeniden ele alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam yaklaşık 72 milyon doz aşı yapmış vaziyetteyiz. Dünyada aşı yapacak ellerinde imkân olmayan ülkeler varken, Türkiye olarak hamdolsun biz, böyle bir sıkıntıyı yaşamadık. Bu noktada rahatız. Gerek Çin’den aldığımız aşı gerek BioNTech bütün bunlarla beraber şu anda en sağlıklı şekilde bu mücadeleyi nasıl sürdürürüz, bunu devam ettiriyoruz. Daha ileri gideceğim. Biz şu anda hamdolsun bütün solunum makinelerine varıncaya kadar bunu bile üreten bir ülke hâline geldik. Bütün bu solunum makineleriyle vatandaşlarımızın entübe durumlarında da müdahale etmemizi, zaten hastane noktasında sıkıntımız yok, bu noktada çok çok aktif bir ülke konumundayız, bunu da devam ettiriyoruz. Fakat bu çalışmaları yaptırmak suretiyle de inşallah yapacağımız ilk kabine toplantısında durumu tekrar gözden geçireceğiz. Bu şekilde devam mı? Çünkü bayram açık söylüyorum her şeyi bir yerde bayramdaki halkımızın yaşam tarzı tersine çevirdi. Bunu nereden biliyoruz? Önümüze gelen rakamlardan görüyoruz. Bu rakamlarda tabii durum maalesef aleyhe döndü. Bunu tekrar bizim lehe döndürmemiz lazım. Eğer olumlu istikamette bir gelişme olursa vatandaşımızı sıkıntıya sokmakla ilgili bir derdimizi yok. Tam aksine normal hayata nasıl döneriz bunun gayreti içerisindeyiz. Onun için de bütün tedbirlerimizi alıyoruz ve normalleşmeyi hızlandırmanın gayreti içerisinde olacağız.”

ABD’DEN DEDEAĞAÇ’A ZIRHLI ARAÇ SEVKİYATI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Yunanistan Dedeağaç’a zırhlı araç sevkiyatı yapmasıyla ilgili gelişmelerin hatırlatılması üzerine de “Bu 2014 yılından beri Amerika’nın Dedeağaç’taki aslında bir planlı programıdır. Dolayısıyla yani burada anormal bir gelişme söz konusu değil. Bu kendisinin bu planlı attığı adımı da bizler de yakından takip ediyoruz? Yunanistan-Amerika ilişkilerini zaten biliyorsunuz fakat bizler de burada üzerimize düşen neyse bunu her zaman yapıyoruz. Tedbirse tedbir. Bunlar da zaten her zaman bizim için alınan veya atılan adımlardır” değerlendirmesinde bulundu.

OKUMAYA DEVAM ET

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 8. Türkiye İnovasyon Haftası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’da

SETMARİNE YACHTS

Falcon 900LX

Haber Burada